bu kezban ve modayla alakası olmayan kişi nasıl olurda modayla anılıyor aklım almıyor, bir silkelenin kendinize gelin bir tarzı bile yok üstelik çirkin merhmer erdem kendine gel!
kaderin bir cilvesi sonucu aslında asla ulaşamayacağı bir başarıya ve getirilerine sahip olmuş vasat karı kişisidir. ayşe arman da en azından bir tarz var. bu bildiğin paçoz kenar mahalle dilberi...
ayşe arman`dan bile daha vasat olan gazeteci bozuntusu. bunun gibilere göre gazetecilik, kendini bi b.k zannetmek.
(bkz: dadı)
http://t24.com.tr/haber/s...-yuzer-dans-edermis,80459
bu iğrenç yazı nedeniyle aldığı tepkilerden dolayı çark edip özür dilemesi hiç de samimi gelmedi bana. özrü kabahatinden büyük. tipinden gıcık bir karı olduğu belli zaten.
Oglunu sanki super dehaymis gibi tanimlayan degisik biri. Yok oglu youtubeda x factore katilan ciplak bi karinin videosunu izliyomus da niye izliyosun deyince sesi hosuma gitti demis. Cocugu nasi korkuttuysa o yasta yalan soylemeyi ogrenmis velet. Bi de ayna diye bi yerde milleti elestiriyo sacma sapan kahveden adam tut o resmi goster ayni seyleri soyler gecen hafta da futbolcular mankenleri tercih ediyolar cunku iksi de alfa demistir. Lan manyak futbolcu da manken de egitimsiz ve kultursuz oldugu icin olmasin sakin. Topcuda para var manken de modern fahise olduguna gore en iyi secim parayi ver mankene sakso cektir. Alfa malfa yalan onlar. messi mi alfa erkek amk. Yoksa sneijder mi.
12 haziran 2010 tarihinde hürriyet gazetesinde yazdığı yazıyı bugün itibari ile okuyan şahsımın tüm şimşeklerini nefretlerini ve ne kadar kötü duygularım varsa hepsini üzerine çeken insan.
çok iyi dans etmiyordu belki ama izlenesi geliyordu bana. o kapanmayan ağzı, o sütun bacakları, o ablak yüzü, o ceylan gözleri, o dillere destan göbeği... dans yarışmasından elenmesine üzüldüm.
keşke hanife hürriyet'e kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açsa... * gelecek para ile de eşi ve çocukları ile tatil yapsa... idi.
hürriyet gazetesi'nin kurumsal sorumluluk hissetmemesi ve üç maymunu oynaması da ayrıca enterasandır. böyle bir yazı için özür dilemeleri ve yazarı ya belli bir süre uzaklaştırmaları ya da işten çıkartmaları gerekirken, okur temsilcisinin yazısı ile okura şirin gözükmeleri ve gönül almaya çabalamaları da en hafif anlatımıyla olmamıştır. sinek küçük ama mide bulandırıyor ve artık hürriyet okumamalı. (evet, yeni mi uyandın derler adama ama zararın neresinden dönülse kardır.)
büyüyünce ayşe arman olacak. ondandır ablacığının "hemen dadı ile barışma yazısı yaz hatta birlikte bir fotoğraf çak, millet apışsın kalsın" öğüdünü dinlemesi. ablasının sözünü iki etmedi. yedik mi ben yemedim ama bu millet yer abicim. bari adam gibi özür dilemeyi becerebilseydi. eveleyip gevelediği bir yazı döktürmüş sonunda da dönüp herbikese çemkirmiş. üstte ne derse desin büyük notun satır aralarında samimiyetsizlik ve de iflah olmazlık ayan beyan okunuyor.
"Ben seni bu kadar sinirlendirecek ne yaptım dediği an, ben bittim.
Hayatımın en zor haftasıydı. Geçen hafta yazdığım yazı yüzünden çok öfkeli tepkiler aldım. Ama kimseyi suçlamıyorum. Çünkü bunu kendime ben yaptım. Hatalıyım. Yedi aydır bana annem kadar bazen ondan bile yakın olan kadını kırdım. Cumartesi sabahı yazıyı okuduğunda bana dönüp; "Her insan hata yapar. Ben seni bu kadar sinirlendirecek ne yaptım"; dediği an ben bittim. itiraf edeyim yazıyı tekrar tekrar okuduğumda ben bile kendimden nefret ettim. Hatalıyım. Duygularım çatapat gibi patlarken, sinirlerim çok bozukken bir yazı yazdım. Hatalıyım. Naif örnekler vereyim, birkaç tane de komik hikayeyle süsleyeyim derken çuvalladım. Öldürürüm, asarım, gömerim, keserim gibi kelimelerin gazeteye öyle bol kepçeden, arkadaşınla dertleşir, karşındaki senin içini bilir, aslında öyle demek istemediğini hesaplar gibi yazamıyormuşsun, üçüncü yazımda acı bir tecrübeyle anladım. Ne diye verdim ki dadımızın ismini... Vermeseydim keşke. Gereksiz yere afişe oldu. Facebookta, twitterda adına üyelikler açıldı. Yakınlarından gelen telefonlara "Ben mutluyum, bir sorun yok" demekten yoruldu. Merak edenlere not; biz mutluyuz gerçekten. Çünkü ikimiz de biliyoruz yaşadıklarımızın doğallığını, bunların dadılar ve anneler arasında bazen günde beş posta yaşanılacak cinsten şeyler olduğunu. Bunu en çok da o biliyor. Çünkü 20 yıldan fazladır çocuk bakıyor. Benim yeni anne olmamdan kaynaklanan hassasiyetlerimi, paranoyalarımı, kıskançlıklarımı, amatörlüklerimi, duygusallıklarımı
hoş görüyor. Yani bu noktada büyüklük onda kalıyor. Büyük bir not: Kırgın, kızgın olduklarım var tabii. Etik olmaktan, ahlaktan bahsederken hızını alamayan, işi dokuz aylık oğluma küfredecek kadar çirkinleştirenler mesela. Aynı gazetede çalıştığım hatta sözde mentorum olan Ahmet Hakan mesela. Keşke gazeteye yazmadan önce bir telefon açıp bir iki öğütte bulunsaydı. Yaşam tarzı üzerine yazmak görgü ister derken kendisi "yazının şehvetine kapılmak" terminolojisini bize öğreten olduğunu unutmasaydı. Bir de korktuklarım var. Beni dadımıza köle gibi davranmakla suçlayarak çarmıha geren, konuyu çok başka yerlere çeken, linç meraklısı insanlar; öfkenizden, tarzınızdan, tonunuzdan, üslubunuzdan, bakış açınızdan sizinle paylaşacağım gelecekten çok korktum bilesiniz!"
demiştir. hatasını kabul etmiştir, ya da etmiş gibi yapmaktadır. ben burda dadı için üzülüyorum. belki istemeyerek de olsa orda çalışmak zorundadır ama nasıl unutacaktır bu olanları..
emrindeçalışaninsanaodainsanodadenizegirmekistiyorlütfundabulunupmuhteşembirinsanlıkörneğigösteren34metrelikyatıolanburjuvagiller ailesine mensup kişi.
görüldüğü an korkulması tavsiye edilir.
bir de bu türün 33 metrelik yatı olanlar vardır. onlardan da korkulur.