shutter island

entry362 galeri33 video1
    50.
  1. leonardo di caprio'nun oyunculuğu iyi idi.Film için aynı şeyi söyleyemem...Göstere göstere şaşırtmaya çalıştılar.Yemedik.
    3 ...
  2. 51.
  3. psikopat bir ambiansta geçen gerilim şaheseri.
    5 ...
  4. 52.
  5. bence müthiş bir film. harika bir görsellik, üst düzey bir gerilim, iyi oyunculuklar, güzel sahneler, insanı ikilemde bırakabilecek bir son... çok kaliteli bir gerilim filmi.

    --çok fena spoiler--

    film dedektif teddy ve ortağı chuck'ın, denizin ortasında bulunan, hapishane görünümlü akıl hastanesine orada kaybolan bir kadın hastanın durumunu soruşturmak için gitmesini ve bundan sonra orada dedektiflerin yaşadığı esrarengiz olayları anlatıyor. insanı sürekli gelen ve ikilemlerde bırakan sahneler izliyoruz. film'De kadının odasından nasıl kaçtığı kafayı kurcalıyor ilkin. çünkü odadan kaçıp gitmek ve bunun da üstüne dışarı'daki fırtınalı hava'da, bir ada'da yaşayabilmek imkansız gibi bir şey. bunun üstüne "67 numaralı mahkum kim?" yazan bir not buluyorlar kaçak hastanın odasında. teddy halüsülasyobnlar görmeye başlıyor. eski karısını görüyor. hatta o zamanlar önceden savaştığı 2.dünya savaşında yaşadığı şeyleri görüyor. sonrasında ada'da dolaşan teddy noyce ve oda'dan kaçan mahkum olduğunu iddaa eden bir kadınla karşılaşıyor değişik yerler'De ve onlarla filmin sonunda ikileme düşmemizi sağlayacak konuşmalar yapıyor. özellikle kadınla yaptığı konuşma çok ilginç. sonrasında filmin finalinde doktorlar teddy'e onun orada uzun zamandır bulunduğunu, ona normale dönmesi için bu kaçak hasta gibi olayları kendilerinin düzenlediğini, onu şizofreniden kurtarmak için oyun yaptıklaını anlatır. yani ada'daki herşey bu hastayı (teddy) iyileştirmek için bir oyundur. teddy zamanında akli dengesi normal olmayan eşinin çocuklarını göl'De boğması ve üstüne'De karısını bunun için öldürmesiyle bütün bunları bilinç altına itmiştir. bu ada'daki en tehlikeli hasta da kendisidir.
    bütün bunları böyle kanıksadıktan sonra teddy'nin mağaradaki kadınla yaptığı konuşma aklına geliyor insanın. kadın doktor buranın düşündüğü gibi bir yer olmadığını anlatıyor. onların verdiği şeylerin senin halüsülasyonlar görmene yol açacağını, bir süre (36 saat) sonra bunların etkisini göstereceğini, sana deli dendikten sonra senin deli olmadığını anlatamayacağını çünkü delileri kimsenin dinlemeyeceğini, senin deliliğine delalet olması için geçmişindeki sorunları kullanacaklarını söylüyor. film'Deki bir çok şeyin bununla örtüşmesi de insanın kafasını kurcalıyor. gerçi filmin finalinde gösterildiği gibi olması çok yüksek ihtimal (bunun için bir çok kanıt ve ayrıntı var flmde) ama küçük de olsa bir açık kapı (kadın sanrı olabilir ama söyledikleri şüpheye düşürüyor) var.

    film görsel olarak da şahane. mesela teddy'nin gördüğü rüyalar'da göz banyosu yapıyoruz, c koğuşunda silent hill tadı alıyoruz. gösterilen ada başlıbaşına bir gerilim unsuru. teddy ve chuck'ın mezarlıktaki sahnesi de çok iyiydi. göl'De yaşanılan korkunç olayın gösterildiği sahne de çok etkileyiciydi. teddy'nin mağaradaki konuşması, final'De teddy'nin chuck'ın doktor olduğunu öğrendiği sahne ve teddy'nin o andaki mimikleri, film'De bulunan bir çok detay (mesela hatane'De kadın su içmek istediğinde aslında elinde bir şey bulunmaması. yani kadın sadece içer gibi yapıyor), sürekli kafa karıştırıp düşünmeye sefketmesi diğer güzel sahneler ve ayrıntılardı.

    oyunculuklar da çok iyiydi. mesela leonardo di caprio müthiş bir performans çıkarmış. diğer oyunculuklar da çok iyiydi. zaten senaryo çok iyi olunca, onlar da senaryoya kaptırıp gitmiş. bunların haricnde müzik de müthişti. arada duyduğumuz, izmir feribotlarında çıkan sese benzeyen siren sesi de filme ayrı bir gerginlik katmış.

    kısacası mükemmel bir film. ama sinema'da ama ev'De farketmez. eğer gerilim filmlerinden hoşlanıyorsanız kaçırmayın diyorum.

    teddy - "endişelenme ortak bizi yakalayamayacaklar"
    chuck - "haklısın biz onlara göre fazla zekiyiz"

    --çok fena spoiler--
    6 ...
  6. 53.
  7. iki kez izlenmesi gereken filmlerden. bir de gizli spoiler vereyim, filmin sonuyla ilgili kendi düşüncem:

    --spoiler--

    esas oğlanın kullandığı son cümleye dikkat etmek gerek. sanırsam orada teybi başa sarmadı, reset atmaya gönüllü oldu.

    --spoiler--
    6 ...
  8. 54.
  9. --spoiler--
    filmin sonunda ölümü göze alan kahramanın arkasından duygulanarak bakmamak elde değil.
    --spoiler--

    süper ötesi bi film.
    4 ...
  10. 55.
  11. hıncal'a göre kötü bir filmdir, demekki mükemmel filmdir.
    11 ...
  12. 56.
  13. Gerilim, Gizem, Psikoloji ve dramı harmanlayan çok başarılı bir filmdir. scorsese'den farklı türde bu kadar başarılı bir film görmek sevindirmiştir. sonu da gayet açık. nedir muallakta kalan anlamadım. yoksa ben mi yanlış anladım? izlemeyenlerden özür dileyerek the end şudur:

    --spoiler--

    bir canavar gibi yaşamak mı, yoksa onurlu bir adam gibi ölmek mi? filmin sonunda esas karakter gerçeğin farkına tamamen vardı. vicdan azabıyla yaşamaktansa kendini doktorların aşırı saldırgan ve iyileşmeyecek hastalar için uyguladığı tıbbi müdahaleye bile bile teslim etti.

    --spoiler--
    6 ...
  14. 57.
  15. sağ gösterip sol vuran filmdir. iyidir, hoştur.
    3 ...
  16. 58.
  17. kafamda kurduğum onca kurguyu silip çöpe atma başarısını göstermiş filmdir. filmi ilk izlediğimde yakalayamadığım ipuçlarını finali bildiğim için ikinci izleyişimde farkettim tabi. öncedende söylendiği gibi teddy* ve chuck* hastaneye ilk geldiklerinde silahlarını teslim ederlerken chuck' ın silahını çıkartırken acemilik göstermesi ilk farkettiğim noktadır. ondan sonra polislerin bu kadar gergin olmasının sebebinin en tehlikeli hastayla karşı karşıya olmalarından kaynaklandığını düşündüm. ayrıca teddy hemşire ve hasta bakıcılarla yaptığı sorgu sırasında dr. sheehan' ı sorduğunda gerçekte doktor olan ancak teddy' nin ortağı olarak tanıdığımız chuck' a bakıp gülüyorlardı. filmde sonradan farkedebileceğimiz birçok husus var ancak ilk izlendiğinde gözden kaçan detaylar bunlar. son zamanlarda izlediğim en güzel film olduğu da kesin. son olarak kısa zamanda çok göt etmek diye buna denir.*
    11 ...
  18. 59.
  19. -bu adadayken düşünmeden edemiyorum.
    +neyi patron ?
    -hangisi daha kötü olurdu ? bir canavar olarak yasamak mı yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi ?

    --spoiler--
    onca karmaşanın sadece bir oyun çıkması, kendimi bir an akıl hastası olarak hissetmeme neden oldu. belki de bu yaşadıklarımız da bizi normal hayata kazandırmak için bir oyundur. *
    --spoiler--
    9 ...
  20. 60.
  21. --spoiler--

    gerilim dozajı ve çarpıcı sonu beklentilerin altında kalan film. bence leonardo di caprio'nun son dakikada bir ibnelik yapıp o adadan kaçmak için bir plan kursaydı çok daha iyi olurdu gibi. ya da seyirciye leonardo'nun deli olduğuna inandırıldıktan sonra her şeyin doktorlar tarafından kurgulanmış olduğu bir psikolojik deney olduğu falan ortaya çıksaydı sanırım çok daha iyi bir final olurdu.

    --spoiler--
    6 ...
  22. 61.
  23. gerçekten değişik ve yer yer tahammül sınırlarını zorlayacak kadar durağan olan ama bir o kadar da diğerlerinden farklı bir yapım. ilk başladığında anlaşılıyor zaten sizi neyin beklediği yani siz tam öyle zannederken her şey bir anda tepe taklak oluyor, gidilmesi, görülmesi gereken bir film. hatta sırf leonardo di caprio nun oyunculuğu için bile gidilebilir.

    --spoiler--
    leo delirmese filmde, anlamaya çalışırken ben delirecektim resmen.
    --spoiler--
    5 ...
  24. 62.
  25. leonardo di caprio'nun oyunculuğunun tavan yaptığı martin scorsese filmi.

    --spoiler--
    filme ilk başta klişe dedektif - suçlu- hapisane üçlüsü düşünülerek ön yargıyla yaklaşılır.
    sonraları nazi - gaz odası - soykırım - savaş sahneleri gelecek diye beklenir, ama beklenen olmaz.
    gidişat, hapisanedekilerin suçlu değil hasta, film ilerledikçe de deney olduklarına işaret eder ama ...
    filmin sonlarına doğru 6. hisvari adamın ölü bile olduğu düşünülür ama o da değildir.
    bütün bir film boyunca kasvetli meteorolojik durum gidişatı daha da gerilimli hale getirmek için biçilmiş kaftandır.
    merdivendeki son sahne annemin ee bok gibi bitti demesine neden olmuştur. aslında film bok gibi bitmez.
    --spoiler--

    başarılı bir film. sinemada izlemek nasip olmadı. ama her ne koşulda olursa olsun izlenilesi.
    8 ...
  26. 63.
  27. vasatı aşamayan film.
    ben denizi pek sarmadı. şizo hikayelerde yeni bi şey yok.
    ama zaman kaybı da değil.
    ne diyoruz, eh işşte...
    3 ...
  28. 64.
  29. en başından bu yana bilmiyorum ama son 2 dakikasına kadar sonunu tahmin ettiğim film. ancak son 2 dakikası gerçekten süper olmuş. güzel film tavsiye edilir.
    3 ...
  30. 65.
  31. son derece güzel film olmuş. filmde amaç neydi? travma yasamış bir adamı, kendi gözünden anlatmanın, biz normal insanlarla ne gibi bir bağı olabilir. gerilim-korku tarzı filmleri sevmiyorum, yabancısı olduğun bir duyguyu sana bir film ile nasıl verebilirler ki üstelik film iyi olsada bir anlamı yok bunun. misal martin abimiz uğrasmıs didinmiş film için ama olaganüstü oyunculuklar ve zekice psikolojik çözümlemeler dısında ben bu filmden bir zevk almadım. sisli hava, ucusan kağıtlar klişeleri de bıktırdı artık yani o bahsettiğim duyguyu alacaksakta, sisli hava, ucusan kağıtlar gördümü lanet olsun diyor insan.
    2 ...
  32. 66.
  33. 67.
  34. fight club'tan sonra izlediğim 2. güzel şizo filmi. leonardoyu pek beğenmeme rağmen bu filmin hakkını vermiş gerçekten.
    yalnız kurgu mükemmel hakkaten.
    5 ...
  35. 68.
  36. --spoiler--
    sonunu tahmin etmenin çok zor olmadığı bir filmdi. daha doğrusu ilk akla gelen fikrin gerçeklemeyeceği düşüncesi, çünkü alışmışız. "ohaaaa! adama bak napmış yaaaaa..." dedirtecek bi film değildi. daha da doğrusu, bu sözleri yönetmen için ve scorsese'nin yeni göz ağrısı leonardo di caprio başta olmak üzere bütün oyuncu kardosuna etmek gerekir. çünkü, sadece leo değil bütün oyuncular harikaydı. asıl üzerinde durulması gereken filmin sonunda "bu ne lan, çok klişe bitti" demek değil, mühim olan ufak tefek ayrıntıların -ki milyonlarca vardı- ne kadar kaliteli bi şekilde filmin sonuna uyarladığıdır; yönetmenin nasılda ağırlığını filme koyabilmesidir ve de senaryonun şaşırmasından ziyade orada ben kigsley'in (oynadığı rolün adını unuttum şimdi) nasılda hastası için yaptığı oyundaki psikolojik sıralamaya nasılda harika bi şekilde vurgulanabildiğidir. harika bir film olmuş. aman ha ben sonunu bilmiştim diye triplere girmeyin herkes tahnim etmiştir. sizi gidi siziler****.
    --spoiler--
    5 ...
  37. 69.
  38. bu filmi izleyip de "ohh mayş gad anbelivibıl" triplerine girenlerin ta a.ına koyim çok afedersin. bunların lafına güvenip yine büyük beklentiyle izledik. filmin ortalarında sonunu az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz ki hiçbir sürpriz yok. tipik bir psikolojik gerilim, fragmanına aldanmamak lazım. aynı kulvardaki makinist bu filmi 4'e katlar 5'e böler kare kökünü alır böyle gider.
    2 ...
  39. 70.
  40. cacık olmayacak filmdir. müthiş oyuncu + müthiş yönetmenden bi halt çıkamamıştır ne yazık ki. filmin te güzel yani kısa da olsa brahms dinlettirmesiydi. onun dışındaki film müzikleri de berbat ötesiydi.
    1 ...
  41. 71.
  42. şimdi bok atan insanların dilini koparasım geliyor filmi izleyip burdaki entyrleri görünce. ulan bu filmi başında çözdüm diyen insan külliyen yalancıdır bir kere. mümkün değil çözülmesinin nerden çıkartıyorsunuz amına koyim? filmin sonuna kadar sadece tahminler var. acab bu mudur şu mudur diye? kesin budur diyen varsa da ellerinden öpüyorum saygıyla. bana göre üst düzey bir filmdir. klişe var mı? elbet var. tuzsuz yemek olur mu? olmaz. bu da onun gibidir. klişe illa ki olur. klişe var diye bok atarsanız sikerim öyle işi affedersiniz. görüntü kalitesi mükemmel bir kere, kendimi bir an 80'li yıllardaki çekim kalitesiyle çekilmiş bir yapım izlediğimi düşündüm. hoşuma gitti bu ayrıntı.
    --spoiler--
    finale gelirsek; dr. sheean ile teddy merdivende otururken olayı çözümlüyoruz tam olarak. teddy ''burdan çıkartacağım bizi'' derken; chuck diğerlerine dönerek başını iki yana sallıyor. yani burdan teddy'nin deli olduğunu, bunların hepsinin oyun olduğunu ve iyileşmediğini düşünüyoruz. sonrasında ise teddy, izleyiciyi ters köşeye yatırıyor:

    - canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi daha kötü?

    diyerek bile bile fenere gidiyor çünkü anılarıyla yaşamak ona ızdırap veriyor ve sürekli o canavar kişiliğini hatırlıyor. bu yüzden bile bile ölüme gitmek istiyor ve o anlık sürede dr. sheean'a oyununu oynuyor. sonrasında ise, chuck -yani dr. sheean- teddy'nin bile bile fenere gittiğini anlıyor ve sadece;

    - teddy? deyip arkasından fenere doğru giderken bakakalıyor.

    sonra izlemeyi bitirdikten sonra ilk sahnelere döndüğümüzde her şeyi oturtuyoruz kafamızda; chuck'ın silahı çıkartamaması, dosyaları teddy'e göstermemeler, sorgu sırasında kadının suyu içer gibi yapması, ordaki gardiyanların endişeli bir şekilde teddy'e bakması, yine sorgu sırasında kalemle defteri çizerek deli olan adamın zaafını bilmesi... gibi şeyler onun uzun bir süre hastanede olduğunu kanıtlıyordu.
    --spoiler--
    açıkladım rahatladım ohhhh....
    3 ...
  43. 72.
  44. Harika bir kurgu ile hazırlanmış, izleyiciyi sürpriz şaşırtmalarla daha iyi bağlayan, sonu hüzünlü, son zamanlarda yapılmış en iyi film.

    Leonardo'yu sevmeyen varsa da kurgu emeği için mutlaka seyredilmeli.
    2 ...
  45. 73.
  46. iyi bir atmosfere sahip, insanı zaman zaman geren bir film. sonu biraz klişe bitse de güzel film. di caprio'nun oyunculuğu
    iyi.
    2 ...
  47. 74.
  48. Martin Scorsese yine harikalar yarattığı bir film tabi bunun yanı sıra dennis'ide es geçmemek lazım ki zaten herşeyin asıl parçasını oluşturan o olmuştur.ilk filmiyle başlamak istedim bu güzel esere lakin hiçbirşey anlayamadan elim boş döndüm daha sonrasında raflarda kitabına rastladım ve hemen edindim.Okumadan önce dennis'in yeni yetme yazarlardan biri olduğunu düşündüm ancak okuduktan sonra anladım ki adam harikalar yaratmış.Bi kere filmle kitap resmen bağdaş kurmuş herbir kare her bir kelime tam yerine oturmuş,o yılların tüm esintisini bize arz etmiş olan bir yapım.Hala teddy'nin o migrenlerini,kuşkularını,kaçış sahnelerini,kibrit çakışlarını unutmuyorum.Filmin sonuna bakılırsa 2.si gelir gibi gözüküyo ancak şu haliyle tam tadımlık bence..
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük