shibumi

entry88 galeri1 video1
    63.
  1. kitabı zorla okuttuğum 4 arkadaşım da, ilk 50 sayfası çok sıkıcıydı, ama sonrasında bitene kadar bırakamadım.

    olağanüstü -oha yani- dedirten nicolei hel adlı kahramanı olan mutlaka okunması gereken kitap.
    0 ...
  2. 62.
  3. içinde Muazzam amerika tasvirleri bulunmakla birlikte; 1979 yılında yayınlanmasına rağmen hala günümüzde bile geçerli olan durumu gözler önüne sermesi bakımından aşmış bir kitaptır.

    --spoiler--
    Başarılı bir diplomat sayılmazdım. insanın kendisine kaypak bir vicdan edinmesi gerekiyor. başarılı olmak için geleceğe karşı esnek bir tutum gerekli bu meslekte. bendeyse bu nitelikler yoktu. ama bu arada amerikalılar'ı tanımaya, iyi ve kötü yanlarını görmeye olanak buldum. çok başarılı tüccarlardır onlar. parasal başarılara büyük saygıları vardır. bu tutum sana fazla yüzeysel ve değersiz gibi görünebilir. ama endüstri dünyasına çok iyi uyuyor. sen amerikalılar'a barbar diyorsun, hakkın da var. bu yönlerini senden daha iyi bilirim. tutuklularına işkence ettiklerini, cinsel baskı yaptıklarını bilirim. insanları uçan alevlerle tutuşturduklarını, yere düşünceye kadar kaç metre koşabileceklerini seyrettiklerini bilirim. evet, anlatılmayacak kadar korkunç ve zalim şeyler gördüm. ama nikko, bizim kendi askerlerimiz de tıpkı buna benzer şeyler yapıyorlar. savaş, nefret ve korku, bizim insanlarımızı da hayvanlaştırdı. oysa biz barbar değiliz. ahlak anlayışımız binlerce yıllık uygarlık ve kültürün etkisiyle daha bir sağlamlık kazanmış olmalıydı. amerikalılar'ın barbarlığı onlara bir özür oluyor... yoo hayır, böyle şeylerin özrü olamaz tabii. ama onların hareketleri için bir açıklama sağlıyor. biz kendimiz, binlerce yıllık saf kanımız, geleneğimiz ve dikkatli yetiştirilişimize karşın böyle insaf ve insanlık dışı hareketler yaparken, yamalı kültürel geçmişi yüzyıllarla değil, ancak on yıllarla sayılabilecek amerikalılar'ı nasıl vahşilikle suçlayabiliriz? amerika halkı alt tarafı avrupa'nın istenmeyenlerinden, orada başarı sağlayamayanlarından oluşmuş bir halk. bunu düşününce onları masum saymamız gerekir. bir sıtlan kadar, bir çakal kadar masum. evet, tehlikeli, evet hilekar... ama günahkar değil. sen onlardan adı anılmayacak bir ırk olarak söz ediyorsun. onlar ırk değil. bir kültür bile değil. avrupa ziyafetinden kalan artıkların yeniden ısıtılıp sofraya konulmuş hali onlar. yalnızca bir teknoloji. ahlak yerine, onlarda uyulacak kurallar var. bizde nitelik dikkate alınırken onlarda nicelik dikkate alınıyor. bizim onur ve onursuzluk dediğimiz şeyin karşılığında, onlar kazanma ve kaybetmeyi kullanıyorlar. aslında ırk diye düşünmemelisin. ırk demek hiçbir şey demek değildir. kültür ise her şey dir. ırk olarak sen beyazsın. ama kültürel açıdan değilsin. dolayısıyla da beyaz sayılmazsın. her kültürün kendi güçlü ve zayıf yönleri vardır. çeşitli kültürler birbirleriyle karşılaştırılıp ölçülemezler. yapılabilecek tek bir mantıklı eleştiri var. bir kaç kültür karıştığı zaman ortaya her seferinde, bu kültürlerin en kötü niteliklerinin karışımı çıkar. bir kültürün veya bir insanın kötü yanları, içinde gizli olan güçlü bir hayvandır. aynı kültürün veya insanın iyi yanları ise, uygarlığın baskısıyla gelişen ve oluşan ince, hassas, kolay kırılabilen bir kılıftan ibarettir... kültürler birbirleriyle karıştığı zaman elbette ki içteki güçlü varlıklar ortaya dökülür.cyani sen amerikalılar'ı barbarlıkla suçladığın zaman onları aslında duygusuzluk ve yüzeysellik sorumluluğuna karşı savunuyorsun. yalnızca melezliklerine değindiğin zaman en büyük kusurlarına parmak basmış oluyorsun. kusur kelimesi de en doğru kelime mi acaba? geleceğin dünyasında, tüccarlar ve teknisyenler dünyasında böyle melezlerin içgüdüleri üstünlük sağlayacaktır. teknoloji gerçi otomasyondur ama gelecek de odur. sen bu geleceği yaşamak zorundasın oğlum.Amerikalılar'ı tiksintiyle bir kenara itmek hiç işine yaramayacaktır. onları anlamaya çalışmalısın. hiç değilse sana verebilecekleri zararlardan korunabilmek için.

    --spoiler--

    --spoiler--
    Amerika'nın onur kavramı, kalorifere duyduğu ihtiyacın yoğunluğuna göre değişir. bir amerikalı'nın en tipik yanı, cesaretinin ve fedakarlığının kısacık süreler için geçerli olmasıdır. bu yüzden savaşta iyidirler de barış sorumluluğunu taşımakta yetersizdirler. tehlikeye dayanıklı olmakla birlikte, rahatsızlığa dayanıklı değillerdir. sivrisinekleri öldürmek için kendi havalarını zehirlerler., elektrikli ekmek dilimleme aletleriyle de enerji kaynaklarını tüketirler. unutma ki vietnam'daki askerler hiçbir zaman coca cola'sız bırakılmadı.
    --spoiler--
    4 ...
  4. 61.
  5. hayran olunası nicholai hel karakterine hayat veren sürükleyici bir trevanian eseri. kitap, "şibumi'nin oyun planı" adı altında 6 bölüme ayrılır.

    --spoiler--
    1. bölüm | fuseki: oyunun açılış bölümüdür, üzerinde oynanılan tahtanın tümü gözönüne alınır.
    2. bölüm | sabaki: güç bir durumdan çabuk ve esnek bir manevrayla kurtulma çabasıdır.
    3. bölüm | seki: nötr bir durum olup taraflardan hiçbirinin avantajı yoktur.
    4. bölüm | uttegae: bir özveri hamlesidir. rizikoludur.
    5. bölüm | shicho: hızlı bir saldırıdır.
    6. bölüm | tsuru no sugomori: taşların kendi yuvalarına çekilmesidir. rakip taşların zarif bir manevrayla ele geçirilmesi demektir.
    --spoiler--
    3 ...
  6. 60.
  7. --spoiler--
    doğruyu yabana atmayın, iyi kullanıldığında çok etkili bir silahtır. Ama unutmayın ki silahlar çok kullanılırsa yalama olurlar.
    --spoiler--
    3 ...
  8. 59.
  9. kitaplığımda sürekli gözüme çarpan, baktıkça sinir olduğum kitap.

    sebebini izah edelim hemen. malum shibumi başlı başına derin bi felsefe, içtimai bi kavram ve kitap ismini bu felsefeden alıyor. kitabı araştırdığınızda hemen karşınıza bu felsefeyle bağlantılı sözler çıkar.
    şunlar gibi..

    --spoiler--
    hakimiyet peşinde olmayan otorite. (sadece bu cümle yetti kitabı aynı gün alıp okumama)
    Olağan görünüm altında yatan gizli üstünlük.
    O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok.
    O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok...
    O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok.
    ifade dolu bir sessizlik.
    Kendini kanıtlama gereği duymayan alçakgönüllülük.
    --spoiler--

    tabi bu sözleri, birde kitabın bölümlerinin "go" oyunu terimlerine göre isimlendirildiğini görünce off diyorsun. şimdi shibumi, go kol kola girip acayip bi olay örgüsüyle süper bi roman okuyacağım. hala klasik hikayeci romanı aşamamış bi ton kitap ve hikayeden sıkılmışım zaten.

    kitaba başlıyosun bi numara yok.. çeviriden midir artık bilmiyorum dili de kötü. diyosun zamanla geçecek kitap kopacak.. yok koptuğu falan yarısına gelmişsin hala bi numara yok.
    go yok!(japon komutanla takılıyolar ama bi numara yok yani o bakımdan)
    güzel bi hikaye bile yok!
    shibumi hele hiç yok!

    bi karakter düşün, ultra süper bi erkek. kağıt parçasını ile adam öldürecek kadar süper ötesi dövüşüp, bi kadınla beraber olduğunda kadının cinsel hayatını bitirecek kadar süper ötesi sevişen bi adam. (neymiş kadın bir daha hiç kimseden zevk alamıyomuş) uber insan yani.

    adam şatoda yaşıyo, fuckbudysi var angelina jolie gibi bişey aynı zamanda yardımcısı. tabi o da uber sevişiyo. hatta kim daha geç boşalacak oyunları oynuyolar falan ilginç..
    ekstrem sporlarla ilgileniyo. (mağaracı)

    şimdi bu adam üzerinden amerikan(batı) kültürüne saldırıyo yazar güya.

    hikaye, felsefe, kitabın dili hepsini geçtim. bunlar var sanmıştık yokmuş. yazar böyle süper bi fikri harcamış.
    be kardeşim bari eleştirdiğin toplumun değerlerine aykırı bi karakter yaratsaydın azıcık.
    herkesin hayali, amerikan rüyası bi karakter yaratmışsın. herkesin hayali amerikan rüyası bi hayat yaşıyo. ee nerde kaldı eleştirin? hatta kitapta saldırı ve şiddeti kullanarak raiting yapıyolar diyen bi kısım vardı. karakterin mesleği kiralık katil.

    ayrıca..
    ya bende mi bi tuhaflık var bilmiyorum ama arkadaş tiksindim kitaptan.
    hani bazı tipler vardır. adam konuşmasa acaip karizmatiktir. uzaktan bakarsın adama aşık olursun hani.
    kitabın başında gizli servis yetkilileri adamı öyle bir anlatıyolar ki. karizmanın böylesi. adama yaklaşan yanar öyle feci bi adam.
    abi sonra adamla bi tanışıyosun. hele sonlara doğru konuştukça batıyo herif. karizma yerle yeksan.

    neyse sadede geleyim. hani overrated diye bi kavram varya. bu kitabı gördükçe küfrediyorum yazana o kadar overrated. bırak yazma kardeşim belki başkası aynı konuyla harikalar yaratacaktı.

    ancak yine de jet lee, jackie chan'in oynadığı tarzdaki filmleri sevenlere önerebilirim.
    0 ...
  10. 58.
  11. artık filminin çekilip, izlememiz gerektiğini düşündüğüm ultramegasüpersonik güzel kitap. *
    1 ...
  12. 57.
  13. tavsiye üzerine okuduğum bir roman. bir kere daha okumaya başladım. hastası oldum diyebilirim.
    0 ...
  14. 56.
  15. okunması en harika macera & bilimkurgu filmini 3d izlemek gibi bir şey olan gizemli roman...
    0 ...
  16. 55.
  17. travanian ın en iyi kitabı (okuduklarım içinde). herkesin beğenmediği, uzun bulduğu mağara anlatımları, tasfirleri en beğendiğim kısmıdır. birçok şeyi ilk kez o kitapta okumuştum, go oyunu mesela. kurgusu çok güzeldir. 15 yıl önce okuduğumda çok etkilenmiştim, tabi ilk kez şimdi okusam o zamanki kadar etkilenmezdim ama, güzel kitaptır. okunması gerekenlerdendir.
    0 ...
  18. 54.
  19. etkilenerek go oyununa sarmadığım kitap. ayrıca kuzenim kitabın adının anlamı ne diye sorduğunda verdiğim cevap doğrultusunda; 'hala bunu psikologa götürün' diye tepki de aldığım kitaptır.
    0 ...
  20. 53.
  21. Türkiye'deki yayın hakları e yayınlarına ait olan bir trevanian klasiğidir.

    --spoiler--

    Nicolai Hel, yarı rus yarı alman asıllı koyu bir amerikan düşmanı. Şanghay'da doğmuş. Bir japon generali tarafından büyütülmüş ve ''Go'' oyununu öğrenmiş. B ask dili dahil yedi dili ana dili gibi konuşuyor. Üstün düzeydeki ''yakın algılama'' yeteneği sayesinde fotoğrafı bile çekilemeyen bu yenilmez savaşçı günün birinde emekli olarak yaşadığı şatosundan amansız ve acımasız dövüşe katılmak üzere çıkıyor...

    --spoiler--
    0 ...
  22. 52.
  23. trevanian yapıtı şahane eser. komplo, felsefe, macera, inziva, japon kültürü ve de süper adam*. sonu klasik bir şekilde bitse de okuması bir zevktir.
    (bkz: ileri derece cinsel teknikler)
    (bkz: çıplak elle adam öldürme)
    (bkz: go)
    0 ...
  24. 51.
  25. --spoiler--
    "...anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır.

    şöyle düşün;
    o kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok.
    o kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok.
    o kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok.

    şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. ifade dolu bir sessizlik demek. kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçak gönüllülük demek.

    sanatta şibumi zarif bir basitliği ifade eder. buna sabi denir. felsefeyse kendini wabi olarak gösterir. büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. bir insanın kişiliğindeyse...nasıl söylemeli... hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? onun gibi bir şey..."

    "insan şibumi'yi nasıl elde eder, efendim?"
    "insan şibumi'yi elde etmez. ancak onu...keşfeder...

    ..."yani insan şibumi düzeyine gelmek için çok şey mi öğrenmeli?"
    "daha çok, bilgilerden geçip basitliğe varmak gerek.
    --spoiler--
    haklı olarak (bkz: trevanian)
    0 ...
  26. 50.
  27. Film olarak çekildiğinde çok güzel olacağını düşündüğüm kitap.

    Belli yerlerinde bir takım uyarılarla, eski basımlarının merak uyandırdığı bir gerçektir.
    0 ...
  28. 49.
  29. gerçek hayatı roman gibi yaşamayan yazar. şayet onu başabilseydi mx jck tadında yazarlar gibi gözlerine pembe bir örtü iner, hayata o şekilde bakardı. keşke her şey marmelat tadında ve o denli pespembe olsaydı. evet, feministliğin; "erkek düşmanlığı, çirkin kadın sendromu, femnist kadınlar bulaşık çamaşır yıkamaz, oturduğu yerden fasülye ayıklarken ancak yemekteyiz programını izler, kesin aldatılmıştır" olduğunu sanan, hayatlarında feministliğe dair bilgisi şu dört sığ cümleden ibaret olan erkeklerle uğraşır. hadi gel şu sesini bağırmadan tartışarak yükselt diyince " ayh seninle hiçbir tartışmaya girmem" diyecek kadar samimiyetsiz, çünkü buna götü yemeycek kadar tırsık, gücünü penisinden alan; virginia woolf, simone de beauvoir, naomi wolf uçan süpürge, pazartesi dergisi, anarka, radikal,liberal, marksist, postmodern feminizmi * * hayatında hiç duymamış, ama daima feminizim eksperi edasına haiz ,daima büyük harfli cümlelerin sahibi, toleranstan ve empatiden uzak, bir an bile savunulan ideolojiyi anlamaya çalışmayan, on küsurlu yaşlarda edilen ergen cümlelerle, hepiniz çirkin * frijitlersiniz, toplumsal rolünüz belli ve size bir takım laflar hazırladım tavrındaki erkeklerle... bu zat-ı muhteremlerin hayatından teğet geçerek onlarla tanışması ne ilktir, ne de son bulacaktır. hülasa, esas meselesi; cinsel istismar, pornografi, egitim ve siyasette eşitlik, emansipasyon ile mücadele etmektir. fasülye tercihlerini de sezon sonu finalinde açıklayacaktır.

    şunu da eklemeden geçemeyeceğim;
    acaba bazı güruhlar farkında mı; 21'nci yüz yılda hala sığınma evleri açılıyor, minicik çocuklar zorla evlendiriliyor, abileri, babaları tarafından tek kurşunla namusu temizlenen kızlar var, okuyup gözü açılmasın diye okula gönderilmeyen elleri kınalı kızlar. neden? sonra bana kalkmış kızların toplumsal meselelere erkekler kadar duyarlı olmaması gibi bir başlıkta aşık atmaya çalışıyorsun! birisi duyarlılıktan mı bahsetti? böyle duyarlılığa ilenç olsun, böyle duyarlılığın üstü kalsın, ben almayalım arkadaş!

    ha bi de yeni başlayanlar için; this is what a feminist looks like:

    0 ...
  30. 48.
  31. 47.
  32. en az 6 sene önce okuduğum kitaptır. yanlış hatırlamıyorsam şibumi kitap başlığı. yazarı trevanian dır. kitapta çıplak elle öldürme sanatı, jilet masajı vb. şeyler ayrıntılarla anlatılmamıştır. sebebi yazarın italya da bir müze soygunuyla ilgili yazdığı kitapta detaylı bilgi vermesinin ardından müzenin kitaptaki yöntemle soyulmasıdır. bu arada trevanian ın gerçek kimliğini sadece kitaplarını yayımlayan editör bilmektedir.
    edit: ayrıntılı anlatılmamasının sebebi sadece anlattığı yöntemlerin başarılı olması değil aynı zamanda tehlikeli olmasıdır.
    1 ...
  33. 46.
  34. en son 2 yil önce entry girmis suser.
    (bkz: kınıyoruz)
    0 ...
  35. 45.
  36. go oyununa merak sardıracak türden bir travenian romanı.
    0 ...
  37. 44.
  38. kategorizasyona zor yapılabilecek bir roman. birçoklar macera diye kalıplıyor ama kesinlikle felsefik bir kitap. go oyunu öğrenesin geliyor. ama en çok yakını algılama yeteneğini niye kaybettik be dostum repliği dile geliyor.
    3 ...
  39. 43.
  40. efsane baş karakteri bünyesinde barındıran, okurken büyük keyif aldığım, öyle ki 7 defa okuduğum, şu an neredeyse ezbere bildiğim süper kitap.
    1 ...
  41. 42.
  42. bir solukta okunup, hayran kalınması muhtemel olan kitap. senler önce okunmuş olmasına rağmen hala hafızamda yer etmektedir.
    0 ...
  43. 41.
  44. bir kitap okudum hayatım değişti kitabı kalibresinde baş yapıt.mal değneği gibi iki günde bitirilmemesi gereken kitapmış bunu okuduktan sonra anladım. benim tavsiyem 2-3 aya yayılarak sindire sindire ve beraberinde oldboy soundtrack i dinlenerek okumalı.
    1 ...
  45. 40.
  46. --spoiler--
    "zahar hitzag, zuhur hitzag"
    --spoiler--

    "eski sözler, doğru sözlerdir"

    ne kadar okunursa okunsun, lezzeti hiçbir zaman azalmayan, eşsiz bir başyapıttır..
    2 ...
  47. 39.
  48. kurgusunun go oyununa gore belirlendigi harika roman. olay sırası go nun asamları olan
    fuseki
    sabaki
    seki
    uttegae
    shicho
    tsuru no sugomori'a gore belirlenmistir.
    okurlarının nerdeyse tumune * * go oyunu sevdiren,en azından merak ettiren incelettiren bir romandır go hakkında genis bilgiler verir.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük