sanatçılığına bir lafımız yok lakin az önce bir forum sitesinde kendisinin sanatcılığı hakkında yazılan yazıların, türk insanının konuyu g.tten anlaması ile nasıl başka noktalara geldiğini görünce şok oldum doğrusu.
Bana acaip bir tür olmadığımı ilk fark ettiren kadın... Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabındaki kadın psişesine uygun olduğumu ilk ondan öğrenmiştim... Tılsımları, büyüleri, öyküleri, mitleri, masalları, gelgitleri ve cinselliğiyle, vahşi kadın arketipinden, evcilleşmemiş bir soydan türediğimi fark ettiren ilk gençlik kahramanım... Haz yıllarımın başındaydım... Uslu, nazlı niyazlı, kaçan, eğilip bükülen, şımaran, para harcatan, hediyeler aldırtan, ölçülü biçili, kapristen öldüren bir kız değildim... Arzu nesnesi olmak bana göre değildi. iştahım vardı benim, kendi arzu nesnelerim vardı. E, tuhaftı tabii. Çünkü bizim memleket, sevmektense, sevilmenin konforminizmine teslim olmuş kadınları bilirdi. Uysal, örnek, küçük hanımefendi, arsız hiç değil, taşkın kesinlikle olmaz, mani yok, depresyon da, bir saksı çiçeği gibi nadide, ve ölçüsünde kırılgan, keke pastaya yatkın, ne çelişki, ne keder, hayat böyle geçip gider... Baştan çıkaran kötü kadınlar vardı bir de... Onlar zaten ayrı bir türdü. Ezik, tuzağa düşürülmüş kadınlar. Bayanlar vardı yani... Şimdi gene bayanlar var... Başka bir kategori bilmezdik, "BENi KATEGORiZE ETME" diyen kadın çıkana kadar...
Kadınlar vardı, erkeklerin anlattıkları kadınlar... Erkeklerin duyguları da vardı. Aşkları, iştahları... Kadınlar zaten yoktular. Zaten çok kadın kahramanımız da yoktu. Gerçek bir ozanımız mesela, serçe ozanımız çıkana kadar. Feministler vardı, ama onlar sözü edilen kadının konusu değil...
Sözü edilen kadın SEZEN AKSU, kadının ruhuna üfledi işte... Tensel ve ruhsal aşkın tozunu sildi... Gün ışığına çıkardı... Erkeklere bahşedilen tüm özellikleri bir kadının da yaşayabileceğini anlattı... Bütün bunları ezberleyen bir toplumun bu ezberini bozmuş, buna rağmen hem erkek, hem de kadınlar tarafından sevilmiştir...
Son otuz yılın Türk popunu kanatlarında gezdiren AKSU, başta kadınların sonra erkeklerin üstüne Anka kuşunun küllerini döktü, yeniden doğsunlar diye...Bir şarkısını duyduğumuzda aşk iklimine hemen sokulmamız boşuna değil, Popstar'lı, Televole'li yıllarda bile...
Siyah beyaz tv yıllarında, henüz 19 yaşındayken, siyah saçları, iri dolgun dudakları, minicik bedeniyle, "Ben, beni kendi içimde arasam bulurmuyum, yaşanmamış genç yıllarımı ve sebebini susuzluğumun." demiştir ve o günden başlayarak bu ülke onu sevmiştir... Yaşanmamış yılları yaşayacaktır ve bize de yaşatacaktır... "Olmaz olsun cüzdanımda milyonlar, kalbimde sevgin oldukça, zenginlik mal mülk para neye yarar, yanımda sen olmayınca" diye seslenecektir... Tabii 200li yılların Türkiye'sini hesaba katmamıştır...1978 YILINDa serçe albümü gelir... Kaybolan Yıllar der, henüz yirmili yaşlarının çok başındaki kadın...Bir tür kahinlik sezilir şarkılarında, insanın kendi yarasını ancak kendisinin sarabileceğini söyler... 1980'DE sevgilerimle albümü çıkar...
"dört günlük bir şey işte, güzeldi, yaşandı bitti diye düşündük, oysa bir duygusal yük, vurduk yüreklerimize, kırılıp döküldük... Sezilir, yasak bir şey vardır...
aynı albümde sevgiliye "sende benim hatalarımdan birisin, sen en büyük günahların bedelisin" der...
1981de ağlamak güzeldir gelir...Düşüncede GÜN GELiR iSTEKLER, iHTiRASLAR iNSANI BOĞAR der, insanın arzu duyma gücünün sınırsızlığını anlatır bize...
Ertesi yıl FiRUZE düşer raflara... iki klasik parça kalır o albümden, FiRUZE VE iKiNCi BAHAR...
Sezen AKSU dünyaya kendini tanımaya, hayatı deneyimlemeye, dispomanca sevmeye ve yaşamaya gelmiştir... Güzel bir yaz günü SEZEN AKSU 88 çıkar piyasaya, yer gök "Bu gece gel yarın, istersen yine git" diye inler...
80Li yıllara veda ederken SEZEN AKSU SÖYLÜYOR albümünde gitmeyi anlatır... Aynı albümde korku duyarız... Haksızlık bu geçen yıllar, gönlüm çok genç bedenim yaşlı... Bu teslimiyet uzun sürmez, çakraları açıktır kadının, 1991de gülümse gelir... Kedilere iadei itibar verilir albümde... Bir kedim bile yok dizesi onun ağzından duyulduğundabirçok gönlü kırık kadın evine kedi almıştır bile... Yine gülümsede her şeyi yak şarkısıyla damardan girer, bu aşk da insan tam o anda ölmek ister...
1993te farklı bir soundla DELi KIZIN TÜRKÜSÜ gelir... Burda içe dönme daha yoğun hissedilir... Masum değilizde büyümüş, kendini sorgulayabillen bir kadın vardır... Tam o sıralarda ülkede her şey hızla tükenişe akmaktadır.. Kaybolan ilişkiler, sahte dostluklar almış başını gitmektedir... Artık kimse aynada kendine bakamaz olmuştur, bu tabloya sezen kendini de katar ve küçüğüm der..
Sezen aksu batılıdan çok batılı olduğumuzu hissetmiştirki IŞIK DOĞUDAN YÜKSELiR der... aNLAYANA...!!! aRTIK SADECE KALDIRIMLAR HATIRLIYORDUR ÇOCUKLARI, ONLARI...
Toplumsal bir hafıza kaybı yaşıyoruzdur ve ne mutluki onları da hatırlamıyoruz...
1996'DA düş bahçeleri gelir... Yalnızlık senfonisinde her şeye rağmen ayakta kalan kadının sesi duyulur... 1997'DE KiMiLERiNi HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATAN AMA BENiM GiBiLERiN NADiDE BiR KOLEKSiYON ALBÜMÜ OLARAK ÜSTÜNE TiTREDiĞi DÜĞÜN VE CENAZE GELiR... bALKAN EZGiLERi AŞKLA KAYNAMAKTADIR ŞiMDi... 1998'de adı bende saklı da tutuklu der... 2000'DE DELiVEREN gelir... Kadın kendi değerini hatırlatır...
Bu albümde "unutulmayı da göze aldım evet" der, ama unutulamaz...
2002'de ŞARKI SÖYLEMEK LAZIM gelir..içini döker, ama tutkusunu bırakmaz... istanbul istanbul Olalı gibi bir şarkıyı yazar... Esmiştir yine, yine aşktan ölüyordur, bir kürek lazımdır ona... Yine aynı albümde başka türlü aşk istediğini söyler, aşkı savunmayı öğretir, yıllar su gibi akmaktadır... 2003TE yaz bitmeden de şu saniye esastır der... Yaktığı bütün gemileri sayıp döker
Kendimi büyütürken bana şarkılarıyla eşlik eden kadın o... Kendisiyle beraber, kuşakları hallerden hallere, anlardan anlara, idraklerden, idraklere şarkılarken, bu ülkede yaşayan her aşkta az ya da çok sezen aksu mührü var, ne diyelim, bize denk geldi, bizden sonrakiler de gün görse bari....
TÜRK POP MÜZiĞiNiN KRALiÇESi SEZEN AKSU'NUN CANI iSTEDiĞiNDE YENi ŞARKILARINI SÖYLEMESiNi BEKLiYORUZ, iSTEMEZSE DE OLSUN, ESKiLERi DiNLERiZ....
serseri bu kadın; fiziksel olarak daha üst bir situasyonda olsa(idi?), dünya tarihinde hem göze hem kulağa hitap eden en büyük bayan ses diye nitelendirip, gözümün ar$ına kadar yükseltebileceğim kadın olurdu lâkin acil bir yüz operasyonu -daha- geçirmesi gerektiğini dü$ündüğümden mütevellit $imdilik sadece türkiye'de en fazla sevilen bayan sanatçı olduğunu söyleyerek hakkındaki fikrimi belirtmek isterim.
Türkiye de kuşkusuz ki en çok sevilmesine ve benimsenmesine, herkesin kendinden bir şey bulmasına, albümlerinin en çok satmasına konserlerinin en çok dolmasına, kitabının anında 1 numaraya yükselmesine gazeteyi bile yok sattırmasına rağmen bu güzelim insanı hala daha kötüleyenlerin, hatta aşağılayanların ağzına geleni yazarak ve söyleyerek farkında olmadan çok çok komik durumlara düşmesine neden olan sanatçı kişilik..
o nasıl bir hayal dünyasıdır, nasıl bir duygu yoğunluğudur öyle? nerden geliyor bu kadar ses, bu kadar kelime, cümle? sen nesin, kimsin, nerden gelir, nereye gidersin?
sanki şarkılarını hep bizden birilerini seçipte ona yazıyorsun.. küçücük bir kadınsın fizikte, ama olay psikolojiye gelince dev olup çıkıyorsun...
dünyanın tartışmasız en güzel aşk şarkıları yapan,
dinlenince insanı başka alemlere götüren şarkıları yapan,
"bir şarkı bu kadar mı güzel olur?" denilecek yegane şarkıları yapan üstün insan, dünyadışı varlık.
10 Şubat 2007 cumartesi günü istanbul bostanci gösteri merkezinde türkiye engelliler vakfi yararina ücretsiz sahne alacak kendi kücük yüregi dev gibi olan iyilik melegi
"acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir.." cümlesini biraraya getirip de kağıda döken ve bundan muazzam bir şarkı yaratan sanatçı kişilik. (bkz: gidemem)
yokluğu, çok şeyi eksik bırakırdı. o olmasaydı, çok şey yarım kalırdı. orası kesin..
Kendisini eleştiren insanların sayısı, kendisini alkışlayanların 10 da 1 i bile olmayan sanatçı. Röportajında okuduğum kadarıyla kendisini akılsızca ve mantık dışı eleştirenlere cevap vermemekte ve hatta o kişilerle haklı olarak eğlenmektedir. Zaten sayıları da bir hayli az olan bu mantık dışı eleştirenler de doğal olarak dikkate alınmamıştır ve hiçbir zaman alınmayacaktır.
kendisine tapan ve kendisini tanrılaştıran insanlar sayesinde -ki bu davranışın temelinde yatan olgu hakarete giriyor kimi durumlarda- ünü bu noktaya kadar gelmiş minik, minicik şahıs.
Yillardir delinin biri kuyuya tas atmis... misali sesi kayboldu... diye sacmalayanlara inat, en zor sarkilari bile en ustaca söyleyen, playback in p sini yapmayan, büyük yüce insan. Hic mi vicdaniniz sizlamiyor böyle yalan sözler yazarken diyesi geliyor insanin. Hangi konserinde nerde playback yapti Sezen cok merak ediyorum.
Sezen playback yapmiyor ayri ama yapsa bile, sahnede cansiz dursa hic konusmasa bile ona 30 küsür yilin borcu ile bagliyiz bizler, yine konserlerine gider tiklim tiklim doldurur, yine delice alkislariz. Ne mutlu ona ki kac kusak pesinden kosuyor.
müzikalitesini kaybetmiş olan sanatçı. öyle ki bir şarkının bile sonuna kadar nefesi yetmemekte, bu yüzden playback yapmakta ve yine aynı nedenle konserlerine basın girememektedir.yıllardır halkın saf duyguları üzerinden para kazanmayı iyi becermiş, bu yazdıklarımı okuduğunda bile hiçbir şey hissetmeyecek kadar duygusuz olan insan.