solcu bir dünya görüşü olan cemal süreyya'nın çok yakın dostudur. o kadar ki, günlüklerinde cemal süreyya "sezo" gibi samimi ifadelerle betimlediği olmaktadır.
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
şair... yaşayışışından kelimesine, bakışından harfine kadar sırılsıklam şair. okumayan için büyük eksikliktir. görünmeyi sevmez, şiiriyle vardır. fotoğraf çektirmez, büten alemin fotoğrafını şiirleriyle çekmiştir. eli öpülesi yaşayan en büyük şairimizidir. sadece şairliği değil fikir adamlığı, tiyatro yazmışlığı da vardır... Aydınlatmaktadır hala ruhlarımızı...
vakti ile kapısına elini öpüp feyz almaya gelen edebiyat öğrencilerini küfrederek kovalamış deli şair. kelimelere önce soyut anlamlar yükleyip sonra soyutlaştırdığı her şeyi yeniden somutlaştıran ''diriliş'' fikrinin babası. türkiye'de şiir kelimesinin anlamının karşısında duran birkaç kişiden biridir kendisi. anneannemin dediği gibi ''deli olmadan veli olunmaz'' sözü elbette sonuna kadar geçerlidir bu büyük şair için.
Necip fazıl kısakürek pek begenmezmiş kendinden başka şairleri;ama bi osmancıgı bi de sezaiyi begenirim demiş. Osmancık dedigi rahmetli osman yüksel serdengecti
Ustanın Sezai dediği usta şair.
Güneştir düşen turuncusunda menekşeler sunarım
Gece artık hiç dönülmeyecek yerlerdeki o sevgiliye
Çocuklara kekik toplıyan o sevgiliye
Bir kekik uzatan çocuk anne deyince
Deniz dibinden çatı çeken
Çocuk üstüne arkadaş üstüne
Güneştir düşen yeşilinde bir yüz döner
Değişmiyen o gençliğiyle sevgili
Ölümden sonraki kurtulma gibi
Döner döner de gelir karşıma
Deniz dibinden cıkan ahtapot ölüleri
Eski utanmaları çeker su yüzüne
Güneştir kırmızı ve ben en çömezi bir rengin
Altın hatıralar hükümetinin
Bitmeyen sultanı o sevgiliye adanmış
Soy utanc soy anış soy sevgi
Gel artmaz azalmaz ey sevgi.
Kendisini ziyaret eden gençler tam kapıyı açıp çıkacaklarken onları
"Sakın evlenmemezlik etmeyin!"
diye uyaran şair ve düşünce adamıdır.
Sanıldığının aksine tersyüz edildiği aşktan dolayı değil maddi sorunlardan ve islam davasına hizmet edebilmek için evlenmeyen daha doğrusu evlenemeyen mübarek zattır.
adam gibi adam derler ya sezai ustad tam da o sozlere uyan bir insan.
kultur bakanliginin kendisine verdigi para odulunu devlete bagislayacak kadar buyukdur. son devrin en buyuk edebiyatcilarindandir kendileri. dirilis neslinin amentusu kitabi okunmali, okutulmali..
ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
bu kesik dansa karşı bana birşey öğretmediniz
kadının üstün olduğu ama mutlu olamadığı
günlere geldim bunu bana öğretmediniz
hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
ama yine de eşsiz zulümler için halka yalvardığı
ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
bunu bana söylemediniz
insanlar havada uçtu ama yerde öldüler
bunu bana öğretmediniz
kardeşim ibrahim bana mermer putları
nasıl devireceğimi öğretmişti.
ben de gün geçmez ki birini patlatmıyayım
ama siz kağıttaki ve kelimlerdekini
ver sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz
...
ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk
günahlarım kadar ömrüm vardır
ağarmayan saçımı güneşe tutuyorum
saçlarımı acının elinde unutuyorum
parmaklarımdan süt içmeye çağırıyorum seni
ben güneyli çocuk arkadaşım ben güneyli çocuk
ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
seni süt içmeye çağırıyorum parmaklarımdan
kara yılan kara yılan kara yılan kara yılan
monna rosa'nın her dörtlüğünün, ilk mısrasının, ilk harfini aldığınızda "muazazzez akkayam" ismi çıkar karşınıza. bu isim üstadın üniversite yıllarında aşık olduğu söylenilen kızın ismidir. hatta bu konuda bir efsane dahi üretilmiştir.