akrebin ateş çemberindeki harakisine benzer. kaçış yolun yokdur seninde artık. ayrılık bakidir. seviyorsundur, seviliyorsundur. ama şartlar sizin birlikte olmanıza karşıdır ve yapılabilcek bir şey yoktur. o duygusallığın dibine vurulan an yaşanır. tenler son kezde olsa birbirine değer. gözlerden belkide en acıklı yaşlar damlar. onun tenini hissetikçe canın yanar. ama hep onun tenine dokunmak, onu öpmek, koklamak istersin. öpersin, öper. o dudakları son kez öpüyorsundur. o dakikalar hiç bitmesin istersin ama bitçeğini bilirsin. bunu hatırladıkça daha da ağlarsın. oda ağlar. sarılırsınız doyasıya ama doyamazsınız. bunun sadece bir kabus olduğunu bilmek istersin. ama hayatın en acı yönlerinden biri olduğunun da farkındasındır. ayrılık vakti yaklaştıkça gözyaşlarının sıklığı artar. kabullenmek istemezsin. "nasıl?" diyip durursun. nasıl olabilirdiki? anlam getiremezsin. daha dün kollarında uyuyan insan gidicektir. yanında uyuduğun o insan daha sonra başkalarıyla uyuyacaktır. canın yanar. hemde nasıl yanar. bunu bilmek canını yakar. vakit dolmuştur. ayrılık vakti gelmiştir ve dillerden o son sözcükler dökülür. hoşçakal...*