yalnızlığı kabullenmenin başlangıcıdır. sonrası çorap söküğü gibi gelir. bir yerden sonra hayatındaki sevgi o kadar azalır ki, bomboş ve sert bir karaktere bürünmüş olursun.
babamın bile beni sevmediği bir dünyada kimseden sevgi beklemiyorum zaten. insanın bu tür durumlarda önüne 2 kapı çıkıyor. Ya oturup ağlamak, aciz gibi sevilmeyi beklemek. Ya da kendisini her şeyden fazla sevip yoluna devam etmek.
2. kapıya doğru yönelelim arkadaşlar evet.
En basit örnek: akrabalarım var o var şu var bu var diyip sizinle fotoğraf paylaşmayan adamın sizden ayrıldıktan sonra sevgili olduğu kadınla yedi yirmi dört paylaşım yapması. Ben o zaman hissetmiştim.
Sıradan bir insansa eğer sizin için, üzülmezsiniz. Yani üzülseniz bile anlık olur geçer bir daha üzerinde düşünmezsiniz pek fazla. Sonuçta sizi sevmeyenler olabilir normaldir bu.
Ama...
sizin sevdiğiniz insanın sizden esirgediği sevgiyi bir başkasına verdiğini görürseniZ.. işte bu canınızı yakar. insanın zoruna gider.
Karşılık alamamak bir yere kadar üzer. Demek ki karakteri bu yapısı bu dersiniz telkin edersiniz kendinizi. ne zaman ki o insanın başkası için neleri göze aldığını görürsünüz işte orada gerçekler acı bir tokat gibi yüzünüZe çarpar.
Kırar fazlasıyla,toparlanabilirsin ama gün gelir aklına geldiğinde yine yutkunurken kursağında kalır.Sadece sevgili olarak değil,aynı şeyi bir dost veya arkadaşından gördüğünde bile canı gidiyor insanın.
Başıma gelen hadise. Neticesinde kendimi yalnızlığa adadım ben de. Yalnızlığın baştan çıkaran dünyasına dahil ettim kendimi. insanlar kötü arkadaşım. Barındırmıyorlar yanlarında. En sevdiğin arkadaşına bile güvenemiyorsun bu devirde. O yüzden öp de başına koy sen. Ki böyle bir fırsat kapısı açılmış önüne. Hem yalnız takılırsan kendine verdiğin değerin daha bir farkında olursun.
Şu ana kadar hiç sevgilim olmadı. Özenmiyorum da. Ama bazen kendimi çok yalnız hissettiğim oluyor. Arkadaşlarıma baktığımda (sevgilisi olanlar için) gerçekten sevmeseler de mutlular. Bazen sevilmemek çok kötü hissettiriyor. insan sevildiğini bilmek istiyor.
çok geçti anlamam belki de kendi duygularımın derinliği bunu geç anlamama neden oldu, bilemem. fakat bir sonbahar günüydü, geceden kalan yorgun bedenimle doğruldum ve okula gittim. her zaman görmeye alıştığım yüze artık daha yakın olmak istiyordum, hislerimi açacaktım. kendimi toparladım, ne istediğimi ona söylemek için cesaretimi topladım. yüzü parlıyordu, ya da ben hep onu parlak yüzlü görürdüm, ona duygularımı açtım...
içine oturuyor ya. Kabullenemiyorsun bir türlü. Seviyor ama lı cümleler biriktiriyorsun sayfalarca... Sonra daha fazla inkar edemediğin bir an geliyor. tüm safaları yırtıp tek bir kelimeyle nokta koyuyorsun koca deftere.
zor değildir. bakışından, tavrından, gidişinden ve hatta dönmeyişinden bir şekilde anlarsınız. kimi bakış safhasında anlarken, kimi de ancak dönmeme safhasında anlar.