eski sevgilim bana büyükannesinden kalma, yadigar bir saat vermişti. benim için çok değerli, senin saklamani istiyorum demişti bir de. ayrıldık sonra. zaten sevememistim hiç, beraberligimiz çok kısa sürmüştü, ciddiye alınacak duygular paylaşmamıştık kısacası. gerçi o çok seviyordu, ayrılığı ben istedim. çünkü ona karşı hiçbir şey hissetmiyordum. çok ısrar ettiği için denemek istemiştim sadece, ama olmadı. neyse konuya dönelim. ayrıldıktan sonra, aradan bir kaç yıl gecmisti bu arada, yatagimin altındaki kutuları karıştırırken saati buldum. tamamen aklımdan çıkmıştı. o da istememişti ki hiç. belki herşeye rağmen o değer verdiği esyanin bende kalması mutlu ediyordu onu, bilemeyeceğim. her neyse saati görünce tek hissettigim o anki sevgilimin bundan rahatsız olacağıydı. bilerek saklamamistim ama hâlâ bendeydi işte. sonra ne mi yaptım? okula giderken yolun üzerinde gördüğüm ilk çöplüğe bir an bile düşünmeden firlattim saati. oysa ki çocuk benden bir kaç sokak aşağıda.oturuyordu ve istesem geri verebilirdim. sanırım yüzünü tekrar görmek istemiyordum. bir gün istese saatini ne diyeceğim bilmiyorum. aslında umrumda da değil. isteseymiş önceden banane!
Sevgiliye kişi için çok değerli eşyalar verilir. Bunlar bazen bir jeton bazen bir fotograf bazen ise saç teli bile olabilir. Kişi vereceği hediyeyi ne olursa olsun içinden gelerek verir bu yüzden ne kadar sayılmaya çalışılırsa çalışılsın sayılamayacak eşyalarda vardır.
beyaz yumuşak oyuncak filim ve en sevdiğim pembe peluş tokam. tabi isteyemiyorum orası ayrı. attıysa çok üzülürüm çöpe gittiler diye ruhumun nadide parçalarıydı heyhat !