can çekişen birinin son çırpınışıdır, karanlığı aydınlatmak için çakılan çakmaktan sadece kıvılcım çıkmasıdır, yıllar süren aşkın yorgunluğunu taşıyan kalbin tüm gücüyle son kez haykırmasıdır.
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
günler ne kadar uzarsa uzasın güneş bir saatte mutlaka batacaktır.
sevgili zaten gitmeyi aklına koymuştur ve gidecektir. buna engel olamazsınız. bu present perfect tense. geçmişte gerçekleşen aha şu anda da devam edendir. onun aklındaki gitme fikri eskiye dayanır, siz yeni öğrenirsiniz. size dönüşü de simple past tense ve bir sürü alkoldür. gitmiştir.
bırakın gideceğim diyen birine tek kelime edin sadece :kalk siktir git. bırakın o soğuk duş etkisini o hissetsin siktir git deyin eğer dışarılarda bir yerlerde de oturuyorsanız. kalk hiç durma diye arkasına ekleyin içmiyorsanız bile yan masalardan birinden sigara isteyin için orada ona değer kırılmış bir kalbiniz olabilir ama gururunuzu kırmayın. bırakın siktir olup gitsin ve bu gidişi bir daha hiç unutmasın. geri dönecek olursa da köpek gibi yalvarsın. siktir olup gitsin neden bile sormayın.
Yapılmaması gerekendir. 'gitme' sözünü duymak için giden anguslar bile var. Hiç şeyinizde olmasın. Gidiyorsa 'sebebi vardır' sanmayın. 'Mazeret' i vardır. Siktirsin gitsin. Gittiği yoldan dönmesin, yollu olsun, kalsın. Vay arkadaş nerden gördüm bu konuyu.
bunu yapmayı düşünen varsa acil uzaklaşsın. yaptıktan sonra %80 ihtimalle pişman olucak. hoş, ben o pişman olanlardan değildim insan seviyosa herşeyi yapmalı ama karşı tarafın durumuna düşünce anlaşılıyo herşey. sen nasıl ki sevmediğin birini hayatında daha fazla bi artık olarak bırakmak istemiyosan o da sana aynı muameleyi yapıyo, enkaz gibi ortada bırakarak. kendimle çelişki halindeyim sözlük, hangi taraftan bakarsam bakayım iki taraf da hem haklı hem haksız geliyor. sanırım deliriyorum. bunu mantığına oturtan varsa bi aydınlatsın.