sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç
sanki son ayların en popüler şarkısının cümleleri gibi dilimde; "öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri çöpçülerin elleriyle okşardım seni" dizeleri. durakta beklerken, erik yerken, duyuru yazarken, telefonlara bakarken, asansöre binerken ve asansörde beklerken, eve dönerken, sevgilinin adının sevgi olmasının ne büyük bir şans olduğunu düşünürken aklımda bu dizeler. ne daha öncesi, ne daha sonrası. bu öyle bir albeni ki; ne ahmet kaya yorumunu dinlemek için açıyorum müziğin sesini, ne de serbest çağrışımlara yenik düşüp erkin koray'ın malum şarkısını dinlemek istiyorum. istediğim basit ve sıradan. anladığım gibi.
sen ustaydın ben çırak
beraber sevgi duvarını ördük
çamurlu ellerimizle.
kirimiz kibirimizdi bizim
onu da harca koyduk.
sevgiydi beyaza boyayan
bu alabildiğince dümdüz duvarı
dünyanın yuvarlaklığına inat
ve uzaydan bakınca
çin seddi bile eğiliyordu
bütün o heybetine tezat.
senin pasaklı kontesin vardı
benimse zor kadınlarım
belki de
hiç
yoktular.
ismini can yücel'in şiirinden alan, ahmet koç'un müzik yönetmenliğini yaptığı, kendine iyi bak, şiire gazele, hep sonradan gibi muhteşem parçaların olduğu, ahmet kaya'nın en sevilen albümlerinden biridir.
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
şu sözlerle ben de ne duvar ne çit bırakan şiir.Can Baba'nın özgün edebiyat anlayışı ve cümle ezgisindeki üstün kabileyeti tartışılmaz ama eğer görebilseydim kendisine sormak isterdim. "Senin dünyan neresi Can baba?" diye.
uludağ üniversitesi ibf nin önündeki meydanın duvarıdır sanırım. meydanın adı sevgi meydanı, çeşmesinin adı da sevgi çeşmesiymiş. bizim bir çeşmemiz bile yok ,ne yazık.
şimdi şu içimdeki sızıyı hangi banka kırabilir bir dolu banknot vererek. her yanıma şekere hücum eden karınca misali yayılan bu sızıyı hangi kurum faturalandırabilir. yüksek sesle konuşamıyorum. bir duvar ki giderek sızıdan örülüyor sevgiden değil.
ne kadar romantiksiniz bayan oysa benim içinde sevgi/duvar geçen bir tane bile arabam olmadı. zaten olsaydı da kırardım müsterih olunuz. sevginin duvarına tırmanan çocukları sevelim birlikte geliniz. onlar ki kırmak kelimesinin anlamına turist ömer selamı veren münzevilerdir.
oysa duvar benim için tek başına olduğunda aynı anda bir çok oyuncak olabilir. onunçün başında geçen sevgi kelimesini attırmak istiyorum. söyleyin nereye başvurmam gerekli. kim atıyor sevgiyi kelimelerin/cümlelerin başından. dilekçe mi yazmam lazım nolur söyleyin? (resmiyetten nefret ediyorum)
şimdi başat duyguma rücu edelim. evet tahmin ettiğiniz gibi bayan; sızı. kaleyi almaya and içmiş yeniçerilerin kaleyi alamayınca uğradığı şaşkınlığı/hayal kırıklığını/öfkesini tasavvur edelim birlikte. sonra benim sızı deyince ne hissettiğimi tartışırız.
sevgi duvarı mı olsun istiyorsunuz içimde bayan? o halde içimdeki en günahsız noktaya hücum eden bir birlik oluşturalım. kolluk kuvvetleri de gelsin. ancak böyle ilk tuğlayı atabiliriz içime. o çocukları çağrımayın ama neticede kirlenmek o kadar da güzel olmayabilir kimi yerlerde. anneleri kızar sonra.
sevgi/duvar...
sızı.
Hatırlat da Haziran'ın sonlarında çocukluğumu yakalım!
ahmet kaya'nın 1990 yılında çıkan ve müzikal kariyerindeki en melankolik albümü. içinde sevgi duvarı dışında hep sonradan ve kendine iyi bak gibi hüzünlü şarkıları da barındırır.
1- dardayım
2- eylül'e isyan gibi
3- sevgi duvarı
4- kendine iyi bak
5- gaş gabah
6- karar vermek zor
7- şiddet
8- hep sonradan
9- şiire gazele
10- doruklara sevdalandım