Sözsüz konuşabilmektir, sözsüz anlaşabilmektir. Susmak ve anlamak, susarak anlatmaktır. Sözcükler elbette konuşabilmemiz için vardır ama sessizliğin de bir esrarı, bir büyüsü vardır.
Derin denizlerin sessizliği beni her zaman büyülemiştir. Suskun, derin, kocaman bir maviliğin kıyısında içimi her zaman biraz korku, biraz hayranlık diye tarif edebileceğim, aslında tam olarak da tarif edemeyeceğim duygular kaplamıştır ve kalbim ürpermelerle dolmuştur. Dalgalı denizleri durgun, mavi denizler kadar görkemli bulmamışımdır. Sessizlik ya da eskilerin deyimiyle “sükut” bana her zaman daha anlamlı ve daha gizemli gelmiştir.