Marka değerini gittikçe kaybeden ligtir.
Bir zamanlar almanya da aynı sorunla karşı karşıyaydı. Ama alman taraftarları (ki özellikle dortmund taraftarıları) kendi kulüplerini yüzüstü bırakmadılar ve stadların doluluk oranı hep yüksekti. Bir de üstüne 2006 dünya kupasını düzenledikten sonra futbolda zirve yaptılar ve geçen sene şampiyonlar liginde finali 2 takımla tamamladılar.
italya'da ise durum farklı. Taraftarlar stadı doğru dürst dolduramıyorlar bile. Takımlar eski güçlerinde değil. Kötü bir federasyon yönetimi olduğu da aşikar.
Hani böyle lobi faaliyetleri olmasa fransa ligi ile beraber dibi boylayacaklar.
Ama bir tarafta platini, bir tarafta infantino kollarından tutuyor bu 2 ülkeyi. yoksa belçika, türkiye, rusya gibi ikinci plandaki ülkelerin bile gerisinde kalacaklar.
italya'daki şike (Calcioscommesse) skandalında Torino kalecisi Gillet 3 yıl 7 ay ceza aldı. 20 ayrı futbolcuya da ceza geldi.
34 yaşındaki kalecinin dışında Bari kulübünden 33 isime ceza çıktı. Şikeli olduğu belirtilen maçlar Bari-Treviso (2008) ve Salerno - Bari (2009)
Cezalardan bazıları şu şekilde; 4 yıl - Massimo Ganci (Frosinone Calcio), 3 yıl 7 ay Francois Gillet (Torino), 3 yıl 7 ay Gianluca Galasso (Triestina), 3 yıl 6 ay Raffaele Bianco (Carpi), Simone Bonomi (Sorrento), Francesco Caputo (Bari).
çok farklı bir lig.
efsane ve sevilen oyuncuların birçoğu ezeli rakiplerine transfer olmuştur. oysa ki bir ispanya bir ingiltere bir türkiyede bu durum çok yadırganır.
ispanya ve ingiltere ligleri günümüz modası olunca yeni nesil tarafından "tukaka" ilan edilen lig. Eskiden beri takip eden bizler için vazgeçilmezdir. sıkıcı futboldan bahsedilecekse ülkemiz ligleri hiç izlenmemelidir, özetler dahil.
futbolseverler açısından artık hiçbir cazibesi kalmayan, az olan popülerliğini de kaybetmiş avrupanın en zevksiz liglerinden biri. yayın hakları da fox tv'den tv 8'e geçmiş. olmasa da olur. bu ligde ac milan -inter milan derbisi dışında izlenecek bir maç olduğunu düşünmüyorum.
sert, defansif, bana göre değil diyebilirsiniz. hepsine eyvallah, hatta kısmen katılıyorum. ama bu kadar itin götüne sokmadan önce gelin bir de farklı bir açıdan bakalım.
istatiksel olarak bakmak gerekirse; bana göre bir futbol maçını keyifli kılan, rakiplerin arasındaki farkın az olmasıdır. gayet tabi ben de barcelonayı izlerken büyük keyif alıyorum ama onun istisnai bir örnek olduğunu düşünüyorum. şöyle sanırım daha anlaşılabilir olacak, chelsea - wigan maçına oranla kayseri - bursa maçında seyir keyfi daha yüksek bir futbol oynanacaktır diye tahmin ediyorum. böyle düşünmemin sebebi, chelsea'nin maçı domine etmesi yüzünden neredeyse tek kale bir maç oynanma ihtimalinin yüksek olması. diğer taraftan bursa - kayseri maçında bu kadar dominant bir maç izleme ihtimaliniz daha düşüktür. amiyane tabirle topun "bir o kalede bir bu kalede" olma ihtimali daha yüksektir. *
istatistik demiştik, şöyle toparlamaya çalışalım. bir takımın yenik duruma düşüp çevirdiği maçlar -genellikle- nefes kesen maçlardır. öyleyse iddaa terimiyle 2/1 veya 1/2 olan maçlara bakalım.
bu iki ihtimalin toplamı,
marka değeri yüksek (!) olan ligimizde: % 3,22
premier lig: % 4,48
la liga: % 3,42
bundesliga: % 4,25
ve kabul edelim ki artık serie a deyince insanların ilk aklına gelen catenaccio değil.
amacım diğer ligler tu kaka, en iyisi serie a demek değil. bu ligler arasında maçların alt bitme oranı en yüksek yüzde ile serie a'da onu da belirteyim. sadece ligdeki genel seyir keyfinin, heyecanın o kadar da az olmadığını anlatmaya çalıştım.
not: bu istatistikler sadece 2009/2010 sezonu baz alınarak hesaplanmıştır.
kaynak: mackolik.com
futbolun yanı sıra italyan voleybol ligininde en üst seviyesi.
bu sene oradan bayanlarda 6 oyuncu 1 antrenör, erkeklerde de bir oyuncu transfer olmuştur.