ses tonu çok güzel ama programın ruhuna aykırı kadın. bak müge anlıya, bakışı sesi duruşu resmen cinayet büro amiri gibi. ama serapcığım senin o minnoş tavırlarla cinayet çözmene ihtimal yok üzgünüm.
"böyle bir vakada böyle yaklaşılmaz" diyen bilim adamı yerin dibine konurken, popülist bir sunucuyu alkışlayan cehalet... türkiye televizyonlarının geldiği noktayı özetliyor adeta.
prof.dr. kerem doksatin konuyla ilgili açiklamasi;
bugünkü programda ise etik bir fâcia yaşandı.
17 yaşında, ciddi psikiyatrik sorunları olduğu âşikâr bir kızcağızı canlı yayına çıkardı.
ben de oradayım üstelik, bir kere bile danışmadı!
reyting uğruna kıza da, anasına da asla tecrübesiz bir psikiyatri asistanının dahi yapmayacağı gaflarla yaklaştı; fırça attı, provokasyon yaptı, en sonunda da kızın babasını canlı yayına bağladı. kızcağız öfke içerisinde sahneyi terk etti!
i̇şte, o noktada tahammülüm tükendi ve bu iş böyle olmaz dedim.
diyen kim? 35 senedir bilfiil işini yapan ve binlerce tv programına çıkmış bir psikiyatri profesörü.
trajikomik bir de şov yaptı: siz ona ev, iş, yeni bir hayat imkânı sağlayabilir misiniz
ben de bunun bir psikiyatrın işi olmadığını söyledim.
uzatmayayım, bana biz kendi işimizi yapalım, siz kedinizinkini demeye getirdi.
ben de programı gerekçemi söyleyerek terk ettim!
yâni serap hanımın ekibi önce kıza ev, iş, aş filân sağlayacaktı, sonra da gerek kalırsa biz işimizi yapacaktık.
hâlbuki hasta kişi ve âilesi tedavi edildikten sonra hayatta yollarını çizmeleri için yardım edilir, aksi değil!
ben önceki reklâm arasında genç kızla konuştum, durumu ciddiydi ve bırakın milyonların önünde televizyonda teşhir edilmeyi, âcilen psikiyatrik yardım alması gerekiyordu.
netice: bir psikiyatri profesörünün ikazına rağmen bir hasta milyonlara teşhir edildi, üstüne üstelik de bana ne yapabileceğim bildirildi!
bu yazı çok kısa ve nettir:
1) bu bölüm hakkında rtük derhâl soruşturma açmalıdır.
2) türkiye psikiyatri derneği ve türk tabipler birliği gereken teşebbüslerde bulunmalıdır.
türkiye cumhuriyeti yasalarına göre bir hastaya ancak bir hekim müdahale edebilir, aksi suçtur!
hasta teşhiri bir hekim tarafından dahi yapılamaz, suçtur.
üstelik benim net ve sarih ikazıma rağmen, bu da yapılmıştır!
savcılıklara da ihbar ediyorum:
bugün atvde yayımlanan bu programda çok yönlü etik ve yasal ihlâl vardır!
ben bir vatandaş ve uzman olarak görevimi yapıyorum, gerisi ilgili mercilere kalmıştır.
35 yaşındaki bir öğretmenin, öğrencisi olan 14 yaşındaki kız çocuğunu kaçırma mevzusunu programında uzattıkça uzatan, bu arada kızın ailesini de kullanan, yaklaşık 75 gündür bu olayın üzerinden reklam gelirlerini indiragandi yapan ve malesef bu olaya başbakanımızı da karıştıran sunucumcu kişilik.
bu memleketin polisi var, jandarması var, onlar dururkene kendine vazife çıkararak bu olay üzerinde çok büyük rayting ve reklam gelirlerinden büyük bir pay kazanan kişi.aslında ailede de biraz hata var, o durumda kızlarının peşine düşeceklerine, serap hanımın programına çıkmışlar ağlıyorlar, ağlamakla bulunur tabi kız.
bu işte bir bit ineği var, ya serap hanım bu işi planladı, kızı o kaçırttı da, gösteri yapıyor, bu arada mangırları da götürüyor, yada bu bir senaryo, herkes rol yapıyor, ülke gündemini değiştirmek için insanların ilgisini burya çekmek için başbakanın da olaya dahil olması ile bir oyun oynanıyor, bu durumda da serap hanım iyi para kırmaktadır.
demin programına bir anne baba katılmış. 14 yaşındaki kızlarını öğretmeni kaçırmış. Tuvalete bile gidemiyorum feci sardı lan. Bi reklam falan verseler bari.
insanların acısı üzerinden rating amaçlayan, çıkarcı bir kadın. kendisinden tiksindiğimi söyleyebilirim.
geçenlerde bir programını izledim, kadın kızını arıyor, ağlayarak oturuyor, zor durduğu belli. kızımla şarkımız şuydu diyor, serap ezgü anında o şarkıyı çaldırıyor kadın ağlama krizlerine girip fenalık geçiriyor ve serap ezgü bütün yapmacıklığıyla, o aceleci ve telaşlı edasıyla "reklama gidiyoruz hemen" diyor, çok skindeymiş gibi. reklam arasında oooh rating yandan yandan diye göbek atmadığından şüpheliyim!
bu günlerde kendisine karşı negatif olan hislerim pozitife doğru gidiyor, bakalım aslı yı bulabilecekler mi.
aslı'yı kaçıran öğretmen de tehdit etmiş kendisini, 'başıma birşey gelirse bu öğretmen ve yakınları hakkında şimdiden suç duyurusunda bulunuyorum'' dedi.
şimdi yapıyor olduğu programla insanları ağlatmak için akla karayı seçen kadın. yazık yazık, çocuğu hasta bir babaya "bu gözyaşları onu kaybetme korkusu mu? keşke kalbimi ben verebilsem ona diyorsunuz değil mi? ya ölürse diye düşünüyorsunuz değil mi?" gibi cümleler kurarak iyice saçmalamıştır. kendisine akıl fikir diliyorum vallahi de, bu yaştan sonra mümkün olur mu bu da onu da bilemiyorum.
bir aralar tarih olmuştu bu kadın. bilmem ne kokulu bilmem nereye yerleşme kararı alıp gitmişti, kurtulmuştuk. zira başkalarının acılarının üzerinden prim yapmak, çok bilmiş çok çok bilge tavırlarla televizyonda vaaz vermek yormuştu heralde zat-ı alilerini. hele hele türk halkının aklında birilerinin öyle veya böyle ölümüyle ilintili olmak belki vicdan azabı yaşattı bu kadına, bilemem.
ne var ki, biz türkler'in kısa süreli hafızası oldukça zayıftır. uzun süreli hafıza tüm milletler de zayıftır, ama kısa sürelisi bi' bizde böyle. takdir-i ilahi mi yoksa kendimiz ettik payımıza bu düştü mü onu da bilmiyorum. neyse.
şimdi bu kadın yine çok çok bilmiş tavırlarıyla televizyonda boy göstermekte. he bi' de bilimsel olacak ya hani, hani programa çıkardıklarının psikolojisini sağlığını falan çok umursuyor ya, hani işin hukuku boyutu falan da oluyor haliyle, heh işte o yüzden bir de doktor avukat falan alıyor yanına. ah canım yea... ne kadan düşünceli, ne kadan sorumluluk sahibi birisin öyle sen. cici şey seni.
sen birilerine illaki yardım etmek mi istiyorsun, git bir iki vakıfa üye ol, sessiz sedasız ortak ol insanların acılarına. çok daha kıymetli olacak insanlık için böylesi.