trt nin güzel dizilerindendir vesselam. fakat trakyalı olan karakter olmamış. biraz yapmacık. trakya şivesini bi düzgün konuşan oyuncu yok arkadaş ya. *
güzel ve sempatik bir dizi. izlemeye değer bir özelliği var bence. gittikçe daha da güzelleşiyor. kadrosunda sevdiğim isimlerin olmasıda ayrı bir güzellik, bu güzellik devam etsin.
sıkıyönetimden çıkan halkın kendini dansa verdiği yıllardır. nasıl bir mutluluksa, dans tipleri oldukça ilginç yerlere gitmiştir. daha önemlisi pornografinin türkiye'ye girdiği yıllardır. televizyonun hala tek kanallı olduğu, video kaset oynatıcısı olanların hava attığı dönemlerdir. arabası olan, bırakın arabayı, çocuğunun kıçına şimdikinden çok daha ilkel çocuk bezi bağlayanlar bile harbiden zengindi lan o zamanlar. orospu çocuğu ev sahibimizin, annemin üzerine diktiği yeni elbiseyi her gördüğünde babamı yanına çağırıp kiraya zam yaptığı, asgari ücret ve tek maaşla evini geçindirmeye çalışan babama daha da yük olduğu yıllardır. küçük bir genelleme; zenginlerin, gerçekten de orospu çocuğu olduğu yıllardır 80'ler. söylemeye doyamaz insan; orospu çocukları!
şimdi geriye bakınca düşünüyorum da, harbiden çok garip olayların döndüğü zamanlardı.
misal düşünsenize, sevgilinizin sizden ayrıldığından haberiniz olmuyordu bazen. olamıyordu ki. bir abim vardı, bir kızla çıkıyorlardı. (bkz: çıkmak) farklı okullarda okuyorlardı. ev telefonundan kızı arayamıyordu. o zaman kız evden aranmazdı. anası babası falan çıkardı mazallah. mümkün mü hiç? e internet yok, cep telefonu yok. sadece, oğlanın okulundan kızın da arkadaşı olan ortak bir kız bulunurdu, o ulaklık yapardı, haber götürür getirirdi falan. o kız hastaysa sen hastaymışsın gibi ayrı kalırdın saçma sapan bişey değil mi?
neyse bi ara bu abi 5-6 gündür kız arkadaşıyla görüşememiş, haber alamıyor. ortada da bi kavga, tartışma yok. çay bahçesinde diğer akranlarıyla konuşurken duydum. şöyle:
+ noldu hacım bu ne hal?
- hatun meselesi abi. sıkıldı canım
+ ha noldu ya hakkaten? hande ile görüşebildin mi?
- yok ya ayrılmış benden.
+ nasıl ya? noldu ki ?
- hacım, bilemiyorum ki.
+ ne zaman ayrılmış lan?
- olmuş işte bi kaç gün. o kızı yakaladım sonunda o söyledi.
+ boşver kanka ya, gel bize gidelim commodore oynayalım kafan dağılır.
şimdi nasıl ütopik geliyor bize değil mi bu sahne? ben buna yakınını yaşadım. şu anki eşim, o zaman benim apartmanın hemen arkasındaki apartmanda oturuyordu ailesiyle. ama görüşmek ne mümkün o zaman uluorta? 2 tane zebellah gibi abi var, asker baba var falan. aramızdan bir yol geçiyor düşün. benim kankam eşimin okulundaydı ve biz mektuplaşıyorduk bu arkadaşımız aracılığıyla. ne sms çekebilirsin ne msn ne bişey.
ama dert etmiyorduk ya, her dakika "neden çaldırdım aramadın", "msj attım dönmedin", "offline yapmışsın statünü ama öğrendim ki açıkmış msn" falan rezilliği yoktu be. şanslıymışız yemin ediyorum şanslıymışız.
daha izleme şansı bulamadığım ama başarılı bir trt dizisi olduğuna inandığım yapım.
diğer başarılı trt dizileri için:
(bkz: leyla ile mecnun)
(bkz: sakarya fırat)
(bkz: avrupa avrupa)
geniş aile'den sonra ekranlarda ailecek izlenebilecek ve fenomen olabilecek komedi dizisi. keşke kadroda geniş aile'den cevahir (ufuk özkan) ve ulvi'de (bülent çolak) olsaydı.
seksenler neslinde henüz portakalda vitamin olsamda, izlerken büyük keyif aldırtan dizi, trt'yi tebrik etmek lazım leyla ile mecnun'dan sonra bir diziyi daha büyük merakla izlettiriyor.
necefli maşrapayı ve daha birçok 80'lere ait öğeyi ilk bölümde bol bol kullanmışlar. diğer bölümlerde ne olacak diye sorarsak, dizi ağırlık olarak 2012 flashback'lerine ihtiyaç duyacaktır ve bunun sonucunda sıradan bir sit-com ile arasında bir fark kalmayacaktır. trt-1'de yayınlanması, güvenilir olmayan projeyle az sorumluluk alma düşüncesinin ürünüdür.
trt nin adı üstünde 80 li yılları anlatan yeni dönem dizisi.
kadrosunun oldukça iyi olmasına rağmen birol güven yapımı olması nedeniyle daha başlamadan acaba dedirtti bana. izlerken de haklı olduğumu anladım. kırıp geçiren, kahkahalara boğan bir bölüm değildi. bazı hatalar da yok değildi dizide. ilker ayrık ın 1979 dan 2012 ye kadar pek yaşlanmamış görünmesi, solana kurulan soba borusunun bacaya bağlantısının yanlış olması en bariz hatalar oldu. elbette hatalar olabilir. ilk bölüm itibari ile aile sıcaklığını, geçmişe özlemi ve yüzde oluşturduğu tebessüm sebebi ile izlenir. olmuş bu.
aradan 33 yıl geçmesine rağmen herkesin en çok 20 yıl yaşlandığı dizi! örneğin evin kızı 1979 yılında evlilik çağında olduğuna göre en kötü ihtimal 18-19 yaşında desek, -o bile erken ya- şu an 50'li yaşlarını devam ettirmesi gerektiği halde en fazla 35-36 yaşında gözükmekte.
hani şoray uzun, kültigin abiyi oynasa yeridir dediğim dizi. nitekim 90'larda bizi kırıp geçiren kaygısızlardan sonra kendisini ekranda görmekte güzel bir duygu. dizi ise gayet iyi bir konsept ancak zamana ihtiyacı var. kesinlikle ileride dahada güzel olacak. ya arkadaş birol güven'in senaryosu nasıl olsa demek yerine, bütün aile fertlerini ekrana toplayıp dizisini izletebilmesinden ötürü saygı duyulması gerekir.
gülme efektleri olmasa gayet izlenebilecek dizi ama gülme efektleri bir sunilik katıyor diziye. düşünsene leyla ile mecnun'da gülme efekti var. ulan düşünmesi bile geriyor insanı.
henüz detayları birleştirip izleyiciyi ısındırma aşamasında olan dizi. belki sonradan sonradan seveceğiz ama ilk bölümüne pek ısınamadım. bir de şu gülme efektleri dizinin zaten yeni oluşmakta olan imajını zedeliyor. tema olarak diğer dizilerden bir farkı var ama bu vasat ve itici efektlerden vazgeçseler çok iyi olur. herkes diziyi 80lerden ileri doğru saracak sanarken, dizi 2012 den geriye doğru sayıyor bu da karakterlerin puanını düşürüyor sanki. en çok hoşuma giden sahnesi, şoray ın abi pozunda kardeşine para ve öğüt verdiği kısımdır. resmen dejavu oldum, benim abim de aynı muhabbeti yapardı ayar olurdum. para çalıştırmazdı, bedavaya kafa düzerdi. şoray en azından para çalıştırıyor. neyse sonraki bölümünde devam ederim yorumlarıma.