prison break’in scofield’ı ile la casa de papel’in profesörü arasında sağlam bir karşılaştırma yapmak gerekirse, ikisi de zeka konusunda başka bir seviye, orası net. öyle ki her ikisi de yaptıkları planların her detayını hesaplayıp, adeta satranç tahtasında rakibine tek hamle bile bırakmayan adamlardan. ama iş sadece zeka mı? tabii ki hayır.
ikisinin de ortak özelliği, planlarının bir parçası olan kadınlara gönlünü kaptırmaları. scofield hapishanedeki doktor, aynı zamanda vali’nin kızı olan sara’ya aşık olurken; profesör, polis operasyonunun başındaki müfettişe, yani raquel’e (nam-ı diğer lisbon) tutuluyor. bu olay, karakterlerin insani yönlerini gösteriyor, ne kadar dahi olursan ol, aşk geliyor ve seni çarpıyor.
gelelim büyük resme. scofield, abisini haksız yere atıldığı hapisten kaçırmak için öyle bir oyun kuruyor ki, sonunda olay bir hapisten kaçış planından çıkıp devlet içinde dönen derin oyunların çözülmesine ve komple sistemi çökertmeye kadar gidiyor. profesör ise abisi berlin’le birlikte merkez bankası matbaasını soyup, kapitalizme ve avrupa’nın mali sistemine meydan okuyor. ama bu süreçte abisini kaybediyor ve kişisel hesaplaşmasını da işin içine katıyor.
şimdi, “hangisi kazanır?” derseniz, scofield net alır derim. adam hem kişisel hem toplumsal mücadelede rakipsiz. profesör’ün de hakkını yemeyelim, ama scofield’ın zekası bir yana, adamın fiziksel kapasitesi, dayanıklılığı, her türlü tehlike anında çıkış yolu bulma yeteneği falan, profesör’ü birkaç adım geride bırakır.
Profesör sadece zeki, ama maykıl reis zekasının yanında mükemmel bir manipülatördü. Onu bu kadar harika yapan da insanları etkilemekteki bu başarısıydı.
Profesör kendi grubunu içerden çıkardı, maykıl'ın içerden çıkardıkları ile %10 seçim barajı geçilir.
6-7 yıl sonra güncelleme yapma ihtiyacı hissettim:
Scofield baba sadece versüsü almakla kalmaz, profesörü ters yatırıp, düz siker.
O dönem la casa pipi gibi şişirilmiş, gazla yürüyen bir dizinin tazeliğine kanıp koskoca Scofield’i, profesör dedikleri karaktersizle aynı kefeye koymuşum ya, yazıklar olsun bana. Şimdi geriye dönüp bakıyorum da, bu kıyaslama hakaret gibi bir şeymiş resmen. Kendimden soğudum.
insan
Yaşlandıkça olgunlaşır. Evet.