Şüphesiz ki tool un en iyi parçalarından biri, * ritmi çok iyi, anlamı derin. 5.11 saniyedeki davulla da cezbeder. Şunu da demeden geçemeyeceğim;
..I know the pieces fit cuz i watched them fall away..
(ha bu arada bas çalan arkadaş çalsana bunu da..bak bunu kendime de dedim..) https://youtu.be/_yNAABKD4IA
tool'un efsanevi albümü lateralus'un beşinci şarkısı.
bu şarkı benim için diğer çevirdiğim şarkılardan epey farklı bir yere sahip (tıpkı bohemian rhapsody gibi) o yüzden hakkında uzun bir derleme yazısı hazırladım, gerek kendi düşüncelerimi kattım gerek internetteki makul bulduğum açıklamaları ekledim; zira şarkı olabildiğince farklı şekilde yorumlanabilir.
ilk önce, schism nedir?
günlerden birinde, tool'un nereden rastladığınızı şu an bilemediğim bu harika şarkısını dinlerken, merak edip google'a "schism" yazıp araştırmış olabilirsiniz. karşınıza çıkmış olabilecek şeylerden ilki, wikipedia'nın "din" başlığı altında incelediği schism konsepti olmuş olabilir.
schism'in ilk anlamı "ayrılma, bölünme"dir. şarkının geneline ve klibe bakıldığında, şarkının ilişkilerdeki ayrılma kavramıyla alakalı olduğu açıkça belli oluyor (elbette ki bilimsel/dinsel teoriler de mevcut).
schism'i kullanarak size kendi hayatınız (hayatımız?) hakkında kara bir masal anlatayım:
bir zamanlar hayatında, birlikteyken ruhani anlamda her şeyin ama her şeyin olması gerektiği gibi gittiğine tamamen inandığın birileri vardı. şu anda bile işlerin yoluna girebileceğini biliyorsun ve bu sana acı veriyor, çünkü işler bir zamanlar yolunda gitmişti; fakat artık bu duygusal bağlar zarar görmüş durumda.
ayrılık sırasında senin veya karşındakinin dile getirdiği o masum niyetler, "yeniden deneyebiliriz" veya "artık yapamıyoruz, gerek yok" olabilir. karşınıdaki ile hisleriniz hakkında tartışmışsındır ve bu süreçte bu hisler tamamen değişmiştir; iyi veya kötü yönde. iki sevgili olarak bir zamanlar hissettiğiniz, sizi hiçbir şeyin ayıramayacağına dair o tutku, aslında ikinizin ruhu arasındaki ayrılığı tetikleyen güç olmuş. bu güç yüzünden mantıksız şeyler yapmış, umutsuz çözümlere kalkışmışsın.
sen de biliyorsun ki bir ayrılık olayında, eğer karşındaki kişinin işleri yerine koymaya dair fedakarlık yapmak için isteği yoksa, yapabileceğin hiçbir şey, bak buranın altını çiziyorum, hiçbir şey yok. Gerçekçi bir uzlaşmaya ulaşmanız, iki tarafın fikirleri bu kadar farklıyken olanaksız.
aranızdaki aşkın çözülüp gittiğini ve tecrübelerine veya gözlemlerine dayanarak neler olduğunun farkındasın. ne var ki, sen de, sevdiğin de durum karşısında, hislerinizin farklı oluşundan dolayı tamamen güçsüz, savunmasızsınız. ikiniz de birilerini hedef göstermeye, ayrılığın suçunu birbirine atmaya hazırsınız. fakat acı gerçek şu: ikiniz de kısmen suçlusunuz. birilerini suçlama oyununu oynama isteğinin yanı sıra, duygularının mantığının önüne geçmesine rağmen işleri yoluna koyma isteğin de hala yerli yerinde kocaman bir taş gibi duruyor...
masalı burada bırakıp boşlukları schism dinleyerek ve aşağıdaki naçizane çeviriyi okuyarak doldurmanıza, masala kafanızın içinde mutlu (tamam tamam iyimserliğin anlamı yok, mutsuz) bir son yazmanıza izin vermek en doğrusu.
disclaimer: bu çeviriler, kafiye amacı güdülerek, birebir çeviri yapmak amacıyla yapılmış çeviriler değil; tamamen şarkının derinindeki anlamları yakalayabilmek adına, düz yazı amaçlanarak yapılmış çevirilerdir. bazı şarkılarda, şarkının yapısıyla paralel bir şekilde kafiyeler görülebilir. katkıda bulunmak, yanlış olabilecek bir yeri işaret edecek yazarların eleştirileri, daha doğrusu iyi/kötü tüm eleştiriler kabuldür.
***
O parçalar birbirine ait biliyorum; çünkü izledim parçalanmalarını,
Küflüydüler ve yanıyorlardı içten içe. O önemli farklılaşmayla.
Harekete geçirir iki aşığın ruhunu yanyana konmuş tüm masum niyetler,
iletişimimizi sınayıp hayata geçerlerken parçalanarak.
Ateşimizin kaynağı olan o ışık aramızda bir delik açtı,
Bu yüzden bir sona ulaşamadık, iletişimimizi zayıflatarak.
O parçalar birbirine ait biliyorum; çünkü izledim yıkılışlarını
Hata veya suçlayacak kimse yok ama bu istemiyorum demek değil
Hedef gösterip diğerini suçlamayı, o mabedin yıkılışını,
Parçaları tekrar birleştirip, iletişimi geri kazanmayı.
Aramızdaki o savaşın hazırlığından ve kuşatmadan doğan o şiir,
Uyumsuzlukta o güzelliğin bulunuşu,
Değer buna.
Bir zamanlar o parçalar birbirine aitti; fakat izledim parçalanmalarını.
Küflü ve yanıyorlarken içten içe, arzumuzda boğuluyorlardı.
Çok düşündüm, bilecek kadar yeniden sorgulayışımızın tehlikelerini.
Yolu yok olmak olan kaderimizi, büyümedikçe ve güçlendirmedikçe iletişimimizi.
O soğuk sessizlik, sözde sevgililer arasındaki
Her türlü şevkat hissini
Köreltmeye meyilli.
böyle bas olmaz olsun dedirten hızından çalınamayan süper parça. (gp6 da yavaşlatma butonu olsa da çalışabilsem dedirtir, ilk 10 saniyesini çalabildim ama heheh)
caner aydın'ın kemik dergisindeki bölümlerinden biri. kemik dergisinin oldukça geyik çizgisinin biraz olsun dışına çıkan imgeler gördüğümüz bölüm. bir bölümünün altına şöyle yazmış caner aydın:
"keşke bütün dişiler ırmak olsaydı ellerimizi yıkayan ve biz de buz tabakası olsaydık denizlerimizi kaplayan..."
aslında özetiyle hayatın bir parçası. parçaları ayırmak tekrar birleştirmek , iletişimi yeniden kurmak tekrar tekrar bu iletişimin içinde hizipleşmek evet tam olarak hizipleşmek.
herkes bu parçanın girişinde yer alan "i know the pieces fit 'cause i watched them fall away" cümlesine dikkat çekiyor.
aslında "rediscover communication" çok çok daha önemlidir. yani diyor ki; "iletişimi yeniden keşfet"
daha önce "two lovers"dan bahsetmiştim. yani parabol ve parabola'dan. iki kişiden. en az iki kişinin olduğu yerde, iletişim vardır. günümüzde insanların ikili ve çoklu ilişkilerinde iletişimin nasıl önem kaybettiğini ve yeniden keşfedilmesi gerektiğini anlatmaya çalışmış maynard efendi. ama biz anlamış mıyız? tabii ki de hayır.
birbirimizden uzaklaşmaya programlanmış, biz kardeşlerin ve biz sevgililerin ağıtıdır.
--spoiler--
evrendeki herşey gibi, kaderimiz doğumdan ayrılığa gidişi içeriyor. zaman sadece ayrılmamızın mihenk taşı. eğer biz, aynı orjinal bütünden koparak uzaklıklar denizine düşmüş parçacıklarsak, o zaman yanlızlığımızda bilimsel bir veri demektir. yıllar geçtikçe yanlızlığımızda artacaktır.
big bang ten bu yana tüm atomlar kaçarcasına birbirinden uzaklaşmakta, tıpkı bizler gibi.
ilk önce mahalle arkadaşlarımız oldu, sonra okul arkadaşlarımıza yakınlaştık, onlardanda uzaklaşıp başka arkadaşlar edindik. sevgilimiz oldu sonra araya sessizlik girdi, başkalarını bulduk. en sonunda ailemizdende koptuk ama hayatımıza sürekli başkaları girmeye devam etti.
bizler gibi uzaya saçılmış atom taneleri ile karşılaştık, sonra yolumuza son sürat devam ettik...
kan kerdeşimiz, öz kardeşimiz... canımız, aşkımız... anamız, babamız... hepsi yavaş yavaş uzaklaşmakta...
hep ufacık bir çekirdekkenki sıcaklığı aradık durduk. ama zaman geçtikçe * mesafeler arttı ve iletişim koptu. ve yine zaman ilerledikçe bizler yolumuza devam ediyoruz, insan duraklarında fazla oyalanmadan...