bugün doğumgünü olduğu için bize kızmayacağını varsayarak nickini büyük bir zevkle iskoç aksanıyla okuduğum, nice yıllara insanıdır. ayrıca adam kendi doğumgününde bile bir paragraf yazı yazabiliyor, böyle bir yazım gücü bi tolstoyevski'de * (bkz: tolstoyevski) var bir de bizim schenardi'de. bir de, kendisi bugün ayrı bir sevinçli, zira ankaradaki çiğ köfte zirvesine gidemeyeceğimi kendisine açıkladım. çiğ köfteleri tek başına yiyecek, yemeğine kimse ortak olmadan. valla gelseydim hiç bir şey dinlemez önündeki alırdım, şansının değerini bil*.
en güzel doğum günü hediyesini kamil koctan alan (bkz: kamil koc turizmin 1 ytl ye bilet satmasi) bu sayede 24 aralik 2006 ankara cig kofte yiyoruz ve eller havaya zirvesine istanbul'dan bir obez olarak katılımının kesinleştiği yazar. orda hem görmek istediği güzel yüzlerle müşerref olacak hem de ankaralıların pek methettiği meşhur çigköfteleri hapır küpür götürecektir. ha bi de ömründe bir çeyrek asırı geride bırakmış bir adammış bu kendisi bile farkına varamamış bunca zmanı nasıl harcadığını. kendini bildi bileli sıkılmaktaymış o yüzden insanların iyi ki doğdun sözlerine ya hakkaten doğmakla iyi mi ettim ben doğmamın kime ne faydası oldu ki yahu diye sorgulamaktaymış. gene de madem doğmuş bir kere hata sonucu da olsa bitiş düdüü çalıncaya dek mücadelesini vermeye kararlıymış. hatta hakemden ricası da bu maçta uzatmaların dahi oynanmasına izin vermesiymiş... tabii bu oyunun güzel geçmesi oyun süresini paylaşabileceği başka oyuncuların varlığına bağlı olduğundan özellikle bu başlık altında bu entry'den önceki entrylerin altında ismi geçen kişiler başta olmak üzere tüm sevdiklerine teşekkürlerini sunar; onların hayatında olabildiğince uzun süre kendisine olan sevgilerini eksiltmemelerini istermiş.
when the day is long and the night, the night is yours alone,
when you're sure you've had enough of this life, well hang on.
don't let yourself go, everybody cries and everybody hurts sometimes.
sometimes everything is wrong. now it's time to sing along.
when your day is night alone, (hold on, hold on)
if you feel like letting go, (hold on)
when you think you've had too much of this life, well hang on.
everybody hurts. take comfort in your friends.
everybody hurts. don't throw your hand. oh, no. don't throw your hand.
if you feel like you're alone, no, no, no, you are not alone
if you're on your own in this life, the days and nights are long,
when you think you've had too much of this life to hang on.
well, everybody hurts sometimes,
everybody cries. and everybody hurts sometimes.
and everybody hurts sometimes. so, hold on, hold on.
hold on, hold on. hold on, hold on. hold on, hold on.
(everybody hurts. you are not alone.)
dizelerini şuan elimden gelenin en iyisi olarak kendisine armmağan ettiğim, asıl hediyesini, istanbulda bizzat elimle teslim edeceğim gözüne kurban olduğum yazar arkadaşım!**
pek muhterem ortagim ;
umarim enseyi karartmayacagin yeni yasa girersin artik. aslinda fazla söylenecek bir sey yok. ama sana iki dize ithaf etmek istiyorum;
aramiza girerse muhalif ruzgar,
bu entryim sana kalsin yadigar.
on yedi ağustos depreminde tanıştığım, dolayısıyla aynı gün yaşadığım ikinci felakettir.
görüşlerimizin zıtlığına rağmen yedi yıldır dostluğumuzun sürmesi güzel bir insan olduğunun göstergesidir. akıllıdır, enerjiktir, dost canlısı bir kişiliktir. yakışıklıdır, karizmatiktir ve kesinlikle bu yazıyı silah zoruyla yazdırmamıştır.
mutluluğu kendisiyle ciddi bir biçimde ilgilenecek bir ortopediste bağlı olan, o ilgiyi görmesi halinde şu anki sıkıntılı halinden epey bir kurtulacak olan kişi. * dolayısıyla böyle bir kişiye ulaşabilmesine aracı olabilecek her kim varsa ondan bir haber beklemekte; kendisine böyle bir iyiliği yapacak olana karşı sonsuz şekilde minnettar kalacağını taahhüt etmektedir. şimdilerde ise dışardan bakıldığında bir manikdepresif imajı çizmektedir. kimbilir belki gerçekten de öyledir. muysuzluğunu zaman zaman içinde bulunduğu ortamdaki güzel insanlar sayesinde zaman zaman atsa da umutsuzluğu bu gidişle her daim baki kalacaktır; zira umutla dünyaya bakması için elinde ya hiç sebebi yoktur ya da varsa bile o kadar gizlidir ki o sebep kendisi onun varlığını bir türlü hissedememiştir. o da bu yüzden imkanları elverdiğince öylesine kendini oyalamaya avutmaya çalışmaktadır. işte en azındna bunu rahatça yapabilmesi için de o ortopediste ihtiyaç duymaktadır. ama özellikle şu anki haliyle allah kimseyi her ne sebeple olursa olsun schenardi gibi etmesindir; ne de olsa o bile çoğu zaman kendine katlanamamaktadır. hatta elinde olsa o başkaları gibi olmak * istemektedir ama nafile, beyhude bir istektir bu. maalesef ki kendine mahkumdur bu kişi ve bu mahkumiyeti f tipi bir şekilde sürdürülmektedir...
elimden tutup göbek atmaya kaldırmak için ter döken yazar. inatçı olmakla beraber kızdı mı gözü görmez. kaldırmak için bele, kafaya ve bacağa sarılma potansiyeli olan ama her şeyden önce hatırı sayılacak akıllı bir irade ve düşünce yapısına sahip insan. zirve müdavimi.