her bölümde birinin kaçırılıp kurtulması üzerine senaryolanan dizi. artık dikkat edilirse uzuuuuuuuun uzun bir açıklamada bulunmak bile istemiyorum üstüne, artık ısır döngü içinde çocuklara politika öğretmek adına asıl olan olayları değiştirerek anlatan bir dizi olmaya başlamış olması buna vesile olsa gerek.
aras:dur!bana canlı lazım.(kar maskeli adama istinaden)
yiğit:dıkşıyn!!!adam karnından mı göğsünden mi ne vurulur inşaatın bilmem kaçıncı katından aşağı düşer.
bu gün izlediğimiz bölüm sonunda her an kaldırılma tehlikesile karşı karşıya kalan, bariz hataları görmezlikten gelinirse zevkli olabilecek, insanı düşündüren yakın tarihimizi cesur bir şekilde anlatan dizi.
ukrayna muhabbetinin bitmesi ile kurtlar vadisi adlı dizi ile arasındaki farkı tam anlamıyla göstermeye başlamış olan dizidir, yapımdır. diğer dizideki* gibi yaşanmış bir olaya gönderme yaparken bu işi göstermelik olarak değil canlandıran ve gösteren dizidir. bunda da hiç kuşkusuz cüneyt özdemir ve soner yalçın' ın etkisi büyüktür. hoş kv' de de soner yalçın konsept danışmanıydı ama gerçek hayatla kurulan bağlantılar bu kadar sağlam değildi.* sonuçta her ne kadar kurgusal olsada yaşanmış olaylara yaptığı göndermeler ile ileriki bölümler için umut vermiştir. heyecanla bekliyoruz.
senaryonun sıkıştığı yerde bir giz katmayı başaran senaristlere sahip dizi. bir bölümde aras dağlı ile celal dağlı bir kanalizasyona girerler yuriden kaçmak için. kanalizasyonun ucunda da yurinin adamları vardır. sıkışmıştır aras ve babası. ancak oğuz bey gelir ve kanalizasyonun ucundaki yurinin adamlarını telef eder. aras ise şaşırır ve burdan çıkacağımızı nerden biliyodun diye sordu. oğuz bey ise o müthiş cümleyi kurdu. " orasını da bize bırak" :)
hele ki aras'ın yurinin elinden kurtuluşu çok daha ilginçti. elleri urgan ile bağlı olan aras urganı duvara sürte sürte inceltiyor ve inceldiği yerden kopsun diyor. hey allah'ım ne günlere kaldık ya rabbim...
ama yine de buzda dans popstar alaturka vs gibi saçmalıklardan iyidir...
yönetmeninin bazı hatalarıyla insanı çıldırtan dizi. ama nasıl anlattığına değil ne anlattığına bakanlar için bilgi verici olan dizidir. dünyada neler dönüyor anlamamızı sağlıyor. biraz daha dikkat edilse senaryoya daha iyi olacak ama yine de güzel.
senaryo boşlukları, bitmeyen adam kaçırmaları vs. sebebiyle sadık izleyicilerini bile zıvanadan çıkarmayı başarmış dizidir.
kurtlar vadisi konseyinde laz ziya testereye bi baktı mıydı hepimiz dikkat kesilir heyecandan ağzımızdan sular aka aka izlerdik. sonra bekle haftaya kadar ne olacak diye..
sağır oda ise artık pazar gecesi spor programlarından başka izleyecek bişeyler arayan insanlara sadece alternatif olabiliyor.
nerde o perşembe geceleri.. sokaklar bile boşalırdı. hatta hiç unutmam bi perşembe akşamı "vadi"ye yetişmek için bindiğim taksici bana dert yanıyordu:
t: yaau ne oluyor şu perşembe gecelerinde? maç mı var ne var sokaklar bomboş iş çıkmıyor diyerek.
valla şansalla erman daha heyecanlı lig tv de...
neyse efsane dönüyor bakalım. yuriylen aras yesin birbirini zerre umrumda değil artık.
--spoiler--
celal dağlı: oğlum nasıl? iyi mi?
kevin miller: imzala şunları. kağıtları sen götüreceksin zaten. gidince görürsün. ben oğlunla ilgilenmiyorum.
celal dağlı: kırımlıları da tanıyorsun. kimsin sen?
kevin miller: boş konuşman yüzünden çayım soğudu hadi!
-celal dağlı imzalar ve kağıtları kevin'a verir-
kevin miller: istihbaratçılar uzun yaşamaz. türkiye'deki istihbaratçılar da uzun yaşamaz.
diyaloglarına sahip dizidir. şimdi celal, oğlunu kurtarmak için kağıtları imzalayıp yuri'ye götürecek ve bu kağıtların karşılığında aras'ı alacakken niye kevin'a veriyor bunu biri açıklasın. ya da açıklamasın boşver.
--spoiler--
giderek bayan, fakat buna rağmen izlemeye devam edilen dizi. kurtlar vadisinin bir an önce başlaması gerekmektedir, bu işkenceden kurtulmak adına. celal dağlı gibi yılların kurt bir istihbaratçısının yaptığı abukluklar yeter artık! dedirtmiştir. sonunda ölmüştür o da kurtulmuştur, bizde kurtulmuşuzdur. kevin miller denen totoşun, her geçen gün türlü türlü huyları ortaya çıkmaktadır. dizide ne kadar yabancı uyruklu insan varsa türkçe konuşmaktadır. yuri denen dallamayı bırakın onun adamları bile şakır şakır türkçe konuşmaktadır. türkçe; ingilizce gibi uluslararası bir dil olmuştur da, bizim mi haberimiz yoktur? zahid ve galip hocanın o kumpastan kurtulmaları mümkün değildir. fakat biliyoruz ki ne yapar ederler onları da kurtarırlar. koleksiyon altınları öyle ulu orta yere konar mı, o da ayrı bir komedidir. bu iş öyle arka plana türk bayrağı koyup, cem karaca şarkıları çalarak, vatandaşın milli hassasiyetleriyle oynayarak olmaz.