bundan 4 gün önce 20 aylık kızımı 'aile hekimi' denilen menopoz teyzeye götürdük, dedik ki çocuk huzursuz, öksürüğü var, arada ateşi yükseliyor. yaptı muayeneyi ve boğazları epey iltihaplı diyerekten bir antibiyotik ve prebiyotik yazdı. prebiyotik zaten evde hali hazırda olduğundan antibiyotiği aldım, verdik çocuğa şu zamana kadar, pek bir iyileşme göstermedi. aile hekimiyle olmayacak bu iş, hadi hastaneye gidelim dedik. velhasıl 'bursa şevket yılmaz eğitim ve araştırma hastanesi'nin çocuk bölümüne götürdüm. ankattık olanı biteni ve çocuğun ishalinin çoğaldığını anlattık doktor beye. yazdı bir reçete, bir tane antibiyotik, bir tane vitamin, bir tane de probiyotik karaladı tekrardan. eyvallah dedik çıktık hastaneden ve eczanenin yolunu tuttuk.
eczacı- abi bu antibiyotiği yazan hekim pratisyen hekim olduğundan devlet bunu karşılamıyor.
ben- doğrudur dostum ama o hekimi oraya neden koydular o zaman? neyse yapacak bir şey yok, düğün bitti artık.
ve vitamin ile prebiyotiği zaten devletimzin karşılamadığını çok iyi bilen ben kızdım doğal olarak.
kardeşim; bana ve aile bireylerime sağlık hizmeti vereceğinizi iddia edip benden tomarla "ssk pirimi" alıyorsunuz, hemde benim isteyip istemediğimi sormadan. sonra yok muayene parası, yok ameliyat parası, yok ilaç parası. sözüm ona sosyal devletin sigortalı çalışanıyım. yukarıda gördüğünüz 3 kutu ilaç için verdiğim 87.5 lira beni batırmayacak ama sizi de doyurmayacak. ayıp. hele bir de sağlık hizmetlerinde çok ilerleme kaydettik derken bu tablo sizi utandırmıyorsa vicdanınızı sorgulayın.
az önce tv'de engelli vatandaşları rahat oy kullanabilmeleri için oy verecekleri yere götürmeyi taahüd eden bir reklamını seyrettiğim bakanlık. bu ne samimiyetsizlik, bu nasıl bir fırsatçılık. utanmadan engelli insanları hatırlamış gibi yaparak oy devşirmeye çalışıyorlar. artık bu adamların yaptıklarına kelimeler kifayetsiz kalıyor. pes diyorum pes.
hayır yap tamam amacın gerçekten iyilik etmekse ama bağır çağır yapılınca buram buram samimiyetsizlik kokuyor.
Sağlığa bakıp duran bakanlık.
sağlıklı bakamayan bakanlık.
Çok sağlam faydalı görünen bir sistem getiriyor uygulansın diyor alt yapıyı oluşturmuyor. Üst yapı afilli mi afilli. Çok muhteşem gösterişle sunulan teoride olumlu sistemlerin zemini yok, oluşturulmuyor.
Ham sistem tıkanıyor haliyle.
Teferruatı sağlık kurumlarında çalışanlar ve sağlık kurumlarından hizmet almak isteyen gittiğinde söylendiği gibi hizmet alamayan vatandaş daha iyi biliyor.
sevdim seni bir kere başkasını sevemem şarkısı çalan zorunlu reklamları güzel olmuş gerçekten. önce sevdiğin birini kaybetmenin ne kadar ağır geleceği sonra da sevdiğinle kavuşmanın ne kadar güzel olduğu vurgulanıyor.
bir hastane için yaptığım şikayete buldukları mükemmel çözümü direkt ilçe sağlık müdürü aracılığıyla ileten kurum. mükemmel çözüm de şu: kafanıza takmayın!?
Kamu Spotu adı altında yayınlanan meyve yeyin, çok yemeyin, sigara içmeyin diye öğütler veren bakanlık.
Tamam iyi hoş da, niye artık spotun sonunda sadece "sağlık bakanlığı" yazıyor. Benim şu ana kadar alışık olduğum her türlü resmi haber, ilan, reklam, bildiri gibi yayınlarda T.C. Sağlık Bakanlığı yazardı, sadece o değil T.C. Şu Bakanlığı T.C. Bu Bakanlığı.
ilk önce yeni Internet sitelerinde Atatürk'ün resmini sildiler, şimdi de bilinçli bir şekilde T.C. ibaresini mi kaldırıyorlar? Ne oluyoruz bir anlayan söylesin.
güneş altında çalışanların amele yanığı olmaması, bronlaşması için ücretsiz güneş koruyucu krem dağıtıcak olan kurum. ne kadar da düşünceliler. üstün hizmet belgesini hakediyorlar, tabii tabii!