saçakaltı

entry1 galeri0
    ?.
  1. yıldırım türker'in cihangir kedileri kitabından bir şiir.

    Saçakaltinda buluştuk. Yakalarımızı kaldırdık.
    üstümüzde bildik bir gravür asılıydı. Bakmadık.
    Bunu ortak suçumuz gibi taşıdık. Yollar... yoldan geçenler...
    evler... evlerde geçenler... hepsini sırtlandık.
    Yakalarımızı kaldırdık. Bütün çatlakları ilk biz gördük
    depremler yıldırımlar seller bizden sorulurdu.
    Yakalarımızı kaldırırdık.
    Gizlice seviştik. Sevişirken duyarlar kaygısıyla
    hep sessiz ve hızlıydık. Bu yuzden birbirimizi
    yumuşak başlı belledik. Oysa sonralari... fırtınalarda
    acımasızca geçirdik dişlerimizi birbirimize. Köprüaltlarında
    sevişirken beni öldür diye çığlıklar attık. Yine de
    ilk sevişmelerimiz ürkekçeydi. ilk yanılsamalarımızın
    izini sürdük durduk. Yakalarımızı kaldırdık.
    Ben sana sığındım. Sen ötekine. Hepimiz birer ıssız
    sığinaktık. Hepimiz sevgiliydik o saçakaltında.
    Ne zaman biri öldürülse bizi bulurlardı. Ne zaman biri
    sevilse birbirimize bakardık. Yakalarımızı kaldırırdık
    usulca. Hepimizin takma adı... adresi vardı. Birbirimizi
    iyice tanımak istemezdik. Biri hakkında herşeyi iyice
    bellediğimizde sanki onu usulca dünyaya iterdik.
    Büyülüydük... Elimiz kolumuz bağlıydı.
    Bir insanın... bir kedinin... bir hayatın... bir sokağın
    sonu gibiydik. Her sonu sırtlandık. O saçakaltında
    yangınlardan... baskınlardan... kırımlardan geçtik.
    Azaldık... inceldik. Bir avuç mermi çekirdeği gibi
    alımlı ve çıplaktık. Gidenleri... dünyaya kaptırdıklarımızı
    şehitleri unutuverdik. Bazı geceler... saçakaltında...
    hayatımızın kapıları şiddetle zorlanırken... yakalarımızı
    kaldırmış titrerken... birimizin ağzından apansız bir
    iniltiyle çıkardı onlardan birinin adı. Kof bir mermi
    kovanı gibi yere düşerdi. O sesle ürpererek hatırlardık.
    Sarayları dağıtır... babaları yakar... yollara
    barikatlar kurardık. Bazen boz bir sesle okşardık hayatı.
    incittiğimiz yaraladığımız yerlerini şehvetimizle
    sarmaya çalışırdık. Kanayan dizini tükürüğüyle ondurmaya
    çalışan çocuklar gibiydik. Bereliydik. Hiçbir acımızı
    unutmadık. Acılarımıza tuhaf bir sadakatle bağlıydık.
    O saçakaltında buluşan beceriksiz haydutlar.
    Nasıl benzerdik birbirimize. Ben sana bakıp dilimi
    düzeltirdim. Sen bana bakıp yüreğini toparlardın.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük