Saçakaltinda buluştuk. Yakalarımızı kaldırdık.
üstümüzde bildik bir gravür asılıydı. Bakmadık.
Bunu ortak suçumuz gibi taşıdık. Yollar... yoldan geçenler...
evler... evlerde geçenler... hepsini sırtlandık.
Yakalarımızı kaldırdık. Bütün çatlakları ilk biz gördük
depremler yıldırımlar seller bizden sorulurdu.
Yakalarımızı kaldırırdık.
Gizlice seviştik. Sevişirken duyarlar kaygısıyla
hep sessiz ve hızlıydık. Bu yuzden birbirimizi
yumuşak başlı belledik. Oysa sonralari... fırtınalarda
acımasızca geçirdik dişlerimizi birbirimize. Köprüaltlarında
sevişirken beni öldür diye çığlıklar attık. Yine de
ilk sevişmelerimiz ürkekçeydi. ilk yanılsamalarımızın
izini sürdük durduk. Yakalarımızı kaldırdık.
Ben sana sığındım. Sen ötekine. Hepimiz birer ıssız
sığinaktık. Hepimiz sevgiliydik o saçakaltında.
Ne zaman biri öldürülse bizi bulurlardı. Ne zaman biri
sevilse birbirimize bakardık. Yakalarımızı kaldırırdık
usulca. Hepimizin takma adı... adresi vardı. Birbirimizi
iyice tanımak istemezdik. Biri hakkında herşeyi iyice
bellediğimizde sanki onu usulca dünyaya iterdik.
Büyülüydük... Elimiz kolumuz bağlıydı.
Bir insanın... bir kedinin... bir hayatın... bir sokağın
sonu gibiydik. Her sonu sırtlandık. O saçakaltında
yangınlardan... baskınlardan... kırımlardan geçtik.
Azaldık... inceldik. Bir avuç mermi çekirdeği gibi
alımlı ve çıplaktık. Gidenleri... dünyaya kaptırdıklarımızı
şehitleri unutuverdik. Bazı geceler... saçakaltında...
hayatımızın kapıları şiddetle zorlanırken... yakalarımızı
kaldırmış titrerken... birimizin ağzından apansız bir
iniltiyle çıkardı onlardan birinin adı. Kof bir mermi
kovanı gibi yere düşerdi. O sesle ürpererek hatırlardık.
Sarayları dağıtır... babaları yakar... yollara
barikatlar kurardık. Bazen boz bir sesle okşardık hayatı.
incittiğimiz yaraladığımız yerlerini şehvetimizle
sarmaya çalışırdık. Kanayan dizini tükürüğüyle ondurmaya
çalışan çocuklar gibiydik. Bereliydik. Hiçbir acımızı
unutmadık. Acılarımıza tuhaf bir sadakatle bağlıydık.
O saçakaltında buluşan beceriksiz haydutlar.
Nasıl benzerdik birbirimize. Ben sana bakıp dilimi
düzeltirdim. Sen bana bakıp yüreğini toparlardın.