eğer uzun bir saç kestiriyorsanız ve artık o kısacık olacaksa, günler süren depresyona sebebiyettir. bir anlık gaflete kapılmayın, onların size zararı yoktur. *
karar vermesi öyle çok da kolay olmayan bir iştir. insan bir dönem sonra saçla arasında neredeyse duygusal bir bağ kuruyor, hele de saç uzunsa bu bağ daha mı kuvvetli oluyordur nedir anlamadım. öyle ki üç parmak saç kestirip, çok kısa oldu diye üç saat ağladığım zamanları bilirim.
uzun süre düşündükten sonra yapılmalı bu eylem, yoksa benim gibi sabaha kadar uyuyamazsınız, tam 3 senedir büyük bir özenle uzattığım saçlarımı ki özen diyorum zira düzleştirici maşa gibi hiç bir ısı oranı yüksek aleti saçıma değdirmedim, dahası envai çeşit yağla beslenmesine yardımcı oldum, sonuçta düm düz upuzun saçlarımı kestirmeye karar verdim, hay aklımı bilmem ne edeyim, son anda kuaförün lekelimelek emin misin bak burdan kesiyorum demesine de, evet evet kes çok sıkıldım artık dedikten sonra önümde 3 ayı nasıl geçireceğimi düşünüp durdum. her gün yıkayıp nemli vaziyetteyken günde 6 kes taramayı düşünüyorum, böyle eskisi kadar olmasa da uzatabilirim belki. siz siz olun, iyice dşünmeden sakın kesitmeyin sakın.
dün kuaföre uçlarından aldırmak için girip 2011 nihal ziyagil saç staylasıyla çıkmama sebep veren hadise.
bir de çevrenizdekilerin acıyarak bakmasına neden oluyor. Ah sözlük nasıl moral bozdular oysaki ben beğenmiştim..
berberlerinb gayet irrasyonel davrandıkları eylem. daha az kesse hem müşteri memunun olacak hem de müşteri daha erken ona teşerrüf edecek, kendidi de memnun olacaktır. ama bu çıkarım ne arar la bazarda. yok arkadaş! ne kadar izah edersen et...
buhran sonucu kıyılır güzelim saçlara. saçlar kıvırcık olduğu için kısalsa da sizin yıllardır kıyamadığınız saçlarınızın artık omzunuzda olduğunu fark etmezler ya da görmemezlikten gelir bazıları da. siz unutursunuz her şeyi tamamen saçınıza üzülmeye başlarsınız. derken biri "naptın sen?" diye çıkar gelir anca onu görünce hatırlarsınız niye yaptığınızı. değer miydi bilinmez ama en azından bir daha saçına dokundurtmıycağına emindir kişi.
yaşın ilerlemesiyle bir tür avutma biçimine dönüşen olaydır. saçını kestirirsin ve kısa olduğundan dolayı zannedersin ki saçların seyrelmemiş. bu aktiviteyle 2 ay daha rahat gezersin. ama 2 ayın sonunda tekrar edilmesi gerekir. zordur.
insanı tereddütlere gark eder. saçını taramak için saatlerce uğraşırsın, her sabah jöle ve bilumum malzeme kullanırsın ama bir tülü şekil almaz. kestirmeye karar verirsin, oturusun koltuğa. berber fıs fısla biraz su püskürtüp tarakla iki sağ sol yapar ve saçın müthiş güzel olur. bana hep oluyor ben saatlerce uğraşıp yapamıyorum berber uğraşmadan süper yapıyor sonra tereddüte düşüyorum kestirmesem mi diye. ama makine çoktan üç numarayla yan taraftan saçıma dalmış oluyor.
5 yıldır saçlarımı uzun kullandığım için, ve mezuniyet öncesi şu son aylarda, bunu yapmak zorunda kalıp kalmayacağımı düşündürür bana sürekli. geçen yaz 3te 2si civarını tek makasta kestirmiştim; ve ciddi ciddi şoka girecektim. bu cümleyi kuranlar bana çok ukala ve kendini beğenmiş gelirlerdi ancak, o kadar bütünleşmişim ki, gerçekten nasıl olacak düşünüyorum. umarım iş bulacağım şirket uzun saça karışmaz. sonuçta artık belime gelmiyor, omuzlarda duruyor.
ha hiç mi özlemedim kısa saçı? çok. rahatlığını özledim, duruşunu da öyle. ancak uzun saçı daha mı çok seviyorum? çok daha hem de.
Erkek için kolay, doğaldır.
Lakin bir bayan için ilk başta 10 gün kestireyim mi diye düşünülür. Olumluysa 1 hafta da model düşünülür. Kuaföre gidilir, kararsızdır. Kestirdikten sonra da pişman olur genelde.
genelde her berbere kestirilemez saçınızı bilen saçınızdan anlayan sizi tanıyan berberlere gitme gereği duyarsınız hep kafanızı 3 numara yaptıracak olsanız dahi. kendinize uygun bir berber bulamadığınızda o saçlar sakalla karışır, uzar saçmalaşır. heh o zaman anlarsınız ki saç kestirmek başlı başına bir varifet.
Bazende vazgeçemezsiniz saçlarınızdan. çepiş gibi olursunuz; ama yinede seversiniz. birde bakarsınız ki iş görüşmesi var. o zamanda bir işkenceye dönüşür saç kestirmek.
altı üstü saç kestirmek ama dibinde neler yatar kimbilir.
Aylarca saçı uzatırsınız, çok yakışmıştır sizi tamamen değiştirmiştir o saçlar. O saçlarla mutlusunuzdur, özgüveniniz göklerde uçmaktadır. Yaz biter okula gelinir. ilk gün müdür yakalar ve o aylarca baktğınız saç mahalle arasındaki berberin parmaklarının arasındadır artık. Son bir kez bakarsınız aynada. "Nasıl olsun genç?" diye sorar berber. "Azıcık kes abi, şu kabarıklığını alda hoca fark etmesin" dersiniz. Adam cevap vermez. Anlarsınız orada saçlarınızın asla istediğiniz gibi olmayacağını. inceden muhabbete girmeye başlar. Konu değiştikçe saçların boyu da kısalmaktadır. "Genç bak, türklere hiçbir şey olmaz, Allah bizi her zaman korur. Bunu hiç unutma savaş olursa emin ol ki kazanırız." cümleleriyle, mehter marşı eşliğinde traş bitirilir. Gözleriniz dolar. Adam aynayı getirir enseyi gösterir. Hiçbir tarafı orantılı olmayan sikimsonik bir saç olmuştur haliyle. Parası verilir, son bir kez bakılır aynaya. Umutsuzca son düzeltmeler yapılır. Sonra okula gidilir. 15 dakika önceki özgüven seviyesi yerlerdedir artık. O gün fazla tenefüse çıkılmaz, hatta o ay. "Tamam çok kötü olmuş kanka ama kökü sende yaa nolcak" diye teselliler gelir arkadaşlardan. Sonra yaz gelir saçlar yine uzar yine bakılır, ve mü...