içlerinden en sevdiğim rasyonelizasyon olan mekanizmalardır. Bir şeyin düş kırıklığı yaratmasını tamponlar özellikle. Hayal kurarken bile anksiyetik olmayagörsün bi insan. Gerçi hayallerinde hiç olmayacak şeyler kurarsan orası da ayrı bi mesele de neyse insanlar işte ne yapacakları belli olmuyor.
Benim gozlemlerime gore En çok kullanılanları yansıtma ve yadsıma(inkar).
Yadsıma yı çok kullanan insana farkındalık kazandirmayi bir nebze olsun sağlayabilirsiniz ama yansıtma mekanizmasını kullanan biri karşısında şansınız sıfır.
Ne yaparsanız yapın ne soylerseniz söyleyin, aslında kendisinde olduğu aşikar olan özelliği ya da huyu, size veya bir başkasına yuklemekten vazgecmeyecektir.
Formalize olmuş egonun kullandığı savunma mekanizmalarını yazıya dökebilecek bunlara tamamen nüfus edebilecek herhangi bir dil yoktur. Gerçekliği bilmeden kendimizce çözümlediğimiz her çarpıtma aslında bir savunma mekanizmasıdır. Ancak bunları bu kadar çeşitli adlarla kullanmak bile, %98'ini anladığımızı sandığımız gerçekliğin aslında anlamlandıramadığımız ve nüfus edemediğimiz %2'de olduğumuzun bir göstergesidir.
yalnızlığın gittikçe moda olmaya başladığı son zamanlarda istemsizce geliştirilen bir diğer savunma mekanizması ise yalnızım ama etrafım kalabalık vari bir anlayış.
innate ve adaptive olmak üzere iki tip savunma sistemi mevcuttur bu hayatta. innate dediği doğuştan gelen bir mekanizma olup eğer bir hastalık durumu vs yoksa her insanda bulunmakta. adaptive dediği ise o an karşılaşılan duruma karşı vücudun geliştirmiş olduğu mekanizmadır.
şimdi kabaca olay şöyle gelişiyor: diyelim ki vücuda bir patojen girme teşebbüsünde bulundu. ilk etapta burun kılları olsun, ağızdaki enzimler olsun olayı fark edip bir şekilde engel olmaya çalışıyor. mikrop bu engeli aşıp iyice içeri girdiği takdirde ikinci savunma mekanizması devreye giriyor. bu mekanizmada doğal katil hücreleri denilen hücre grupları olaya dahil oluyor ve problemi ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. olay daha derinse hücresel bazda tepki oluşturuluyor. t ve b hücreleri denilen savunma hücreleri olaya dahil oluyorlar ve olaylar gelişiyor. t hücreleri direkt gidip patojeni sindirmeye yönelik çalışırken b hücreleri daha çok humoral bazda yanıt veriyor. yani immunoglobulin denilen antikor tipleri oluşturuluyor ve bir şekilde korunma sağlanmaya çalışılıyor. hatta bu b hücreleri farklılaşarak bellek hücrelerine dönüşüyor. yani vücuda aynı patojen tekrar girerse vücut bunu hatırlıyor ve bu sefer direkt olarak ona spesifik antikorlar üretiliyor, sorun ortadan kaldırılıyor. ki bu da o patojene/hastalığa bağışıklık edinmişsiniz anlamına geliyor.
gücü elinde bulunduran kişiye şefkat duymak.
şöyledir: gücü elinde bulunduran kişiye karşı güçsüz hissetmemek için güçlü olanın o değil de siz olduğunuza kendinizi inandırır ve vah vah dersiniz ona.
oysa ki onun ahlık vahlık bir hali yoktur kuzucuğum.
mesela birisinin bir konuda sizden iyi olduğunu düşünelim. onu geçmeye çalışmak, onunla yarışmak, imrenmek vs bunlar olabilecek duygulardır.
fakat siz ya aslında şu kısımda da o kadar iyi değildi, ben ona bir yardım edeyim dediğinizde bir şeylerden(o konu özelinde sizden daha iyi olması gerçeğinden) kaçıyor olabilirsiniz sayın seyirciler.