Görev ve yetkinin kötüye kullanılması kısaca çıkar sağlamada makam adını kullanması, memurun kanunlar tarafından belirlenen yetkisinin dışına çıkarak başkalarına zarar vermesi veya avantaj temin etmesidir.
Buz gibi suç işlemiş. hsk gerekli soruşturmayı açacak mı göreceğiz.
not bırakmak gibi suç olduğundan bile emin olmadığım küçük bir suçu işleyen birini gözaltına almaktansa şu cinayet işleyenlere, tecavüzcülere, hayvanlara zarar verenlere falan mı bi' el atsanız savcıcığım.
geçen haberlerde "bir köpeğe kurşun sıkan" iğrenç yaratıkların serbest bırakıldığını duydum ve inanmak istemedim.
ama burası Türkiye işte, çok da şaşırmamak lazım bu tarz şeylere.
Türkiye'de yaşanan bir olaydır bu hanımlar beyler. Ordu'nun ünye ilçesinde meydana gelmiş.
Devletin kendisine verdiği yetkiyi, otosuna nazikçe not bırakan kişiyi yakalatıp ifadesini aldırmak için kullanmış bu savcı.
Otopark içine hatalı parkettiği otosunun camına "arabayı koyduğunuz alan yol geçişi bilginize" yazan kişiyi, cam sileceklerine zarar verdi bahanesiyle yakalatmış bu savcı.
mesleğini,mevkisini çıkarları için kötüye kullanan birisi.
neymiş arabanın sileceklerine zarar gelmişmiş.kağıt da o silecekleri eritti zaten (!)
ulan etimle kemiğimle iğreniyorum bazı insanlardan.Koronaya dokunur da bunlarla el sıkışmam.
Sözlükçülerin bilgi seviyesi malum ama tam o kadar da düşemezler diyorum. Daha da altına düşecek birileri çıkıyor.
Önce anarşist nedir, anarşizm nedir onu öğren de sonra böyle ünvanlar beğen kendine a benim profesyonel toy kuşum.
Ya da boşver, o kadar okumak fazla gelebilir. Babacığının elden ayaktan düşmesini bekleme çakallğına tenezzül etmeden, çık karşısına, iki çift laf et, böylece anarşizm olayına küçükten girmiş olursun.
tam tarihini hatırlamamakla birlikte savcılık makamı 1860'lardan sonra nizamiye mahkemelerinin kurulması ile devam eden hukuk reformlarının bir evrimsel sonucu. bu mesele ile ilgili avi rubin'in çok değerli bir eseri mevcut. ottoman nizamiye courts law and mmodernity. osmanlı ve erken cumhuriyet döneminde savcıya müddei umumi deniyordu. ve burası çok mühim, savcı bizzat devletin çıkarları ile özdeşleştirilen bir makamdır. moderniteye geçiş ile birlikte dönüşen devlet toplum ilişkileri bu kurumu gerekli kılıyor. mesela islam hukuknda böyle bir makam bulunmaz. peki bu anlattıklarımın konu ile ilgili ne ilgisi var? ne bileyim ben. öyle aklıma geldi.
La sen ne konuşuyon. Bu sözlüğün en anarşist insanıyım ben. bırak güce tapmayı, bütün devletlerin bir gün ortadan kalkacagina, kalkması gerektiğine inanan biriyim. Sizin gibi ulusalcılarla, devlet yalaması sağcılarla karıştırma.
Kimi trol müdür, babacığının korkusunu hala üzerinden atamamış güç hayranı ezik midir bilmem kişilerin "savcı dediğin böyle olacak. Yoksa mafyadan korkmayıp, nasıl işini yapsın?" gibi bir şeyler saçmalamasına vesile olan rezalettir.
Len merak etme, o da senin gibi, mafyayı görünce ya pusar, ya rüşvet alır, siyasetçinin karşısında cübbe iliklemek için düğme arar ama sıra kendini savunma imkanı olmayan kişilere gelince aslan kesilir.
Kendine güvenen adam gibi adam bunun yaptığı küçüklüklere tenezzül etmez, kendisine yakıştırmaz. Dediğimin istisnası yoktur. O kadar kesin..
Gözaltına alınıp çay içtikten sonra serbest bırakılır. Bu ön kabulden sonra; savcının yaptığı şey normaldir. Savcılar böyle olmalı. Halktan, mütevazı takılamazlar. Çok güçlü gözükmeli ki her gün uğraştığı itle uğursuzla, mafyalarla çetelerle mücadele edebilsin. Belki davalarından biri tarafından konduğunu düşünmüştür. Bugün o yazıyı koyan, yarın bomba da koyar hesabı. Kolay ulaşılabilir görünmemesi lazım.
Devlet memurunu savunmak zoruma gidiyor ama doğrusu bu.
Kişisel gelişimini tamamlayamamış kişilere nolursan ol önce insan ol demekten başka bir şey gelmez elden. Şu an gerildim. Korkak bir insan olmasam birkaç ağır laf ederdim de çok korkağımdır ben. Ediyorum da yazıya dökemiyorum.
"kürdü padişah yapmışlar, önce babasını asmış" sözünün, sadece Kürtler için değil, türkler için de geçerli olduğunu gösteren nice rezaletten birisidir. Hoş, bunu yapan kürt mü Türk mü bilmiyorum ama fark etmez. Doğulular böyledir. Batıda bir yargı mensubu böyle bir şey yapmaya kalksın, bittiği gündür.
Bana deseler ki "Türkiye niye kalkınamıyor. Tek bir neden söyle ve siyasete de girme", derim ki "halkımız götünün altına koltuk çekti mi paşa gönlü ne isterse yapmayı hak gören insanlardan oluştuğu için".
Bu bir kültür meselesidir ve kültürümüz maalesef böyle. Üzücü ama gerçek. Özel sektör, kamu sektörü, siyaset filan fark etmez. Biz böyleyiz. Bu sebepledir ki iyi kötü patron olmayı becerenlerimiz arasında dünya devi bir şirket kurmayı başaran çıkmaz, memleket kobiler cenneti olarak kalır. Çünkü patron olan Türk hemen padişah gibi davranmaya başlar. Bu sebepledir ki bizden dünya çapında futbolcu çıkmaz, çünkü yeteneği olup, çalışıp, bir şeyler başaranın hemen götü kalkar, gevşer, devamını getiremez ve hatta arda örneğinde görüldüğü gibi olmayan aklınca mafyacılığa soyunur, uçakta gazeteci döver, beline taktığı silahla olaylara karışır.
Biz böyleyiz..
Niye böyleyiz derseniz, ezik olduğumuz için böyleyiz. Aile ilişkilerimiz sakat, öğretmen öğrenci, subay er ilişkilerimiz sakat. Hepsi hastalıklı bir otorite kurma merakı üzerine kurulu. Bu çarklarda ezilenler fırsatı bulunca insanların başına ali kıran baş kesen kesilir. Ne ki olmayan aklınca böyle yaptı mı zamanında çok korktuğu büyükleri gibi güçlü kişi olduğunu, ezikliğini üstünden attığını sanır.
Sahi, anasını sık sık rahmetle anan şahsımın, babasının lafını hiç etmemesinin sebebi nedir, merak eden oldu mu hiç?
Not: ne oldu yandaşlar? Muhtemelen son paragrafa kadar hak vererek okudunuz ama orada işe şahsımı karıştırınca mı haksız oldum? Babasının bunu yalan söyledi diye bacağından asmasının hikayesini mi anlatayım illa? Bak, hem yalan söylemeye devam etmesine engel olmamış, hem de kifayetsiz muhteris yapmış bunu..
bundan yıllar yıllar önce mustafa kemal atatürk, adalet bakanı mahmut esat bozkurt'u yanına çağırır.
yeni hukuk reformunda bir şey dikkatini çekmiştir.
ulu önder sorar mahmut esat bozkurt'a.
"neden cumhuriyet öğretmeni, cumhuriyet bakanı, cumhuriyet başbakanı, cumhuriyet valisi yok da cumhuriyet savcısı var, neden böyle bir sıfat eklediniz savcılık makamının başına?"
mahmut esat bozkurt "cumhuriyet savcısı" sıfatının isim babasıdır ve diğer meslek gruplarından çok tepki almıştır.
ve atatürk, bunun nedenini böyle sorar.
mahmut esat bozkurt şu tarihi yanıtı verir;
"efendim, çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. işte o hesabı soracak olan kişi cumhuriyet savcısı'dır..."
yanıt atatürk'ün de çok hoşuna gider ve meslek isminde "cumhuriyet" kelimesi geçen tek meslek grubu savcılar olur...
savcının görevi cumhuriyeti korumak, cumhuriyete ve bu cumhuriyet içinde yaşayan kişilere kastedenlere hesap sormaktır.
ama bu savcı ne yazık ki cumhuriyet savcısı olduğunu unutmuş, kişisel ego tatmini yapmış.
bu savcı züppesi, evet sen savcı züppesi, sana züppe diyorum. gel hadi bana da dava aç...
bu savcı her kim ise derhal açığa alınmalı ve cübbesi çıkarılmalıdır. gitsin avukatlık yapsın piyasada tutunabilirse.
başlığın olması gereken hali, "yanlış yere park eden savcının aracına not bıraktığı için gözaltına alınan vatandaş" şeklindedir.
olay ordu'da gerçeklemiş, başlığa söz konusu vatandaş, aracını yanlış yere park ettiği için aracına not bıraktığı savcı'nın talimatı ile ifadesi alınmak üzere gözaltına alınmış.
ardından ise ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış. süleyman uysal isimli vatandaşın, savcının aracına bıraktığı not ise, "Arabayı bıraktığınız alan yol girişidir, bilgilerinize" şeklinde imiş.
gayet kibar bir dille durumu izah etmiş yani ama gözaltına alınmaktan kaçamamış. kibre bakın hele, şu nazik uyarıya dahi böylesine tahammülsüz bir insanın eline düşene allah yardım etsin. gerçekten yazık, gerçekten!