sarhoş günlüğü

entry17 galeri0
    1.
  1. Sözlük yazarlarının sarhoşken yazdığı yazıların genel adıdır.

    herkes bana mı bakıyor? o kadar insan varken neden bana bakıyorsunuz? işinize gücünüze baksanıza. her şey niye bu kadar buğulu görünüyor gözüme? içim neden yanıyor güneşlerden sıcak? kime ne, doldur be meyhaneci!

    hayatta hep geç kalmış yalnız bir adamım ben. sana da geç kaldım tabii. yan yana getiremedim o iki meşhur kelimeyi. gurur duvarları geçmemi engelledi senin yolundan. sen başka yollardan gittin sonra. bende boş durmadım tabi, yolumu kaybetmekle meşguldüm o aralar. çok mu konuşuyorum acaba? birazcık içmişim ne olacak, iki kelam ediyorum şurada, siz hiç sarhoş olmadınız mı?

    hayallerim vardı ucunu gördüğümü sandığım. sen ufuk çizgimdin benim. gittikçe yaklaşırım sandım, olmadı! hayalini yaşamak için kadehlere sarılmışım, çok mu?bir duble de senin için koymuşum boş masama. hayalinle içmeme de müsaade yok mu sevgili? çok mu konuşuyorum? birazcık içmiş olabilirim ne olacak?

    bir sarhoştan anılar dinlediniz. günlüğünden sadece bir sayfaydı bu satırlar. bu sarhoşun aklından geçen yitip bitmiş hatıralar.

    not: sarhoş derken zil zurna demedik, çakırkeyif hali. Üşenmeyip okur ve oylarsanız sevinirim. Ben yazarken yorulmadım.
    3 ...
  2. 2.
  3. bu gece son. bir daha içmeyeceğim.
    1 ...
  4. 3.
  5. 4.
  6. öpüjem gel günlük seni de öpüjem. mmmuuhhahh
    3 ...
  7. 5.
  8. uzun zamandır içmiyorum, ama acısını çıkaracağım günlük.
    1 ...
  9. 6.
  10. kafam güzel sözlük, acayip çişim var.
    1 ...
  11. 7.
  12. 8.
  13. kırk yıldır içiyorum daha bir bağımlılık durumu göremedim kendimde.
    1 ...
  14. 9.
  15. sarhoş olamıyorum artık sözlük. şarabın verdiği o hafif mutluluğu tadamadım kaç gündür.
    1 ...
  16. 10.
  17. evet şarap yine aynıydı günlük sanırsam dibindeki tortu çarptı.
    1 saat sonra; evet günlük eve geldim kız yine siktiri çekti oysa ben kapısına giip onun adını haykırmıştım.
    1 ...
  18. 11.
  19. hayat ne güzel sözlük. kuşlar böcekler falan her şey ayrı bi güzellik katıyo hayata.

    (bkz: aşk sarhoşu)
    2 ...
  20. 12.
  21. mutluyum, umutluyum ama yine yarın iş var olsunbe alkol, sen benim beynimi al(ı)koydun ama yine vazgeçmedim, ben senden vaz geçene kadar sen benden vaz geçeyemeyceksin.

    (bkz: sadık sevgili)
    1 ...
  22. 13.
  23. 2 yıl aralıksız içince ailem beni psikologa goturdu. pskılogun bana ilk lafı alkolik misin lan sen oldu. o gunden beri aralıklarla içiyorum.
    0 ...
  24. 14.
  25. sevgili günlük (22.12.2011)

    düşünmüyorum artık. düşündüğümü düşünmemeye çalıştığımı fark ettiğim ana kadar düşünmüyorum. düşündükçe bir kadın var oluyor (ben tanrı değilim, hiçbir şey değilim) kadın yanında bir adamı getiriyor. düşünmüyorum. birileri gülüyor ( esrar, morfin, metanfetamin) ben de gülüyorum sonra, zehirli bir keneyi beynimden kovuşturmak için sigaramın yanan ucunu yaklaştırıyorum ona, defolup gidiyor, beni öldüremeden ( kene yok, kadın var ve bir adam) kitap okudum günlük bugün! oğuz atay okudum, tutundum, tutunamadım bir öldüm bir dirildim, film izledim günlük! güldüm kendi kendime! plan yaptım günlük! yarın ve yarınlarca düşünmemek üzerine. uyandım sonra günlük, kahve içtim, güldüm, oyaladım kendimi, hobi bahçeme girdim... dur günlük dur! günler de karıştı.

    işin özü şu sıralar (3 yıldır) düşünmemeliyim günlük. bana kalan tek vakitte yaptığım şey sadece içmek. kızma bu gece başını şişirdiysem...
    1 ...
  26. 15.
  27. 16.09.2013 (bay n'nin günlükleri) /-babamın özür dilediği gün o'nu gördüm-/ son günlerde (son yıllarda) üzücü birçok şey yaşadım. Bunları tek tek oturur anlatabilirim sana. Ancak bu bir anı değil, günlük. Bir tanesinden başlasam iyi olacak. (en önemlisinden!) geçtiğimiz ramazan bayramı'nın 3. günü babam sinir krizi geçirdi. psikiyatrik rahatsızlıklarından dolayı bunu sıkça yaşadığı olur. bilincini kaybettiği bir anda kendini ekmek bıçağıyla öldürmeye kalkıştı. babamın kendini öldürmeye kalkıştığı gece o'nu gördüm, bayan c'yi. çok alkollüydüm. yanımda bir arkadaşım vardı. "sen de gördün değil mi? oydu? yanlış görmedim değil mi?" diye arkadaşım bay ü'ye durumu teyit ettirdim. nitekim yanılmamıştım onu gördüm.saçlarını kısacık kestirmiş, yüzü solgundu. karşı kaldırımdan hızlı adımlarla şehrin batı yakasına doğru yürüdü ve gitti. bu bayan c'yi 16 ay sonra ilk kez görüşümdü. yüzyüze gelmemek için elimden gelenin fazlasını yaptım. insan bazen bir korkaklığın, attığı bir geri adımın hesabını aylarca hatta yıllarca ödeyebiliyor. kaldırımdan geçerken bayan c'nin attığı her adımda canım bir o kadar yanıyordu ve kendimi onursuz hissediyordum. cinsiyetçilik olarak algılamayın, ben güçlü bir adam olamadım. sevmeyi beceremedim, hastalığa çevirdim. aşık olduğumda gözlerime yaralı bir kurdun gözleri yerleşmişti adeta. senelerce bir çift vahşi ama bir o kadar korkulu sancılı bir aşk geçirdim. (birçoğumuz gibi)düşünce korkak ediyor insanı. sırrım (sırlarım) beni daha da karanlığa götürürken, bayan c'yi yanıma çekemezdim. insan bazen sevdiklerine, sevgisini onlardan uzak kalarak kanıtlayabilir. sevgilim bayan c'yi dostum bay b'yi kendimi sürüklediğim bataklıktan hep uzak tutmaya çalıştıkça aslında kendimi yalnızlığın tam ortasında bulmaya başladım. şimdi günlerce tüm bu sırları, karanlığı sana detaylıca anlatmam gerekecek biliyorum. sorun değil, bu yaşanacak belkide birçok günümüz var demektir. cümlelerimle bir günlükte korkumu ve esaretimi verdiğim bir sözün onuruyla (sadece verilmiş bir sözün onuruyla) anlatacağım. ben bay n, iyi geceler...
    0 ...
  28. 16.
  29. 20.09.2013 (bay n'nin günlükleri)//- iki kiraz arasındaki fark- // birkaç ay önce bir süpermarkette işe başladım. şehir dışında okuyanlar bilirler ki, düşük gelirli bir aileden geliyorsanız, burs ve part-time işler konusunda en uzman kişi kısa zamanda siz olursunuz. nitekim ben de ders çıkışları akşam 6'dan sonra her gün, bahsettiğim süpermarketin meyve-sebze bölümünde yaklaşık 3. ayımı tamamladım. öğrenci olduğumu anlamışsınızdır. ilk zamanlar şaşkındım, sürekli aklıma gelen bazı tehditleri ve bayan c. ile olan mecburi ayrılığımızı unutmamda bir miktar yardımcı oldu bu iş. kimi zaman meyvelerin arasında kayboluyor, çürükleri ayıklıyor ve çoğu zaman "benim burada ne işim var?" diye de soruyordum kendime. neredeyse bir ay önceydi, iki tip kiraz satıyorduk o sıralar. birisi iri yarı, plastik kutularda satılan bir kirazdı, diğeri ise kasalarla geliyordu. kasalarla gelenler genellikle daha küçük ve ekşi oluyorlardı. plastik kutulardaki ise hem çok daha pahalı ve ne hikmetse 3 gün içinde bozulan bir kiraz türüydü. onları hep buzdolabında saklamak gerekiyordu. bunları düşünürken, bir an bayan c.'yi mağazada görür gibi oldum. buraya gelmiş olabilir miydi? diye sordum kendime. bir cevap bulamadım emin olmak istedim. saat 19:00'a geliyordu. çıktım mağazadan ve yaklaştım giden kıza. bir ara yana doğru döndü, o değildi. hissettiğim duygu kesinlikle korkuydu. bu korkunun gerçek sebebini uzunca bir süre daha sır olarak taşıyacağım. anlatabileceğim kadarıyla bu korku ileri zamanlara da yayılabilirdi. bayan c. ve ben bay n. çok uzak iki şehirdeyiz. şu sıralar görüşmeyeli neredeyse 1.5 yıl oldu. (ramazan bayramından hemen sonra ki karşı kaldırımdan geçip gitmesini saymıyorum. o görüşme değildi.) şu sıralar tarif edemediğim çokça duygu olsa da geçmişi her gün yaşadığım için olsa gerek; günlüklerim anı defterleri gibi oluyor. yazdığım sayfanın başlıkla neredeyse hiçbir alakası olmadığını fark ettim. kısaca bahsedeyim. kirazları teşhire yerleştirirken bayan c. ve ben bay n'nin bir an aynı evde yaşayan iki sevgili olduklarını düşündüm. bayan c.'ye iki kiraz arasındaki derin farkları anlatıyordum, o ise gülüyordu. ciddiye alarak anlatmaya devam ettikçe daha da gülümsüyordu. güzel bir düştü. gittikçe küçülen, iş ve okul arasına sıkışan hayatımda gülümsettiği kadar yaralayan bir hayaldi. iki dakika bile sürmemiştir belki. kirazlarla işim bitmişti. müdürlerimin çok ciddiye aldığı birkaç iş beni bekliyordu. bazen iki kiraz arasındaki fark dahi seven kalpleri gülümsetmeye bir sebeptir. tadını çıkarttıkça... aklıma gelmişken biraz da o günlerden bahsetmek istedim... ben bay n, iyi geceler...
    1 ...
  30. 17.
  31. 02.11.2013 (bay n'nin günlükleri)// balkondaki pantolon // saat 10 civarı işten çıktım. yürüyerek şili meydanına doğru yürüdüm. önce güvenlik caddesi'nden geçtim, oradan esenler sokağı, derken kuveyt caddesi'ne çıktım ve sonunda şili meydanı'da dostlarlayız. galatasaray ve fatih terim'in takımdan ayrılmasıyla ilgili hararetli bir tartışmanın ortasındayım. bu noktaya kadar bir sarhoşun günlüğünden bahsedemeyiz, prensiplerim var iş öncesi ve iş anında asla alkol kullanmam. neyse şili meydanında bir saat takıldıktan sonra ve dostlarla vedalaştıktan sonra son otobüse doğru geçmek istedim, bir de ne göreyim son otobüs kaçıverdi. taksiye binemezdim, maaşımın yatmasına bir hafta vardı ve ben şu sıralar cepte pek para bırakmamışım. derken bayır aşağı yürümeye başladım. eve varmam yarım saatimi alacaktı ve hava felaket soğuktu. kuğulu park, tunalı caddesi derken kendimi j.f. kennedy caddesinde buldum. sakal barın oralarda tekelci bir abla vardır, sakal'da takılanlar bilirler. tam o tkelin önünde bilkent'ten ö.d. isimli arkadaşımla karşılaştık. kafası oldukça kıyaktı. biraz seyrettim onu beni fark etmedi. çaktırmadan elindeki sigarayı aldım, "n'oluya la!" gibisinden bir tepkiyle karşılaşınca yüzyüze geldik ve bana bakınca önce şaşırdı, sonra sarıldık, hal hatır sormalar başladı. sakal'da biraladık, ardından beni evine davet etti. yürüyerek ö.d. nin kennedy'deki evine vardır. odaya çekildik, bir süre kelt müzikleri dinledik ve biralamaya devam ettik. arkadaşım horul horul horlamaya başlayınca ben kanepeye çekildim ve uyudum. sabah kalktığımız gibi süpermarketlerden birine girdik ve fazlasıyla tost malzemesi aldık. altı adet kallavi tostları hazırladık yedik, üstüne çay yaptık ve balkonda bir çay keyfi yapalım derken olaylar silsilesi biraz sonra başladı. ince belli bardaklarımızla tam balkona çıkmıştık ki, balkonda üstünde bir kemer olan kot pantolon duruyordu. "bu ne la?" dedim. ö.d. de şaşkındı. "bilmiyorum hacı." dedi. aklımıza birkaç mantıksız şey geldi; ben üst kattan düşen bir çamaşır olduğunu düşündüm, sonra dedim ki kendime kaç insan evladı kemeri üstünde pantolon yıkar? ö.d. belki de bizim arkadaşlardan biri kotunu havalandırmak için buraya koymuştur dedi. "olabilir, öğrencilerden her şey beklenir" dedim. birkaç dakika sonra aşağıdan bir küfür sesi geldi, adamın biri otoparktan küfrediyordu. ".rospu çocuğu, kim yaptı .mına koyim bunu!" derken bu küfrü eden adam birkaç dakika sonra kapıyı çaldı. "arkadaşlar gece arabamı çizmişler, bunu yapabilecek biri var mı bu apartmanda dedi. ö.d. böyle bir şey yapacak kimse olmadığını söyledi, ben de yan odadan yüzünü hiç görmediğim adama ukalaca seslendim, "burası kennedy aga, gece boyu yüz küsür ayyaş geçiyor, sarhoşun biri yapmıştır." bunu söyledim ve adam gitti. balkona tekrar çıktık yerdeki kot pantolonu bir köşeye attık ve çaylarımıza devam ettik. balkondan kedileri izliyorduk. ardından yine kapı çaldı (bir çay içirmediler ağız tadıyla). bu kez gelen apartman görevlisiydi. "abi otoparkta bir cüzdan bulduk herkese soruyoruz, sizden birinin mi?" dedi ö.d. ile ikimiz g.t ceplerimizi kontrol ettik, bizimkiler yerindeydi. evdeki arkadaşları uyandırdık, çocuklardan biri "bu benim lan ne arıyormuş otoparkta?" deyince işin rengi değişti. çocuk eve geldiğinde cüzdanının da pantolonunun cebinde olduğuna emindi. balkonda gördüğümüz pantolon da, cüzdanı otoprakta bulununan çocuğun pantolonu olduğu anlaşılınca olaylar silsilesi bize eve bir hırsız girdiğini ve evdeki 5 kişinin horul horul uyuduğunu kanıtladı. hırsız kapıdan mı girdi balkondan mı girdi bilmiyoruz ama balkondan kaçtığı kesin. içinde beş adam olan eve girme cesareti gösterdiği için hırsız arkadaşı kutluyorum. kendimizi de kutluyorum top atsalar uyanmayacağız. böylece balkondaki pantolonun sırrı çözüldü. hırsız bizleri uyandırmamak için odadan çaldığı pantolonun ceplerini balkonda boşaltmış ve sessizce kaçıp gitmiş. kasım ayının 1. gününü, 2. gününe bağlayan gece yaşadığımız bu olayın ardından traşımı oldum ve işe gittim, bu arada unutmadan söyleyeyim. hırsız içini boşalttığı cüzdandan yalnızca 15 tl almış, cüzdandaki bütün para bu kadarmış. başucumda duran cep telefonuna dokunmamış, belki de gördü ve dokunmak istemedi. benim telefonun 2. eli şu sıralar 20 tl'ye bulunabiliyor. hırsızlar da seçici, bazı şeylere tenezzül bile etmiyor. 15 tl boğazında kalsın hırsız bey... ben bay n., iyi geceler...
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük