cok tablolar hakkinda yorum getiremeyen biriyim, ancak karakter olarak oldukca gercek ve hatta gercekustu oldugunu dusundugum biyiklidir kendisi. birkac roportajini da izledim, hepimizin bastirdigi ve aciga cikmasini engellemeye calistigimiz bilincaltimizi, gercek benligimizi bu adam hic tereddutsuz sergilemis. bence deli degil, oldukca normal.
Bütün akımları tanıyıp; olası bütün etkilerden geçtikten, tüm çılgınlığıyla o devasa eseri ‘Babil Kulesi’ni oluşturduktan sonra; Salvador Dali sanatı boyunca uzayıp giden bir ipi farketti. Bu ip görünmez bir şekilde daha Breton’la bile değilken gerçekleştirdiği ilk sürrealist eseriyle, gerçek anlamdaki sürrealist eserlerini birbirine bağlıyordu.
üstad aşağı yukarı şunu anlatmıştır eserlerinde...
optik gerçekliğin temelinde, altı çizilen başlık içeriğinde, modernist soyut sanatın en önemli etkilerinden biri olan görsel soyutlamaya karşı mesafeli duruşlar vardır. bu başlıkta, deneysel olarak adlandırabileceğimiz görsel bir biçimcilikten ve yazarın anlatımcı yapısından çok bütünsel bir mizansen duygusunun neredeyse sahnelerin tamamına hakim olduğu görülür. metnin ve teknik olanın kurgusal devamlılığa hizmeti, öyküsel bir tamamlanmışlık algısı yaratmakta olup,
zihinsel bir argümana dönüştüren önemli bir etkendir. anahtar sözcükler üzerinden gidersek, yazar sürrealizmin temel yapı taşları olan deliliği, sembolizmi, bilinçdışını, analojiyi, skandalı, irrasyonel olanı, absürdü, kara mizahı, oneirizmi, fanteziyi, gündüz düşünü ve nihayetinde rüyanın organik yapısını teşhir eden bir mizansen yaratma arzusunda olduklarını görürüz.
bence oldukça anlaşılır, basit ve yalın bir anlatım herkesin anlayacağı bir dilde.
resmettiği tablolarda o yıllarda sanata giydirilmeye çalışılan felsefi boş boğazlıkların, ahlaki kaygıların amına koymuştur. sadece hanımını tavanda çizmesi hoş olmamış. 10. nesil biri galiba salvador. sol frame'i kirletiyor.
insan seviştiği kadının arkasından konuşmaz. tavanda çizmez onu. yapmamalıydı.
yemeğini yedikten sonra, üzerine de rehavet basması ile kucağına metal bir kase alırmış; göğsüne ise metal bir kaşık koyup, ellerini üzerinde birleştirirmiş. uyuduğu zaman elleri çözüldüğünden metal kaşık kaseye düşmek sureti ile ses çıkarır dali'yi uyandırırmış. dali, bu işlemi birkaç kez tekrar edermiş. neticesinde ise, bölük pörçük uyku durumundan elde etmiş olduğu rüyaları ve hatırladığı ögeleri, sembolleri resimlerinde işlermiş.
" gözüm yaşlı dişlerimi sıktım ve annemi bir gün parlak adımın etrafında vahşice parlayacak olan ışığın kudreti ile ölümden ve kaderden kapıp kaçıracağıma yemin ettim. "
Dali' nin eserleri bir labirent gibi. inceledikçe daha çok derine iniyor, anlam karmaşası yaşıyor, hayatının izlerini arıyorsunuz. ve sonucunda onun resimlerinin bilinçaltının kusması sonucu oluştuğunu anlıyorsunuz.
kedime de ismini verdiğim sürrealizm akımın yaratıcısı ünlü ressam.
aykırı olmak ve züppelik arasındaki ince ipte ustalıkla yürüyen sanat adamı.
karıncayiyen beslemesi bile hayatı hakkında ufak bir ipucu verebilir bize.
bir de dişi kedi alırsam adını (bkz: gala) koyacağım ki ekip tamam olsun sürreal hayatımda.
salvador dali ye göre iyi bir ressam olmanın iki şartı vardır. birincisi ispanyol olması, ikincisi de adının salvador dali olması.
bildiğimiz ukala. ama yetenekli ve bilgili insanların kesinlikle ukala olmaya hakları vardır.
rüyalarını resmeden adam. genel olarak saat, dev örümcekler, fil, gözler görmüş ve gerçekten korkunç şeyler. gözlerle cinselliği, karıncalarla itaati simgelediği söylenir ama sürrealist olduğu için hiçbi resminin gerçekten tanımlanabilen bi anlamı yoktur. kendisi de ifade edemediğini söylemiştir hatta. bildiğin manyak. şu rüyayı görsem yataktan normal kalkamazdım;