tüm dünyada ödüller de alsa, adına methiyeler düzenlenip belgeseller de hazırlansa. devletler nişanda verse; kendi öz vatanında dalga geçilmekten, başörtüsüyle alay edilip küçümsenmekten kurtulamayacak olan kadındır.
akşam yemeğinden önce bağlama çalan türbanlı kadındır.
not: bu kadının neden bağlama çaldığı belli değil. zaten saksafon çalan türbanlı kadının dünyada var olma olasılığı devenin hendekten atlama olasılığının 1 bölü 500 katıdır. lakin akşamları bağlama çalınca kültürüne daha yakın oluyor.
tüm dünyada ödüller de alsa, adına methiyeler düzenlenip belgeseller de hazırlansa. devletler nişanda verse; kendi öz vatanında 'insan istediğinde herşeyi yapabilir. Bahane üretmek en kolay şey. Önemli olan bulunduğumuz durumda en iyisini yapabilmek' demesini beklesem de öyle söylemeyecektir.
Türbandan girip katsayıdan, hatta ergenekondan çıkacaktır.
aynı anda ayaklarıyla klavyede yazı yazarken ağzında mızıka çalarken, burnuylada arp çalsa dahi yine başörtüsünün kurbanı olacaktır ve eleştirilecek, yadırganıp küçümsenecek, dalga geçilecek insandır.
Tıpkı bu yazıya verilen cevap gibi tepki alacak ve eksilenecektir.
gönül daha anlayışlı bir toplum olmayı arzuluyor ama gönülü dinleyen kim? herkes kürdili hicazkar takılıyor.
önyargılarını ve tabularını yıkamamış, seviyesiz eleştirilerle saldırdığı bir dini ve dininin gereklerini yerine getiren kişileri yerin dibine soktuğunu zanneden "bilinçsiz yazarcık"ın söylemimsi kelime topluluğudur.
"ulan ağzıyla çalıyor saksafonu g.tüyle değil. ha sen farklı yerlerinle çalıyorsan onu bilemem tabii ki."
gayet sosyal, ve aktif türbanlı kızdır. enstrüman olarak saksafonu seçmesi akılda soru işaretleri bıraksa da, hakkında kötü düşünülmemeli hatta desteklenmelidir.
başını örtmenin Allah ın emri olduğunu bildiği halde (ya da moda olsun diye takıyodur), çeşitli müzik enstrümanlarıyla ilgilenmenin günah olduğunu henüz öğrenememiş olan insandır... (modaya uyuyorsa bu tespitim onun için değersizdir)