"hanginiz bilir, benim kadar,
karpuzdan fener yapmasını;
sedefli hançerle, üstüne,
gülcemal resmi çizmesini;
beyit düzmesini;
mektup yazmasını;
yatmasını,
kalkmasını;
bunca yılın Halimesi'ni
hanginiz bilir, benim kadar,
memnun etmesini?
değirmende ağartmadık biz bu sakalı!"
temmuz 1941
orhan veli şöyle açıklar bu şiiri:
"buna oktay rifat fena halde içerledi. ben her şeyi oradan indiriyorum sanki. o zamanlar karpuz alıyor yedek subay alayında gizlice. hanginiz bilir diyordu, karpuzun içini yiyip benim gibi Orhan'a kabuğundan fener yaptığımı..."
nihat doğan'ın fuhuş operasyonu sonrası yaptığı basın açıklamasında kendine benzettiği sözcüktür.
(bkz: "unutmasınlar ki, nihat doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar...")
acemlerden bir adam mescide geldi ; bıyığını uzatmış , sakalını kesmişti . resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem o na , seni buna sevk eden nedir ? buyurunca , o da ( kisrâ yı kasdederek ) , rabbim bana bunu emretti dedi . bunun üzerine resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem şübhe yoktur ki , allah celle celâlühû bana sakalımı uzatmamı , bıyığımı da dibine kadar kesmemi emretti buyurdu .
şübhe yok ki , islâm fıtratı . bıyıkları almak ve sakalları bırakmaktır ; çünki , şübhesiz ki , mecûsîler bıyıklarını bırakır , sakallarını dibine kadar keserler o halde , onlara muhâlefet ediniz ; bıyıklarınızı kesiniz , sakallarınızı bırakınız .
kimi erkeği onsuz düşünemezken kimi sürekli sinekkaydı gezmek zorundadır kendini beğendirmek istiyorsa. yani böyle yüz şekline, mimiklere göre yakışma değerinin biçilebileceği kıl aksesuarı.
Amat romanında ihsan Oktay Anar'ın yarattığı keskin nişancı, attığını ıskalamayan, 4000 leşi olduğu anlatılan yeniçeri'ye bulunduğu birlik tarafından verilen takma isimdir.