1906'da doğmuş,1954'te ölmüştür.cumhuriyet devri öncülerindendir.tanınmasını sağlayan ilk öyküleri varlık* dergisinde yayımlandı.insanları,kırları,denizi,hayvanları kısaca yaşamı bölünmez bir bütün olarak gördü.kalemini güzelliklerin hakkını aramak,vermek ve göstermek uğrunda kullandı.
eserleri:
semaver
mahalle kahvesi
havada bulut
kumpanya
sarnıç
şahmerdan
lüzumsuz adam
havuz başı
son kuşlar
alemdağda var bir yılan
az şekerli
medar ı maişet motoru
kayıp aranıyor
şimdi sevişme vakti
tüneldeki çocuk
mahkeme kapısı
"Bir insani sevmekle balar her sey." sözünün sahibi..kereste ticaretiyle ugrasan Mehmet Faik Beyin oglu..ilkögrenimini adapazarinda, ortaögrenimini Istanbul Erkek Lisesiyle Bursa Lisesinde görmüstür. sonra bir süre istanbul darülfünunu (üniversitesi) edebiyat fakültesinde okumus; babasinin istegi üzerine, iktisat ögrenimi için lausanne'a gittiyse de on bes gün sonra Fransa'ya, Grenoble'e geçmistir, üç yil kadar Fransa'da kalmis(1932-1935); istanbul'a dönünce kisa bir süre Halicioglu Ermeni yetim mektebinde türkçe ögretmenligi yapmis; ticaretle ugrasmasi içn babasinin açtigi toptanci tahil magazasini isletemeyerek birkaç ay sonra ticaretten ayrilmis; "yazi yazmayi is saydigi için baska bir is yapmamaya karar vermis" ; bu arada, ikinci dünya savasi sirasinda bir ay kadar "haber" gazetesinde adliye muhabirligi görevinde çalismis.(1942) babasinin ölümünden(1939) sonra, onun biraktigi gelirle, annesinin burgaz adasindaki evinde yasamis, "modern edebiyata yaptigi hizmetlerden dolayi", Amerika'daki mark twain dernegine onur üyesi seçilmis, ertesi yil siroz hastaligindan ölmüstür.(11.5.1954) Annesinin ölümünden (1963) sonra; burgaz adasindaki ev "sait faik müzesi" haline getirilmis (1964); vasiyeti geregince darüssafaka dernegine kalan eserlerinin geliriyle bir "sait faik ödülü" olusturulmustur.
hikayelerinde cizdiği portreler okunurken, kişiler hareketlenir, gerçek görüntüleri ile karşınızda belirir.
bir yazlık sinemada bilet satışı yapan gayrimüslüm kız, artık komşu abla gibidir. sevdiği bir genç vardır onunla evlenecektir.
yada hergün trenle okuluna gidip gelirken şapkalı üniformasıyla efendi ve terbiyeli bir görünüm sergileyen öğrenci tanıdıktır artık.
ilginç bir şekilde hikayelerinin bir yerinde benide anlatmıştır. hatta herkesi anlatmıştır.
okunasıdır. eminim sizide anlatmıştır.
bir zamanlar hikayeleri eve erken gelmem için sebep oluşturan yazar."Havada bulut" kitabı trt için dizi filme çekilmiştir.trt nin en kaliteli dizilerinden biridir. Sait faik rölünü (bkz: Nihat ileri), Sait Faik'in sevgili rölünü (bkz: Özgü Namal)oynamaıştır.
şiirleriyle de özgün bir duyarlığı geliştirmiştir. hikayeleriyle aynı hümanist değerleri taşır, farklı olarak bireysel bir yönsemeye sahiptirler. şimdi sevişme vakti tek şiir kitabıdır. aynı adlı şiir ezginin günlüğü'nün oyun albümünde de enfes bir besteyle karşımıza çıkar.
şimdi sevişme vakti
çıplak heykeller yapmalıyım,
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı kasketli,
yırtık mintanından adaleleri gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...
şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek
seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe,
ne güzel kaslarin var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin.
söylemeliyim,
yok
yok... meydanlarda bağırmalıyım.
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.
resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
baygınlık getiren şiirler
kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.
sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
nasıl etsem nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...
bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...
"Böyle sisli bir gecede, istanbul limanının uyumuş rıhtımlarında tek başına düşündüğüne göre romanlar okumuş bir adamdır."
"Akşam oldu muydu her sokakta birbirini tanıyan ıslık sesleri duyulur. Karanlık köşelerde Rumca aşk fısıltıları..." gibi bir çok altı çizilesi cümlelerinin bulundugu yazar...
1906 yılında sakarya' da doğan, 1954 yılında istanbul' da vefat eden, genelde doğa ve insanı kaynaştırdığı hikayeleriyle tanınan, ünlü türk edebiyatçısı. ilköğrenimini sakarya' da, ortaöğrenimini istanbul ve bursa' da tamamladı. yükseköğrenimini istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi' nde sürdürürken, ani bir kararla, ekonomi öğrenimi almak için isviçre' ye gitti. oradan fransa' ya geçti ve kendini sanat ve edebiyata adadı. 1935' te yurda dönen abasıyanık' ın çabuk sıkılan ve düzeni sevmeyen bir yapısı vardı. bu yüzden girdiği işlerde çok uzun süre çalışmamıştır. abasıyanık, modern edebiyata sağladığı katkılardan dolayı, 1953' te amerika' daki mark twain derneği' ne onur üyesi seçildi.
abasıyanık, insancıl yaklaşımı ön plana çıkardığı eserleriyle, türk edebiyatı' nda özgün bir tarz yarattı. genelde hikaye üretimine yoğunlaşmış olmasına rağmen, roman ve şiir dalında da eserleri bulunmaktadır. başlıca eserleri; hikaye tarzında semaver, sarnıç, şahmerdan, havada bulut, mahalle kahvesi, alemdağ' da var bir yılan, roman tarzında birtakım insanlar (medar-ı maişet motoru adıyla da bilinir) ve kayıp aranıyor, şiir tarzında ise şimdi sevişme vakti' dir.
Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kâğıt kalem aldım, oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.
Satırlarının yazarı, Türk edebiyatının direklerinden...
Zengin bir ailenin çocuğudur.Orhan Kemal ile tatlı tatlı atışmaları vardır.Öyküleri okundukça ayrı tatlar verir ve Semaver mutlaka okunmalıdır.Kişilik olarak baya hazır cevap,biraz da huysuz olduğu bilinmektedir.