Samanyolu isimli güzide kanalı sadece kendisi için izliyorum desem yeridir. Sempatiktir ve insanda "saf bu adam ne guzel ya"intibası yaratır. Tamam telaffuz açısından ciddi hataları var ama sıkılmıyorum kendisini izlerken. "Dabülyü dabülyü dabülyü noktaa" demese program sonlarında adres verirken tam süfer olacak.
çok geziyor, bir çok farklı kültürleri ekrana yansıtıyor. buraya kadar iyi güzel. lakin diksiyon ve sunuculuk açısından en son program yapması gereken kişidir. üstelik sunumunu zenginleştirmek amacıyla gittiği ülkeler veya şehirler hakkında istatistik bilgiler vermesi gerekirken, şehrin işlek bir caddesinde insanları kastederek 'işte insanlar buraya gelip fotoğraf çektiriyooorrr.' gibi gereksiz ve değersiz sunumlar kullanıyor. zaten görüntüden insanların ne yaptığını görüyoruz bunu yapma artık. bir de allah aşkına şimdiki zaman (-yor) ekini sürekli kullanmaktan ve vurgulamaktan vazgeç artık.
ayna programının metinlerini 20 yıl öncesinin tarzında yazan kişi. misal;
"bu mis gibi doğayı gördükten sonra insana yaşama sevinci doluyor ve gördüğümüz bir yerliye selam vermeden geçemiyoruz". ah be saim abim; biraz iz tv izlesen de daha modern metinler yazsan...
programının eski divan edebiyatındaki gibi belli kalıpları vardır.
-45 derece sıcaklıkta kot pantolonla yürürken program sunulmaya başlanır.
-ülke tanıtılmaya başlanır.
-türk telekom wirefon sayesinde aile üyelerinden biri aranır.
-juillete hanım, abdurrahim bey tarzında söylemlerle ilginç kişiler tanıtılır.
-bir aile'ye konuk olunur, yemekler tanıtılır(afrika'da değillerse)
-türk okulu tanıtılır, eğitiminden bahsedilir.
-bir türk öğretmen tanıtılır.
-varsa oraya üniversite okumaya gitmiş türk öğrencilerle muhabbet edilir.
-program biter.
bunun dışında yemekleri yedikten sonra suratının ekşimesi ve akabinde "gerçekten çok güzel sayın seyirciler" demesi beni benden alan hareketlerinden biridir.
new york çekimleri sırasında wat öğrencisi olduğumuzu söyledik, beni ünlü olma vaadiyle kandırmış olan bu şahsiyete sesleniyorum; bu da mı gol diil be?
gittiği ülkelerde acundan farklı, karıdan kızdan uzak durup ülkeyi tanıtan, mutlaka birkaç türk bulup ülkenin durumunu anlattiran muhafazakar şanslı gezin.
(bkz: cemaatin firari gezgini)*
samanyolu tv'de çalışan bir arkadaşı ziyaret için gittiğimde kendisiyle programının odasının bulunduğu katta karşılaştığım, beni hiç tanımamasına rağmen selamını esirgemeyen insan. öyle ya da böyle seviyorum bu adamı. bilinen büyük ülkeleri değil de hiç duymadığımız ülkeleri kısmen de olsa tanıtıyor. burkina faso'yu kim duyacak yoksa o da olmasa.
şimdi bir adam düşünün fikirlerinin örtüştüğü bir kurumum bünyesinde işini yapıyor, iyi ya da kötü.
ve bir adam düşünün tarzını, düşüncesini yansıtarak kendi kitlesine yıllarca süregelen bir program yapıyor.
millet bodrum' a çekim yapmaya giderken bu kapasitesiz diye nitelendirilen adam çoğumuzun ömrü billah gidemeyeceği ülkelere gidiyor. amma gerekli amma gereksiz gördüğü topluluklar, gezdiği gördüğü yerler hakkında bilgiler veriyor. 'ki verdiği en gereksiz bilgi bile kimin selülitli olduğu, kimin üstsüz güneşlendiği bilgisinden daha gereklidir.'
oturup harala gürele ayna programını izlediğimden değil ama pakize suda bile belgesel tadında program yapıyor ise...neyse ya ben bir şey demiyorum.
bir insan düşünün, yıllarca bir belgeseli sunulabilecek en kötü ve en komik şekilde sunup hala da sunmaya devam eden ..
saim orhan iftaharla sunar .. ayna !
yüzünde her zaman aynı ifade vardır. sanki onu orada zorla tutuyorlarmışçasına sunar programını ve tabiki komik şivesi de onu saim orhan yapan bir diğer özelliktir. zamanında aynı işi yapan rahmetli barış manço ve acun'un eline su dökemeyecek kapasitededir. hatta kapasitesi olduğu bile süphelidir.
belgesel programını "bakın fethullah gülen neler yapmış?" mantığıyla sunar. her gittiği yerde mutlaka gülen'in yaptığı okullardan tanıtır ve çocuklara türkçe şarkı söyletir. yoldan nur tur'un otobüsleri geçer ..
herşey bir yana, programın sonunda site adresini söylerkenki durumu cem yılmaz'ın en kral esprisinden bile komiktir.
arapçayı suriyelilerden daha iyi konuştuğuna inandığım belgeselci.
aslında tam olarak bir belgeselci sayılmaz. belgeselci dediğin rahmetli barış manço gibi olur. bu adam bir yeri tanıtmıyor pek, gittiği yerden böyle kıyıdan köşeden insan portreleri sunuyor. havana' da çiftçiler nasıl kahve yetiştiriyor? tahran' da taksi şoförlerinin sıkıntıları nelerdir? delhi' de kulak temizleyicileri nasıl çalışıyor? bunları gösteriyor. zaten insanlar da bunları merak ediyor. bu yönüyle acun ılıcalı' nın bir nevi muhafazakar versiyonu gibi. şiirsel bir dille yapmaya çalıştığı sunumları ufak çapta bir edebi facia olsa da kendisini severek izliyor, programlarının güzelleşerek devamını diliyoruz.
türkiye'nin en çok izlenen yerli belgeseli iddia edilen ayna'yı sunup 'iş yapıyoruz' adına gününü gün eden tiplerden.
velhasıl onun yerinde olmak istenir mi?
kısmen de olsa evet istenir.