deniz umutlarımızın aydınlığında gel-git seyr-ü seferini yapar , dalgalar kum öbeklerini getirir kasıklarımıza kadar. akşamdır be , güneş de battı batacaktır. romantizmin doruklarında öyle bir ortamdır ki , birisi de gitar çalsa denir. sadece notaların aydınlığı.
hadi sizi mi kıracam ateş de yakılmıştır. üç beş deli dolu insan etrafında birikmiştir. herkes dizlerine kapanmış büzülmüş o anın tadını çıkarmaya çalışır.sonra yakamozlar dans eder , ay dolunaya dönüşür...off offf
ve bu armonik evrende sevgilin yoksa "git bi zahmet tuvalete borcunu öde" denir.
hayranı oldugum, yerel bir sanatcıdır bu insan.
öyle degilse bile, nazarımda o derece saygı duyulası biridir.
başlar böyle korkudan, geçer boat on the rivera.. ahh canım benimdir o ya.
müzik ve insan! herkes gitar çalarr ama iyi ama kötü! önemli olan içindekini müzik yardımıyla dışa vurabilmek değil mi?
herşeyi bilen insan sana diyorum!!!
akdeniz akşamları çalarken yanından geçen delikanlıların* laf atması sonucu karşılarına oturup yarım saat death, iron maiden, megadeth ile hızlı bir giriş yapıp sonlara doğru dark tranquillity, opeth ve hatırladığım kadarıyla blind guardian'dan bards song'la sonlandırıp, tamam mı? diyen sonra dönüp baha'dan bir şarkı ile devam eden şahsiyet.***
gitar çaldığını sanan ama çalığı şarkıların (akdeniz akşamları, ankarada, sevdan bir ateş) hiç bir ustalık gerektirmediği, birkaç akorla kız kaldıran, power chord denen şeyden bihaber, armonisi sıfır, 1950 model gitarist.
topluma, sahilde boş boş bira içip kuduran tiplerden daha zararsız, hatta hiç bir zararı olmayan bu insan tiplerine duyulan öfke, kıskançlığın tatsız bir ürününden başka birşey değildir.
elinde uyduruk bir gitarla "akdenizzzzz akşamlarıııııııııı" diye böğürüyorsa kafasında gitarın kırılması vacip insandır.yaz aylarının başlamasına 3-5 ay kala alevlenir yurdum gençleri.alelacele bir gitar kursuna gidilir,yenişehirden alınan uyduruk gitarla konsept tamamlanır.hikayeden 2-3 ay kursa gidilir.ordaki zaten öyle keriz öğrencileri bekleyen işgüzar gitar hocalarının verdiği gazla en fazla nothing else matters'ın girişi,smells like teen spirit'ten 3-5 nağme ve birkaç piyasa şarkı çat-pat öğrenilir.birde üzerine haluk leven'ten 3-5 şarı çalmaya başladınız mı sizden kral sahil gitarcısı yoktur.artık o sahil senin,bu sahil benim elnizde gitarınız,ağzınızda dumanı gözünüze kaçan sigaranız uzun tırnaklarınızla sahilde seğirtmeye hazırsınızdır.jimi hendrix,john petrucci,alexi laiho,mustaine,monkey yanınızda halt etmiştir.belki yaz sonuna kadar metalci geçinen 3-5 tikky kaldırısınız piyasadan
+kızammm çok manyak gitar çalıyooooooo,akdeniz akşamları süper çocuktaaaaaa
-evet yaaa verengül, dün de nothing else matters çalmıaşşşşş
+yapma kıazzz ben dün kaçırdım ama bugün gözlerimin içine bakarak;
life is bigger
ıt's bigger than you
and you are not me
the lengths that ı will go to.....
diye başlayan bi şarkı vardı yaaaaa(loosing my religion)onu söylediiiii
-ey sahil gitaristi sormazlar mı birgün adama "arkadaşım bi zahmet children of bodom-everytime i die,silent night bodom night,anathema-judgament,krator-coma of souls -slayer-reign in blood veya bunlara yakın kafana göre birşeyler çalda neşemizi bulalım diye
elinde klasik gitar olmasına rağmen ne rodrigo ne de chopin çalar. gider haluk levent çalar. insanı sahilden de denizden de gitardan da soğutan insandır.