sayısız kitabın, şaşırtıcı derecede uygun fiyatlarla raflardan göz kırptığı mekan. özellikle yeni basım kitapları etiket yarısı fiyatlarda satarak insana mutluluk veren, okuyucular için cennet diye tabir edilebilecek yer. hele ki dükkanın sahibi sahaf, ticaret mantığından ziyade zevkle bu işi yapan biriyse gönül rahatlığıyla elde ikram edilen kahveyle, kitap kokuları içe çekilerek saatler geçirilebilecek, her girişte bi kaç kitap almadan çıkılması mümkün olmayan, paranızın son demlerini harcatan ama garip bir huzur veren, yüzde tebessüm belirten kitapçıdır. dev ansiklopedi dir.
Gittiğim zaman en çok huzur bulduğum mekanlardan birisidir. beyazıt ve kadıköy'dekiler hariç hiçbir sahafçı kâr etme gibi bir kaygı içine düşmemiş ve mütevazi tavırlarıyla gelen misafirleri el üstünde tutmaktan çekinmemişlerdir. gittiğinizde sohbetin kralını yapmakla beraber sahafçınızın çayını içer, marjinal ne kadar hususlar varsa hepsini konuşursunuz. Bu kadar ikram, güleryüz ve sohbet ettikten sonra da bir kitap almadan olmaz tabiiki. yoksa o çok nazik sahafçı ağabeyimiz, siz kapıdan çıktıktan sonra sülalenizi sıradan geçiren bir türe tahavvül edebilir... zaten cildli kitaplar hariç pek pahalı kitapları olmayan bu mütevazi abilerimizin dükkanlarının kapanmaması için en her gelmeye en azından bir kitap almak en makulüdür... zaten her gittiğinizde dikkatinizi celb edecek şeyler karşınıza muhakkak çıkacaktır.
girdiğim zaman çıkasım gelmeyen, kendine has bir kokuları olan, bazen arkadan gelen süper kalsiklerle kendimi bale yaparken bulduğum kutsal bilgi kaynaklarıdır. içerisi bir yığın yeniden okunmayı bekleyen kitaplarla doludur. üyelik yapanları da vardır. "al bu kitabı, geri getir 1 tl ye yenisi al" diyenleri vardır. *
Antalya'da Sahaflar Sokağı denilen yerde bolca bulunan,mis gibi eski kitap kokusuyla insanın başını döndüren,o an aklınızda olmayan fakat bir zamanlar yana yakıla aradığınız kitapları size bulduran cennet...
kendisine nazan öncel'den anlat arkadaşım şarkısını armağan etmek isterim;
"biz iki arkadaş
dertleşmeye geldik
dünya kadar dert var
halletmemiz gerek
hey garson
suraya bir masa kuruver
ortaya bir büyük acıver
yanına bir ateş yakıver
maksat gözümüz doysun
suraya bir deniz seriver
üstüne bir gemi koyuver
yelkeni şöyle bir acıver
maksat gönlümüz doysun
anlat arkadasım
derdini söyle
dert biriktirilmez
paylaşalım seninle
senin derdin benimdir
bu mesele derindir
cebimdekinin hepsi
derdin buysa senindir
hey garson
suraya bir masa kuruver
ortaya bir büyük acıver
yanına bir meze yapıver
maksat gözümüz doysun
suraya bir resim asıver
içine bir bizi ciziver
üstüne bol acı katıver
maksat gönlümüz olsun."
küçük bir kapıya girişle başlar her şey.o küçük görünümlü yere giridiğinizde buram buram eski kitap kokar ve almak istediğiniz kitaplar dışında büssürü kitap almaya iter sizi.hiç bulamayacağınız kitapları bulursunuz hele bir de sahaf amcanız size çay ısmarlayıp muhabbete koyulursanız tadından yenmez.zaman geçer ananız arayınca anlarsınız akşam olduğunu.işte kendinizi kaptırıp gideceğiniz en güzel mekan hem bünyeye zararlı hiç bir şey yok.
Kitapların yıllar geçmesine rağmen hala yaşadığını anladığınız, huzur veren mekanlardır. Hayatın akıp gittiğini bilirsiniz. Aynı zamanda akıp giden hayatın dışında, apayrı bir dünyanın yaşadığını da anlamanız bir sahaftan içeriye girmenize bağlı. Yazının ve düşüncenin mucizevi birlikteliği...****
"Bir sahafla eski kitap satıcısı arasında önemli fark vardır. Gerçek bir sahaf kitaplara sadece ticari olarak yaklaşmaz. Eski kitap satıcısı kitabın içeriğini ilk sırada dikkate almayabilir. Çok satılan her kitap onun malzemesidir. Kuşkusuz onlar da çok önemli bir iş yapıyorlar; ama bir sahaf kitabı, hem cilt, hem baskı, hem de içerik bakımından değerlendirir. Gerçek bir sahafın alıp sattığı kitapla ilgili ayrıntılı bilgisinin olması gerekir. Sahaflık her şeyden önce bibliyografya bilgisi gerektiriyor. Siz gelen müşterinin araştırma yaptığı konuyla ilgili bilgi sahibi değilseniz, ona ne önereceksiniz?" *
beğenmediği yazıları eksileyen, beğendiklerini de artılayan yazardır. sözlük bu hakkı her yazara tanıyor. bıyıklı ya da bıyıksız ayrımı yapılmıyor, prens mi prenses mi ayrımı ise hiç yapılmıyor. sözlük gördüğüm kadarıyla cinsiyetçi de değil.
seri eksilenecek kadar ırkçı, cinsiyetçi, faşist değilseniz korkacak bir durum yok.
zekice yapılmış, hakarete varmayan her türlü espiriyi anlayacak kapasitededir.
düzeyli eleştriye açıktır, tartışmaktan kaçınmaz.