sahaf

    49.
  1. günden güne tükenmelerini üzüntüyle izlediğim meslek. kitap ruhunu yansıtmayan koca koca -sözde- kitapçılar açıkçası son nefeslerini vermeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. oturup da bir çaylarını içemeyeceğiniz bu -sözde- kitap dükkanları için sattıkları kitapların, sattıkları bir kilo pirinçten hiç de farkı yoktur. çünkü amaçları ortadadır.

    ayrıca eleştirdiğim bu kitap marketlerde çalışanların kitaplardan bihaber oluşları da cabasıdır. oturup o çalışanlardan biriyle kitap üzerine konuşma ihtimaliniz son derece düşüktür.

    ama bir sahafta durum çok daha farklıdır. sahaf temelde bir insan sarrafıdır. ve okuyanı kokusundan bile tanır. abarttığımın bilincindeyim ama bir keresinde bir sahaf ellerimdeki mürekkep lekesinden yola çıkıp sohbet etmişti benimle.

    ve ciddi manada bir sahaf herkese kitap satmaz. kendim de bir dönem sahafta çalıştığımdan bunu çok iyi biliyorum.

    o yüzden arkadaşlar lütfen kitaplarımızı sahaflardan alalım. artık daha fazla sahaf kapanmasın.
    19 ...
  2. 81.
  3. ileride ömrüm olursa açmayı istediğim kitap kokulu dükkanlardır. Varsın olsun kimse almasın. Akşama kadar çubuk kraker yiyip çay içer kitap okurum.
    10 ...
  4. 69.
  5. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1554190/+
    Aslıhan'da bulunan bu küçük dükkandır meselâ. Saatlerimi yer de doymaz.
    8 ...
  6. 2.
  7. aradığınız her bir şeyi bulabileceğiniz sürprizlerle dolu mekanlar.
    7 ...
  8. 58.
  9. son entrysi 10 ay evvel girilmiş, 10 yıllık mazisi olan "ulu" (sözde) sözlükte hepi topu 64 entry alabilmiş; nesli gittikçe tükenmekte olan, bilgi bahçesi bahçıvanıdırlar.

    benim peder gelmişti ziyaretime birkaç zaman evvel. gençliğinde kaldığı eski bir handan bozma öğrenci yurdunu, o dönemde politik gerilim sokaklarda etkisini had safhalarda gösterirken dava arkadaşlarıyla çay içtikleri kahvehaneleri, kafeleri, koşuşturdukları sokakları görmek istedi tekrar.

    beyazıt'a gittik birlikte. üzerinden onca yıl geçmiş olmasına rağmen dün gibi hatırlıyor tüm sokakları, kaldırımları, dükkanları. daha evvel hiç gitmemiştik birlikte. hoş daha evvel babamla bu kadar samimi bir gün de geçirmemiştim sanırım. ilk defa öğrenciliğinde kaldığı yurdu gördüm onca ziyaretine rağmen ilk kez. üzüldüm ulan üzüldüm. nargileciye çevirmişler. kafeler, kahvehaneler, o güzelim tazecik beyinli fikir insanlarının peş peşe yakılan sigaralar eşliğinde yudumladıkları çayları barındıran duvarlar bir bir kebapçılara, nargilecilere dönüşmüş. üzüldüm çünkü anlatırken yaşıyordu üç düzine sene evvelini. anlayamadım ama onun üzüldüğü o günlerden birkaç buruk anı mı, kaybedilen insanların adı mı yoksa gerçekten şimdide o günlerden hiçbir iz kalmaması mı.

    sıra kitapçılara gelmişti. en çok heyecanlandığı kısım. hani yalanım yok, ömrümde öylesine okuma tutkusuyla yaşayan bir adam görmedim. hiçbir zaman bir baba-oğul ilişkisini ziyadesiyle yaşamadığımızdan ayrılık ve aykırılıklarımız, ortak faaliyetlerimizden her zaman kat be kat fazla oldu. her vakit eleştirdim de hiç inkar edemedim kaliteli okuyuculuğuna imrendiğimi. benim pederin bana yegane katkısıdır okuma sevdası. neyse hocam, velhasıl özellikle sahaflar.. sahaf dedi akan suları durdurdu. inanır mısınız çocuk gibiydi, adımları hızlanmıştı farkediyordum, 55'ini geçkin adam.

    vardık biraz sonra. yüzü düştü.. adımları azalarak kesildi. hepsi bir bir kapanmış. tarih olmuş. halbuki almak istediği kitapların isimlerini bile söylemişti biz adımlıyorken. özellikle sahaflardan bakmak istemişti. o kadar iyimserdi ki o günlerden birilerini bile tanımayı bekliyordu hızla ilerlerken. tanıştıracağım seni diyordu, beni mutlaka hatırlarlar..

    dedim ya babamla hiçbir zaman iyi bir baba oğul ilişkisine sahip olamadık. şimdilerde yeni yeni olmaya başlıyoruz sanırım. ben 20'li yaşların ortalarında dolaşıyorken. bundandır sanırım, babamla benzeşen bir alışkanlığımız yoktur. karakteristik özellik demiyorum tabii. alışkanlık diyorum bak sevgili arkadaşım, dikkat. delicesine kitap aşığı olmak dışında. bir sözünü hatırlarım benim pederin iş görüşmesi için tarifsiz bir stresle başka bir şehre giderken bana havalimanında söylediği :

    "sakın kendini sıkma, içini ferah tut. evvel allah biz buradayız, geleceğini kurabilecek kadar imkana sahibiz, olur da kötü geçerse üzme kendini. haa ama bak sana sözümdür, bizler gidince size az buçuk bir şeyler bırakabilmek için bunca yıl çalıştık ve elde ettik de. ama bilesin ki kardeşinle sana bırakabileceğim en büyük miras evdeki kütüphane ve kitaplardır."

    şimdi düşündüm de bahsettiği sahaflara doğru giderken aslında benim de hızlanmış olan o adımlarım babamınkilere ayak uydurabilmek için değildi. ben de en az onun kadar heyecanlıydım..
    8 ...
  10. 82.
  11. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1812204/+

    geçen hafta kitap fuarındaki bir sahafta raflarda göz gezdirirken bu kitabı görüp hemen yapışmıştım. sahibi olan amca o kadar tontişti ki, kitabın fiyatını sorduğumda önce kırk dedi, sonra altmış olduğunu gördü fakat ilkin kırk dedim dönmek olmaz deyip kitabı o fiyattan verdi. kocaman, ruhsuz kitap mağazalarından, kitaplar hakkında zerre bilgisi olmayan suratsız satıcılardan o kadar sıkıldım ki, o beyefendi kitapları yeniden sevdirdi resmen. yeni bir mağazaları da açılmış, en kısa sürede uğrayıp inceliğine karşılık birkaç kitap almayı düşünüyorum.

    ruhsuzluğun revaçta olduğu günümüzde, incelik timsali olan sahafları sevmek, korumak gerek. zira en olması gereken yerde, kitapların arasında dahi sıcak bir gülümseme, hoş bir söz duymaktan o kadar yoksunuz ki !

    (bkz: selim ileri)
    6 ...
  12. 1.
  13. eski kitapları alıp satan kitapçı.
    7 ...
  14. 65.
  15. Bazıları gerçekten iş ahlakından yoksun ve kendileri tilki sanabiliyor.

    Bugün yaşadığım bir olay beni çok etkilediği için uzunca bu örnek üzerinden anlatmak istiyorum.

    Her zaman gittiğim sahafa gidip maddi değeri epey yüksek olan atmaya kıyamadığım almanca ve ingilizce kitaplarımı götürdüm. Oldukça kalın ve çok yerde bulunmayan kitaplar. Yani geri dönüşüme atmak yerine sahafa kadar götürüp birilerinin faydalanması için vermek istedim. Her zaman gittiğim sahaf kapalı olduğu için başka bir sahafa kitapları göstermek üzere gittim. Elbette o kadar değerli kitabı verdikten sonra gözüme çarpan birkaç roman seçecektim. Yaşlı tonton bir amcayla karşılaştım. Içimden de ne sevimli ya kendisi kadar sevimli bir dükkanı var, bundan sonra buraya da uğrayabilirim diye iyilik meleğiymişcesine iyi seyler düşünüp iyi dilekler diliyorum iyi bir insan olduğuna kanaat getirip.

    Adam kitapların sayfalarını tek tek inceledi. Çoğunun boş olduğunu söyledim. Bana kitapta bir iki altı çizilmiş yer bulup "işte hıı" diye işaret ederek gösterdi. Olabilir tabi biraz kullandım dedim. Halbuki sıfır kitabı neden sana getireyim ki toptancı mıyım ben? Hala yaşlı ve tonton olduğunu düşünErek ters bir şey söylemedim. Ve ben çoğu yerde bulamadığım bir kitabı sorduğumda bana öncelikle var dedi. Sonra 10 sn daha düşünüp "yok, kalmadı" dedi. Yaklaşık 8 kitabı verip 1 tane bulamadığım kitabı alıp gitmekti planım. Ederi 5-10 kitap aslında. Ben aradığım kitabı bulmanın derdindeyim. Kitapları 2.kez gözlüğünü takarak inceledi amcamız. Ben de kitabı arıyorum romanlar arasında. Kaç kitap alabileceğimi sorduğumda istediğin bir roman alabilirsin dedi. içimden kitaplar elden çıksın yeter ki aradığım kitabı da alıp gideyim diyorum. Adamın kazıklamaya çalıştığının farkındayım. Ben Kitapları incelerken getirdiğim 8 kitabı gösterip "bunlar değersiz kitaplar, bir tane kitap bile etmez aslında" dedi. Hala sakinliğimi koruyorum. Susmadı ve bana en az 35 senelik çizgi roman tarzı kitapları göstererek "hatta onlara da bakma, bunları verebilirim" dedi. Adamın yapmak istediği kitapları ona hibe etmem ve oradan çekip gitmemdi. FAkat öyle yapmadım. ters bir şey söyleyip diyaloğa girmek istemediğim için iyi günler dileyip kitaplarımı tekrar üşenmeden çantama yerleştirip dükkandan ayrıldım. Sen sahafsın. Ve işin kitap alıp satmak ya da verilen kitapların değerine göre takas yapmak. Sen sadece bunun alma kısmını yapıyorsun. Ne iğrenç bir iş ahlakı. iş ahlakı çoğu meslekte kalmadı bunu biliyoruz. Fakat sen de mi be küçük esnaf? Sen de mi yaşlı tonton amca? Sen bunu yaparsan kimler neler yapmaz bize. Yapmayın gözünüzü seveyim. Zaten soğuttunuz şu şehirden, insanlarından da soğutmayın.
    6 ...
  16. 79.
  17. Eski kitap kokan kitapçı. Aldığın kitabın anısı olması muhtemeldir. Ben özellikle bazı dönemleri görmüş kitapları severim. 30'lar gibi, 60'lar gibi, 80'ler gibi. Hele ki kitabın ilk sayfasına eski sahibi tarafından bir not iliştirilmişsse tercihim olur. Seviyorum işte böyle şeyleri.
    6 ...
  18. 76.
  19. Dükkanda ilginizi çekebilir bişey buldugunuzda mutluluğunuzla etiket fiyatı doğru orantılıdır:) Ender bişey bulunca fazla sevinmeyin geçirirler acımadan.
    5 ...
© 2025 uludağ sözlük