kendimi bildim bileli en farklı gazeteci-programcıdır. şimdilerde yapımcı, şirketi var. tüm dünyada düzenlenecek bir parapsikoloji, metafizik yetenek yarışmasının türkiye ayağını düzenlemektedir, dolayısıyla sunucu da kendisi olacak. "sanırım sadece" finalde*, jüri üyelerinden biri uri galler olacakmış.
Yanlış hatırlamıyorsam; Saadettin teksoy programında kutup tarafında bir yerde yayın yapıyordu sonra adamın teki çok saçma birşey yaptığından Saadettin Teksoy abimiz o adama kızarak yanına gidip; sen osmanlı tokatı yedin mi? deyip 5 parmak izi çıkartacak şekilde osman tokatı atarak beni dumurlara uğratmıştır. O nasıl bir tokattır hala aklımda komedi pasif kalır bunun programının yanında.
bir keresinde afrikaya gitmistir yine ''cok derin ve onemli'' bir arastirma icin yaninda bulunanlar(afrikalilar) yaptiklari corbadan ikram etmektediler saadettin teksoy'a o'da su sekilde nakletmistir sayin seyircilerine...
yıllar geçse de sarı yağmurluğu ile gözlerimin önünden gitmeyecek insandır kendisi. bir çekim sırasında yüksek bir yerden düşüp, her yerini de kırmıştı. özellikle doğa üstü zımbırtıları abartmayı çok severdi. bazı yönleriyle rakipsizdir ülkemizde. ama düşününce yaptığı işler, flash tv'de yayınlanacak kalitede işlerdi.
psikopat bir kişiliği var. mesleği tam olarak bilinmemekte. genellikler laflarına "ben saadettin teksoy..." diye başlar, "gözünüzü oyarım" demeye bile getirir lafı.
sonunda darth vader kostümü de giyerek program sonunda dayak yemeye and içen insan. luke skywalker gibi "noooooooooo" diye bağırmak isteyen türklerin oluşma sebebi.
bermuda seytan ucgeni uzerinden ucakla gecerken bayagi bir tirsip, salavat getirdigini hatirlarim ben bu elemanin. hey allahim ya; mahallenin butun bebeleri kosmustuk saadettin teksoy,bermuda seytan ucgenine gidiyor diye,ne alaka ise heyecan yapmisiz iste mahallece..ayrica kutuplarda kopeklere emir verirken bir durusu vardir ki, o "go dogs!" kalibi ancak ayakta iken iki elini beline koymus oral seks yaptiran bir adamin magrurlugu ile kiyaslanabilir..
bir programda ormandaki yamyamların arasına dalmıştı ve yamyamlara "bir daha insan yemeyeceğiz" diye de söz verdirtmişti zorla. kabiledeki küçük küçük zenciler tabi bu sarı montlu garip yaratığın ne olduğunu sanırım tam algılayamamıştı da usul usul itaat etmişlerdi.
tabi bir köyde geçen programı da unutulmaz; rivayet odur ki köylülerin arkası dönük olduğu nesneler esrarengiz bir şekilde çaktırmadan alev alıyormuş, yangınlar çıkıyormuş*. bizim teksoy durmadı tabi, hemen gitti. olayı çözdü mü bilmiyorum ama hayvan dolu ahırda arkasını kolaçan ederek gezmesi oldukça eğlenceliydi. tabi suların alev aldığı esrarengiz köy de cabası.
ayrıca o meşhur parmağı reyting hamdi ve olacak o kadar gibi abzürd mizahi programların sınırsız taşak malzemesi olmuştur 90lı yıllarda. reyting hamdi'nin bir bölümünde teksoy gidiyordu bir köye ardından köylü kendisine vişne suyu ikram ediyordu, akabinde "ben saadettin teksoy, sokarım" diyerek işaret parmağını hortum gibi bardağa daldırıp öyle içiyordu. sıcağı sıcağına, söz fato'da falan filan, ne abzürd bir dönemmiş bu 90lar. bir dönem juventusşampiyonlar ligi'ne ambargo koyarken biz de bu sarı montlu adamı seyrediyorduk...
ülkemizde postmodernliğin yansımaları incelendiğinde belki de en kötü getirisidir bu adam. vıttırıvızık sözlerle mide ve zihinleri bulandırmaktadır. o üzerinden çıkarmadığı "famous yellow raincot"*u ile beni benden almaktadır. zaten seyircilere yaptığı "down sendrom"lu muamelesi ile 10 akıl yaşı geride hissetmişim, süküt-u hayale uğramışımdır.
ama şunu da ifade etmek gerekir ki türkün thomas cook'udur. kuzey kutbunu sayesinde yeniden keşfetmişiz ve rabbımın izniyle orada vakit namazını eda etmiştir. **.