tatlıdır.
sabah kalkıyorum, yine anlamsız bir gün diyorum içimden. her günden birisi işte diyorum. midem altüst olmuş, sanırım dün içtiğim nescafeden dolayı.
içmeyeceğim diyorum şu mereti, ama bağımlılık benimkisi de elde değil.
yüzümü yıkamak için lavoboya yöneliyorum, sakallarım hala uzun. kaşıyorum sert sert. niçin keseyim ki? bu halimi garipsedikleri için mi? pehh..
boş boş aynaya bakmaya devam ediyorum. göz altı torbalarımın maşallahı var her zaman ki gibi. dudaklarım kurumuş. her sabah kuruyor zaten.
yüzüme bi kaç avuç su çarpıyorum. ve hemen yine aynaya bakıyorum. hala aynı. ölsem mi acaba , çabucak?
öyle bi cesaretim yok tabi. sessizce mutfağa geçiyorum. kimseyi rahatsız etmemek için gayret gösteriyorum.
niye gürültü yapmıyosam? sanki evde birileri var? geçerken mutfağın kapısına 'sikeyim seni hayat' diyerek vuruyorum yumruğumu.
ekmek almam lazım.
gidiyorum , cüzdanımı bulmak için evle boğusuyorum resmen.. niçin kayboluyor ki hergün? orospu çocuğu cüzdan.
kitap dolabının en arkasında buldum. evde benden başka kimse yaşamıyor ama o cüzdanı ben oraya koymadım. eminim ya ben koymadım. oraya koyanı sikeyim.
terliklerimi geçiriyorum ayaklarıma. hava bugün biraz soğuk be. neyse iki dakikaya gider gelirim diye düşünüyorum.
yine kimseyi rahatsız etmemek için, kapıyı yumuşakça örtüyorum. asansöre gidiyorum bakıyorum. arızalıdır yazısı hala duruyor. 2 aydır olduğu gibi.
5 kat merdiven iniyorum. aslında yapacak hiç bişey yok ki. keşke ömrüm boyunca merdiven insem çıksam.
sokaklarda kimseler yok. saat daha 7 buçuk zaten.
bakkala giriyorum. yakın hemen bize , yan apartmanın altında.
umarsızca 1 tane ekmek versene hakkı abi diyorum ve arkamı dönüp gazeterin bulunduğu raflara bakıyorum. çarpıcı bi başlık yok gibi.
futbol, terör, futbol, terör, futbol, terör, futbol, terör...
bu ülkede başka birşey konuşulmaz.
o anda farklı bi parfüm kokusu içeri doluyor. arkamı dönüyorum bende , güzel koku gerçekten.
sade giyinmiş sarışın kız ı görüyorum.
şu an yazıyor olduğum şeyler bi anda aklıma yerleşiyor.
yanımdan geçerken bana da hafif bi bakış atıyor.
devasa güzellik.
o kadar sade ki.
insanı çıldırtan güzellik.
o kadar sade ki, çok dikkat çekiyor.
iki tane ekmek alıyor.
22-23 yaşında falan olmalı.
anlamsız bir şekilde başka yöne bakamıyorum.
sonra çıkıp gidiyor. çıkarken yine tatlı gözlerini üzerimde gezdiriyor.
hadi hayırlısı diyorum içimden.
ekmeğimi alıp çıkıyorum.
ıslık çalmaya başlıyorum.