Çalınan her kapı hemen açılsaydı, ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı. Bir kelebek avcısı bile çalıların yırttığı ayaklarla koşmak zorundaysa, hayatın anlamını eliyle koymuş gibi bulmak kimin harcı.
durmak,umut etmek ama beklememektir sabır. terbiye edilecek olandır ama hiç kuşkusuz. sabretmek içinde esen tüm rüzgarlara inat, zaman zaman darmadağın olmak, zaman zaman korkmak, zaman zaman umut etmek...sabretmek lazım, sonunda rüzgarın tekrar ama bu sefer kendinden emin bir şekilde esmesi ve anın değerinin bilinebilmesi için...
uzun yıllardan beri kendimde olduğunu hissettiğim soyutluk..
çeyrek asır boyunca vardı belki de.. hep yanımdaydı..bir saniyeliğine de olsa yanımdan uzaklaşsa herhalde şu an bu satırları yazmak yerine deliler hastanesine benzer bir yerde kafamı duvarlara vura vura hayatıma son vermeye çabalıyor olurdum.
ilkokul yıllarımı pek hatırlamam. hatırlarım da hatırlamak istemem. üniversite yıllarım kadar çok etkisi yoktur bende.. belki de o yüzden aklımdan çıkıp gitmiş bütün ilkokul anılarım.. sabretmeye pek gerek yoktu bu anlarda..5 dersin ardından eve dönüş ve akabinde verilen ödevleri yapmayla geçti.. sınavlar test olurdu.. basit gibi..belki o zaman zekayı fazla zorlamıyorduk..
ortaokul ve lise yılları zordu..sınavlara çalışırken binbir zorluk çekerdik..dolmuşa binecek yol parasının olmadığı yağmurlu günlerde 'yağmurlu bir günde görmüştüm seni..' ile başlayan tezahüratın ne kadar uyumlu olacağını bilmeden yürür, ıslak monttan kurtulup sobanın arkasında elleri ovuşturmanın mutluluğunu yaşardık..
derken öss geldi. 1 senelik bir çalışma maratonu..sonucu sadece 3 saatte belli oluyordu.. sabrettik çalıştık, elektrik kesildi..mum ışığında çalıştık. öğretmen azarladı derste konuştuk diye..sineye çektik, çalıştık..sabrettik.. sonunda kazandık..
üniversite yılları daha zorlu, acı vericiydi.. geri ödemeli olduğu için ilk sene başvurulmayan kredilerin yokluğundaki en uzun seyahatler, okul-yurt arasındaki tekrarlı seyahatlerdi. başka yer bilemedik, kültür edinemedik.. sorana 'dersler zor, vakit yok gezmeye' der, yalan söylemeyi de öğrenirdik.. keşke insanlar yalancı olmasa ama en dürüstümüz bile mutlaka yalan söylemiştir. beyaz yalan dediklerimizden değil, gayet okkalı yalanlar..hayat öğretiyor işte..her ay evden, babadan para beklerdik.. acaba 'az mı gelecek, yoksa fazla mı?' diye düşünerek stres denizlerinde yüzmeyi öğrendik..gelen parayla da 30 gün idare etmeyi...
ilk platonik aşk var bir de.. çok güzel bir arkadaşlığı bozmamak amacıyla aşkını dile getirmemek için susup sabretmeyi öğrendik..ama bir gün oldu, yürek dayanamadı söyledi.. 'seni çok seviyorum.' 3 kelime 7 hece..'3 hece 8 harf'ten biraz farklı gibi gözükse de ikise de karşılıksız sevgiyi ifade eder.. peki '3 hece 8 harf' deyince ne oldu? hayır arkadaşlık bozulmadı..karşıdaki olgun biriydi çünkü..belki o da arkadaşlığı seviyordu ve sabretmişti..
okul bitti bir süre sonra.. şınav vaziyeti alıp sabrın sınırlarının zorlandığı askerlik geldi.. maaşlıydı ama günde 15 saat çalışırdık..iş icabı..vatan hizmeti..her gün düğün yapılan bir yerde, her gün aynı müzikleri dinleyip içerden 'yeter artık' diye bağırmak isteyen ses tellerini susturmak öğrenildi.. 'yeter demirören' derken bile aynı sabrı gösterdik..
derken..askerlik de bitti..biriktirilen 3-5 kuruş para, 1 sene boyunca işsiz babanın yerine eve bakmayı öğretti..sabırla ve ses çıkarmadan..bu arada iş arandı ama bulunamadı..
'hayatta her şeyin karşılık olması' gibi bir kural varsa eğer, o kural artık ihlal edilmiştir. sabrın karşılığı ne olmalı? şekersiz içmek zorunda kaldığın çay mı, yoksa eskidiği için ekranı gözükmeyen ama çalışan telefonundan hızlı aramada 6. tuşa kaydettiğin, belki de en mükemmel arkadaşının sesini duymak mı? ya da belki...*
(bkz: siyah ulan)
peki ya beyaz nerede? *
1997 tarihli, gökselin yollar adlı ilk albümünün çıkış şarkısı.
göksel güzel mi çirkin mi o zaman başlamıştım düşünmeye, ve bu sorunun cevabını hala bulabilmiş değilim. erhan ceyhanın * çektiği klip bugün bile çok şık duruyor diğer birçoğu arasında. zaten onun bütün klipleri süperdi. sahi nerde o?
ehem sözlerini de yazayım 12 sene olmuş dile kolay dün gibi aklımda.
Canımdan bezdim öyle öyle beterim
Oyuncak oldum ellerindeyim
Köle miyim ben aay
Gel deyince geleyim
Sıkılınca gideyim
Yazık bana vaay
Kime şikayet edeyim
Başından ne bileyim
Sabır sabır ya sabır
Sabır sabır ya sabır
Belkide akıllanır ah
Belkide akıllanır
Şu an itibariyle içimde olduğum atmosferik basınç durumudur. insan sabretmesine sabrediyor ama sabrın karşılığında verdiklerini geri alması hiç kolay olmuyor...Hep derler ya kin ve nefret en aşağılık ve insana yakışmayan duygulardır diye. Maalesef bu sabır o duyguları hep besliyor, sessiz ve derinden. Seneler geçse dahi o sabrın yanık izleri insanda hala gözüküyor
Sabir, zamanı lehimize çevirme sanatının adıdır. insanın kendisini en çok kontrol ettiği, dış etkilerden en çok koruduğu andır sabırli olduğu an. sabırlı olma hali tam bir şuur halidir.
Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya baslamis. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir sey gelmemiş ve cocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış. çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında,bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm." demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş...
Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını duyduğumuzda bu öyküyü hatırlamak gerek. çok sevdiğimiz birisine karşı sabrımızı yitirdiğimizde, önce biraz düşünmeli... Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz... genellikle kişiyle performansı arasindaki farkı goremeyiz. insan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. ancak öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler insanı sonsuza kadar onarılamayacak bir hatanın girdabına sokabilir. Harekete geçmeden önce durup düşünmek.... Anlayış ve sevgi duyguları içinde olmak, en önemlisi Sabırlı olmak gereklidir.