sabahın şiiri

entry52 galeri3
    1.
  1. yeni günün şiiridir.

    Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
    Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
    Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
    Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan
    ..........

    (ümit yaşar oğuzcan)bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan.
    2 ...
  2. 2.
  3. böyle bir başlık varmış. öksüz kalmasın.

    Bir gün sabah sabah

    Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
    Uykudan uyandırsam seni:
    Ki, sisler daha kalkmamıştır Haliç ten.
    Vapur düdükleri ötmektedir.
    Etraf alacakaranlık,
    Köprü açıktır henüz.
    Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

    Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
    Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
    Dağ başında beş-on haneli köyler,
    Telgraf direkleri yollar boyunca
    Koşuşup durmuş bizle beraber.

    Şarkılar söylemişim pencereden.
    Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
    Biletim üçüncü mevki,
    Fakirlik hali.
    Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
    Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.

    Ver elini haydarpaşa demişiz,
    Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
    Hava hafifden soğuk,
    Deniz katran ve balık kokulu.
    Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
    Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

    Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
    -Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
    Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
    Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
    Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
    Uykudan uyandırsam seni,
    Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç ten.
    Fabrika düdükleri ötmektedir.
    2 ...
  4. 3.
  5. unutulmuş gibiyim ben. ve insan
    bir bakıma unutulmuş gibidir
    bilmem ki nasıl anlatmalı, yalnız bile değilim.
    belki de yalnızlıktan daha fazla bir şey bu
    unuttum ben de kendimi stepan.
    2 ...
  6. 3.
  7. erken vazgeçişlerim vardı benim
    seninse
    erken tükenişlerin

    ve gece
    uygun değildi
    beklemeye

    yine de bekledim...

    nilgün marmara
    6 ...
  8. 4.
  9. Geceleyin karanlıkta
    Suya attım ben sesimi
    Türkü oldu birdenbire
    Denizinden geçen gemi

    Geceleyin karanlıkta
    Gülümsedim buluta ben
    Saçlarına düşen yağmur
    Gökkuşağı oldu birden

    Geceleyin karanlıkta
    Yıldız tuttum gök içinde
    Işığını sana vurdu
    Bir gül açtı yüreğinde.

    Ülkü tamer
    Geceleyin
    10 ...
  10. 5.
  11. bazen unutmak güneşe çıplak gözle bakmaya benziyor,
    hatırlamak ise diz kapağına vurulan tekme gibi can yakıyor.
    1 ...
  12. 6.
  13. Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten.
    Gelsin de nereden gelirse gelsin!
    Bir hişt sesi gelmedi mi fena.
    Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler insanoğulları.
    Hişt hişt!
    Hişt hişt!
    Hişt hişt!
    23 ...
  14. 6.
  15. Biliyorum sana giden yollar kapalı
    Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

    Ne kadar yakından ve arada uçurum;
    insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
    Ben artık adam olmam bu derde düşeli

    Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

    Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

    Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri...
    2 ...
  16. 7.
  17. yaşamak bu değil,
    oysa ne hayallerim vardı benim,
    ne ümitlerim,
    ne sevdalarım,
    bu ben değilim,
    yaşamak bu değil.

    inadına yaşamak dedikçe,
    gelmiyor mutluluk, istedikçe,
    yoruldu yaşamaktan yüreğim,
    vermeyeceksen bana şans,
    söyle hayat bileyim,


    merhamet aradıkça şu yorgun kollarım,
    hep çıkmaz a giriyor, nedense yollarım.
    aldığım nefes se, sana fazla gelen,
    onu da bırakıp
    giderim hemen...........
    3 ...
  18. 8.
  19. Uyandık yine sabahın köründe
    Koyayım ben böyle işin götüne
    Başlarım mesaisine de işine de
    Edeyim Böyle sistemin içine.
    5 ...
  20. 9.
  21. "biz olmasak gökyüzü
    biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz;
    biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak,
    biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,
    ayın onbeşi;
    biz olmasak taşovanın tütünü, kütahya' nın çinisi,
    yani bizsiz
    anne dizi, kardeş dizi, yar dizi
    güzel değildir."
    diyen, güzel adam Enver Gökçe ile sabahlamakta bir başka oluyor.
    3 ...
  22. 10.
  23. Bir kadının dudaklarında değildir aşk.
    Bedeninde hiç değildir.
    Aşk, kadının göz kapaklarındadır.
    Kadın, göz kapaklarında saklar o adamı.
    Ne kadar yanarsa yansın canı, ağlayamaz bazen.
    Sımsıkı yumar gözlerini.
    Adam hep orda kalır.
    Kadın, asla bırakmaz adamı.
    Kadın, asla vazgeçmez ondan.

    -Özdemir ASAF.
    10 ...
  24. 11.
  25. Mıknatıssız Pusula

    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
    hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
    isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

    yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor tam arlarımda
    hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
    bir çocuğum şimdi pişman olmak için
    birbiriylebağlantılıyüzbinlerceyılım var.

    seni sevmem
    bu savaşı
    kesintiye uğratmaz
    ama ordan bakma!
    bu, werther` in
    leş kanını
    gül kılar.

    birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
    otobüsler olacak, trenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
    saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
    çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.

    gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
    göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar,
    ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
    bu çağın açısını dik tutacaklar.

    bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
    ufka bir bakın ordum akıp gidecek
    elimde çözülecek makina ve cinayet
    marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.

    inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
    çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
    ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
    birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
    tanklar tank olup geçiyor üstümüzden

    helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
    memleket sana rağmen ket vururken yarama
    şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben

    -ve emir 'kun' diyor; doğuruluyorum-

    'bu ülke'den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.

    bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
    ilk dildar tohum ekecek sözüme yoksa
    ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
    ellerini tutarım ki kudurtucudur. ellerin
    bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
    gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
    ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
    ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.

    ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
    lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
    birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
    bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!

    ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
    gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
    bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
    üç içbükey komodin silah çeker vurulur
    sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
    bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
    beynime düşer infilak eder

    ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
    olma. yokluğun bulunmaman bedenime lacivert lavlar akıtır.
    nasıl çekip gitmiş bir şaman
    çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
    benim gibi sonsuz bir at
    hiç koşmuyorken de attır.

    biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
    ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
    annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
    modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
    yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim

    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
    hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
    isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
    mıknatıssız bir pusula olarak

    -ah muhsin ünlü.
    0 ...
  26. 12.
  27. erkek kadına dedi ki:
    - seni seviyorum,
    ama nasıl?
    avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya,
    çıldırasıya
    erkek kadına dedi ki:
    - seni seviyorum,
    ama nasıl?
    kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
    yüzde hudutsuz kere yüz
    kadın erkeğe dedi ki:
    - baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana
    ve artık
    biliyorum:
    toprağın
    yüzü güneşli bir ana gibi
    en son, en güzel çocuğunu emzirdiğini

    fakat neyleyim
    saçlarım dolanmış
    ölmekte olanın parmaklarına
    başımı kurtarmam kâbil
    değil!
    sen
    yürümelisin,
    yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak

    sen
    yürümelisin,
    beni bırakarak

    kadın sustu.

    sarıldılar

    bir kitap düştü yere
    kapandı bir pencere

    ayrıldılar
    2 ...
  28. 13.
  29. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Hadi hayırlı sabahlar.
    3 ...
  30. 14.
  31. SiSLER BULVARI

    elinin arkasında güneş duruyordu
    aylardan kasımdı üşüyorduk
    ağacın biri bulvarda ölüyordu
    şehrin camları kaygısız gülüyordu
    her köşe başında öpüşüyorduk
    **********************
    sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
    omuzlarımıza çoktan çökmüştü
    kesik birer kol gibi yalnızdık
    dağlarda ateşler yanmıyordu
    deniz fenerleri sönmüştü
    birbirimizin gözlerini arıyorduk
    *************************
    sisler bulvarı'nda seni kaybettim
    sokak lambaları öksürüyordu
    yukarıda bulutlar yürüyordu
    terkedilmiş bir çocuk gibiydim
    dokunsanız ağlayacaktım
    yenikapı'da bir tren vardı
    **********************
    sisler bulvarı'nda öleceğim
    sol kasığımdan vuracaklar
    bulvar durağında düşeceğim
    gözlüklerim kırılacaklar
    sen rüyasını göreceksin
    çığlık çığlığa uyanacaksın
    sabah kapını çalacaklar
    elinden tutup getirecekler
    beni görünce taş kesileceksin
    ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
    **************************
    sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı
    ıslak kaldırımlar parlıyordu
    durup dururken gözlerim dalıyordu
    bir bardak şarabda kayboluyordum
    gece bekçilerine saati soruyordum
    evime gitmekten korkuyordum
    sisler boğazıma sarılmışlardı
    **************************
    bir gemi beni afrika'ya götürecek
    ismi bilmiyorum ne olacak
    kazablanka'da bir gün kalacağım
    sisler bulvarını hatırlayacağım
    kırmızı melek şarkısından bir satır
    lodos'tan bir satır yağmur'dan iki
    senin kirpiklerinden bir satır
    simsiyah bir satır hatırlayacağım
    seni hatırlatanın çenesini kıracağım
    limanda vapur uğuldayacak
    *************************
    sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
    ağaçları yatıyordu yoksuldu
    bütün yaprakları sararmıştı
    bütün bir sonbahar ağlamıştı
    ağlayan sanki istanbul'du
    öl desen belki ölecektim
    içimde biber gibi bir kahır
    bütün şiirlerimi yakacaktım
    yalnızlık bana dokunuyordu
    **********************
    eğer sisler bulvarı olmasa
    eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
    sabah ezanında yağmur yağmasa
    şüphesiz bir delilik yapardım
    hiç kimse beni anlayamazdı
    on beş sene hüküm giyerdim
    dördüncü yılında kaçardım
    belki kaçarken vururlardı
    **********************
    sisler bulvarı'ndan geçmediğim gün
    sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
    yağmurun altında yalnızım
    ağzım elim yüzüm ıslanıyor
    tren düdükleri iç içe giriyorlar
    aklımı fikrimi çeliyorlar
    aksaray'da ışıklar yanıyor
    sisler bulvarı ayaklanıyor
    artık kalbimi susturamıyorum.

    Okumayın ölürsünüz. Sözlükçüler için uzun bi şiir. Biz herşeyin kısasını severiz.
    4 ...
  32. 15.
  33. vakit gelip geçiyor
    zaman kimseyi takmadan ilerliyor
    yine yeni bir güne bakıyorum
    sabahın ilk ışıkları ardından gelen serinlik
    içimde o gitmek isteyen gezgini uyandırıyor
    bırakıp gitmemek için zor tutuyorum
    bilmiyorum bugün bir değişik
    bugün bir farklı
    belki güzel bir gün bekliyordur beni bugün

    bu yazdığıma ne denir şiir sayılır mı bilmiyorum. içimden geleni olduğu gibi geçirdim.
    2 ...
  34. 16.
  35. "Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
    Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi."

    Sabahattin Ali
    7 ...
  36. 17.
  37. sabah sabah şiir çekemeyen tek ben miyim diye düşünüyorum.
    2 ...
  38. 18.
  39. 19.
  40. Sabahın Seherinde ötüyor kuşlar.
    0 ...
  41. 20.
  42. "yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
    ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı"

    cemal süreya
    1 ...
  43. 21.
  44. Mutluluk bazen,
    Bir ağacın dalındaki en narin çiçekde,
    Bazende yaprağın üzerinden kayıp gitmekte olan bir yakamoz da,
    Öylesine incedir ki mutluluğun yolu,
    Ve bazen mutlu olmak yerine Mutlu etmek,
    Dahada mutluluk verir insan bedenine...!!!
    6 ...
  45. 23.
  46. Korkuyorum !
    Günaydın demeye sana !
    Karşılık verebilecekmisin bana?
    Tutabilecekmisin sımsıkı,
    Her elimi uzattığımda?

    Hayaller kurduğumuz yerde,
    Nefesimi tutmuş bekliyorum,
    Nedense ben!
    Sensiz ben i, hiç sevmiyorum.!
    11 ...
  47. 24.
  48. Adamların kafasından hayaller geçiyordu
    Kiminin han hamam geçiyordu
    Soğan ekmek kiminin
    Gökten bulutlar geçiyordu
    Gök mavisi titriyordu bulutların ötesinde
    Güzel güzel.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük