karanlık bir gecenin sonunda duyulan ezan sesi vücudumun içine kadar işlemekte, yalnızca o gecenin değil tüm gecelerin karanlığını içimden alıp götürmekte ve yerine tatlı bir huzur getirmektedir. o an hissettiğim huzur anlık aralıklarla korkuyla yer değiştirmekte ve tüylerimi diken diken etmektedir. bu korku; merhametinden şüphe etmediğim ancak azabının da şiddetli olduğunu bildiğim yaradanımın korkusuydu. ben rabbimin hiçkimseyi yakmayacağını, ben şu taşıdığım minicik merhamet duygusuyla inançsız bir insanı bile ateşler içinde görmek istemezken, nasıl olur da merhametinden sual olunmayan rabbim bir insanı ateşler içine atardı.
evet gerçekten bunları düşündüm bir sabah ezanında. bence bir insanın inancı, o insan hakkında yapılacak yorum ve alınacak kararlar üzerinde etki etmemeli. yukarıda yazılanlara bu açıdan bakılmasını rica ederim değerli sözlük yazarları.
(bkz: kendini hiçbirşeyeboşunaiçlenmeyenadam gibi hissetmek)
valla onu bunu bilmem ama eğer sabahlamışsam o sesi duymak baya bi huzurlu anlar yaşamama sebep olur. böyle çıkarım balkona, ufka doğru keskin ve delici fakat aynı zamanda düşünceli bakışlar atarak dinlerim, huzur bulurum stop.
sabah ezani gel der. nereye kaçıyorsun. üşenme kalk biliyorum bu saate kadar uyumadın kalk üşenme de gel bi kaç rekat sabah namazı kıl. malmısın sen. insani şerif bu saatte uyanır sen hala bilgisayar başındasın. iyi bok yiyosun. aynen devam et. öbür tarafta cayır cayır yanacak olan ben değilim. keyfin bilir. allahu ekber.
bana karşı bunları hissettiğini düşünüyorum.