Rüyada bıçaklanmak kalp krizinin habercisiymiş... kalp krizi geçiren hastların %90ı hemen öncesinde ruyalarında kendilerinin bıçaklandığını görmüşlerdir.
ölmemek icin öldürecekken, saniye farkıyla boğazımdan vuruluyorum. karşı tarafı da vuruyorum ama nafile. az sonra etrafımdakilerin başıma üşüşüp bağırmaları ve annemin ağlamasıyla anlıyorum. hayır o kargaşanın içinde annemin ne işi varsa. ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar savını doğrulamak için olabilir kimbilir. birden gözlerim dönüyor, etraf bulanıklaşıyor ve ruhum bedenimden çıkıyor bembeyaz bir sis içinde. o anda öldüm lan gibi basit bi tepki verirken ne hissettigimi bile bilmiyorum. olayların içindeyken her şeye yabancı olmak, insanların tepkilerini izlemek, bi nevi görünmez adam olmak, kim sahte kim sahici görmek, gitmemeyi düşünmek ama imkansız oldugunu bilmek, zaten uğraşacak gücü olmamak, bi boşvermişlik, öteki dünya nasıldır ki hissi..* ölüm lafı geçince de rüya rüyalıktan cıkıyor haliyle, gerçek hayata dönüyorum kan ter içinde.**
kıssadan hisse: kötü geçen bi günün sonunda asla gerilim filmi izlemeyin.
benim başıma gelen bir olay bu bir keresinde. Cenaze konvoyumu görmüştüm rüyamda. Ama omuzlarda taşınan tabutumun önünde seyreden kamyonete ve kasasında dans eden iki dansöze anlam verememiştim... Lan harbi harbi davullar zurnalar falan çalıyordu hee, çok seviniyordu ibneler...
-- hayır laan!
+ noluyo hedecan ne bağırıyon ya?
-- off hedegül rüyamda ölüyordum. çok korktum valla. ateş, mateş...
+ anca rüyanda görsen zaten.
-- he? bir şey mi dedin?
+ götün açıkta kalmıştır diyordum. git bir su iç, bir şeyin kalmaz.