Yıllar önce bunun silindir bir kutu şeklinde olanı babaannemin dikiş makinesinin üstünde dururdu hep. Elbette içinde gofret yoktu, iplik iğne vb. ıvır zıvır şeyleri koyardı babaannem ona. Ama ben çocukken her gittiğimde içine bakardım mutlaka belki bu sefer içinde gerçekten gofret vardır diye. Neyse dolayısıyla o kutuyu gördüğümde hep aklıma rahmetli babaannem gelir. Bir rulokat kutusuna bile anlam yükleyebildiğime göre gece gece eskiyi gerçekten özlemişim demektir.
küçüktük ,öyle çok fakir de değildik, orta halli bir devlet memuru babanın çocuğu ne alabilirse bakkaldan onu alırdık. ama benim hatırladığım biz hep puf alırdık, cin, halley belki çokoprens. ama rulokat zegin çocuklarının yediği birşey diye kalmış aklımda. hep üç kişi paralarımızı birleştirip aldığımızı ve beş tane olduğu için içinde, kalan iki tanenin paylaşılmasının problem olduğunu hatırlıyorum. şu anda bir çocuk için milka lila pause neyse rulokat oydu benim için o zaman.
şu anda diğer saydığım aburcuburlarla arasında fazla fiyat farkı yok ama o zaman vardı sanırım ya da biz öyle düşünmüştük. şimdi üçer beşer paket alıp intikam alıyorum geçmişten. hepsini de kendim yiyorum kimseyle payLaşmıyorum.
ülker in en sevilen abur cuburlarındandır.sanki sigara içiyormuş gibi parmaklarımızda tutup yedikten sonra, plastiğine akmış olan çikolatasını itinayla parmaklayıp bir güzel yeriz.