116.
(bkz: white sea )
Daha da bir şey soylemeye gerek gormuyorum.
114.
kablosuz mouse: the fare without the cable
113.
kime diyorum: i am saying to kim
112.
akpkk'dan nefret eden biriyim. videoyu izledim. ingilizce bilen biri olarak you shall not kill daha başka hangi şekilde telaffuz edilebilirdi bir fikrim yok. ayrıca sırf göstereyim diye bu video yu koyan yazara da içimden küfrettim. başlardım armenian genocede'nizden, 1,5 milyonunuzdan ama konumuz o değil.
111.
(bkz: one minute )
kısa ve öz. ingilizceyi dayınlanmak için kullanananlar için yeterlidir.
110.
bana bir masal anlat baba: me one story tell father
109.
ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim: i love that you loving me.... işte bunlaaar ceehaapeee'nin kalıntılaarııı....
108.
amerikayı kınıyorum: i am making kı to amerika
107.
Cesaretinden dolayi kutlanmasi gereken basbakandir.
"One minut" diyerek davos'da tarih yazmistir.
106.
köpek balığı: dog fish
aziz kardeşlerim biliyorsunuz white sea'yi, dog fishlerden biz arındırdık!!! biz!!!!
105.
türkçesi gayet iyiyken kim s... ingilizceyi. zaten rte felsefesini anlamıyor ingiliz kafası. dilini konuşsa ne konuşmasa ne!
100.
o kadar sene imamhatipte okumasına rağmen doğru düzgün arapçası bile olmayan birinden ingilizce beklemek abesle iştigaldir.
o değilde bu adama biri ingilizceyi ,temel düzeyde bile değil, en azından şu singular pluralları anlayacak kadar çalıştırsın.
one minutes nedir la? zaten iki kelime söylüyorsun, biri yanlış.
99.
ay go, yu go, wi go seviyesindedir.
97.
"Akdeniz yani 'vayt siii' olarak adlandırılır" Kadardır.