pek sevilmeyen moderatör. bir kaç ay önce sözlük formatına aykırı entry girdiği için şikayet ettiğim ve muhtemelen fake hesap olan fet demeden fettoş gülen yazar kişisinin onayını da bu modun verdiğini düşünmekteyim. düşünmekteyim diyorum çünkü bu kesinleşmiş bir bilgi değildir. artı biz gammazlara görevlerimiz sıralanırken nick altındaki entrylerde subjektif yorumları gammazlamamamız söylenir.
hakkında yapılan eleştrileri yanlış yorumlamış sevgili faşist moderatörümüz.
#4162154 nolu entry de az çok derdimi anlattığımı düşünüyorum, ama bir kez daha bi şeyler karalayalım.
yine tekrarlıyorum; eleştri ve saldırı arasındaki farkı iyi ayırt etmek lazım. eleştri; yapıcı, öğretici ve de geliştirici olmalıdır. en önemliside eleştri yaparken eleştirdiğin konunun alternatifini ortaya koyacaksın. bunların dışında yapılan "sözde" eleştriler ise saldırıdır. o yüzden "faşist, gerici" tarzı yazıları dikkate almamasını öneririm sevgili moderatörümüze.
biz hiç bir zaman " moderasyonda ki kişilerin siyasi düşüncesi olmamalıdır veya olacaksa da bizim siyasi görüşümüzden olmalıdır " demedik. bi taraftan 80 darbesinin getirdiği apotilizme karşı çıkarken, diğer taraftan da moderasyona " tarafsız olun " demek başlı başına bi paradoks ve saçmalık olur zaten.
bizim dediklerimizi 2 madde altında toplayabiliriz;
1- moderasyon sözlük kullanıcılarına yaklaşımında tarafsız olmalıdır
2- moderasyonda her görüşten insan bulunmalıdır.
bu kadar basit işte. bu eleştrileri ve talepleri kişiselleştirmenin bi anlamı yok.
--spoiler--
eleştiri/öz eleştiri mekanizması totliter rejimler hariç, çoğulcu demokrasinin ve gelişmenin olmazsa olmazıdır. şimdi burada şuna cevap bulmak lazım; uludağ sözlük, herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu demokratik bir ortam mı yoksa tavandan, tabana düşüncelerin, davranışların empoze edildiği, iktidarı ele geçirenlerin borusunun öttüğü bir yer mi?
--spoiler--
sözlükte yazdıklarımız bizim içinde çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız bi hatıra. o yüzden bunca isyanımız birader. yıllardır emek verip yazdığımız yazılarımızın yok yere silinmemesi için bu dediklerimiz. noktaaa.
yazdığım ya kasıtlı olarak tahrif edilmeye çalışıyor, ya da anlaşılamamış. tekrar edelim, bir insanın siyasi görüşü olması başka bir şey, ki burda belirteyim, sırf düşündüğü, siyasi meselelerde doğru veya yanlış bir fikir sahibi olduğu için bile tarafımdan bir sayıgıyı hakeder şiddetle eleştirsem de, bu siyasi görüşünü moderasyon yetkileri dahilinde kullanması çok farklı bir şey ve evet, kişinin tarafsızlığına gölge düşüren bir eylemdir.
kaldı ki o yazının konulduğu dönemi de şöyle bir hatırlatmak gerekiyor sanırım. moderasyonun tarafsız olmadığı iddiasıyla benim de dahil olduğum kimi yazarlar isyan bayrağı çekmiş, zall herkesi sükuta davet etmişken bir bakıyorsunuz imza kampanyasını başlatan vanti lator ve keyfkesh uçuruluyor ve yanılmıyorsam hemen ertesi günü olan biten'de ordunun e-muhtırası çakmalı, ne mutlu türküm diyene şeklinde biten bir bildiriyle karşılaşıyorsunuz. bunun bana masum bir cumhuriyet bayramı kutlaması olduğunu hala iddia edebilir misiniz? yapmayın beyler, hiçbirimiz sezercik kadar masum değiliz burada, mungan'dan gelsin paragrafın sonu, biz büyüdük ve kirlendi dünya*.
tekrar ediyorum, bir moderatör, aynı zamanda da bir yazardır ve yazarken entrylerinde istediği düşünceyi savunabilir, bu da eleştirilir veya takdir görür. benim burada eleştirdiğim bu söz ve bu sözün uygulamadaki çarpıklıkları değildir (onlara girersek nickaltı kemalizm'i konu alan siyaset meydanı'na döner zaten), rs ne la bunu cumhuriyet bayramı başlığının altına girseydi de asla gündem yapmazdım (halihazırda diğer entrylerine ithafen bir şey yazmamışım zaten). bugün iyi kötü düşüncesi bilinen diğer bir moderatör zall nasıl ki çıkıp da olan biten'den kutlu doğum haftası duyurusu yapmıyorsa, ekşi'de kürt kökenli olduğu bilinen kays el mecnun newroz kutlaması yapmıyorsa, demek ki birilerinin çıkıp da cumhuriyet bayramı kutlaması yapması o aparattan, eleştiriyi de getirir.
sözlükler iyi veya kötü her düşünceden insanın barındığı mekanlardır, yazar alımı ve uçurulması mevzularında tarafsız olunup olunmadığına dair direk görmediğimizden ne dersek diyelim söylediklerimiz ithamdan öteye geçemez, ancak bu kadar göze sokulurcasına, kendisine verilen yetkilerden birini kullanarak yapılan bu eylem, bir moderatörün kendisine verilen diğer yetkileri de aynı biçimde kullanabileceğine dair şüpheleri güçlendirir doğaldır ki.
son olarak, kimseye pişmanlık yasasından yararlan demiyorum, ''yaptığın hatalı, kabul et!'' diye dikte de ettiğim yok. ve tekrar ediyorum, biri kalkıp da yarın öbürsügün 1 mayıs kutlaması yaparsa olan biten'den, bu düşüncelerim o davranışta bulunan kişi için de aynı olacaktır. moderatörler, kendilerine verilen bu yetkiyle birlikte gelen aygıtları kendi siyasi görüşleri için kullanmamalıdır, ha kullanırsa da faşist moderasyon dediğimizde kızmayın anacım.
beni taraflı moderatör olarak görenler için biraz konuşayım artık diyorum,
sözlükte uzun zamandan beri varım. bu işe uludağ ile başlamadım. ilk yazarlığım ekşidedir.
şuanda ekşi sözlüğe haftada - ayda bir entry giriyorum. oranın düzenini iyi bilirim, nasıl yazılacağını, sistemini çok iyi bilirim. Populerizm sistemi içerisinde iyi bir yazar değilim, genelde bilgi içerikli girerim ama bazen ateşli siyasi tartışmalalı başlıklara entry'ler de girer(d)im.
rs ne la bir insandır, okumuştur, hayata bakışı ve vizyonu vardır. hayata bakışı tarafsız değildir. tarafsız olduğumu düşünenlere buradan şunu demek istiyorum; "sensin ot"!
rs ne la bir moderatör olarak tüm fikirlere saygısı vardır, moderatör butonlarını kullanırken tarafsızdır. olması gereken bu olduğu için değil yönetim'in ne olduğunu bilmesindendir.
uludağ sözlük kamu malı değildir. götümüze girmediği sürece her türlü fikri içerisinde barındıracaktır ve aynı zamanda yönetim işlemlerinde özgürdür. kimseye bir şey taahhüt etmemiştir, hiç bir belge altına imza atmamıştır ve sözlüğü format dahilinde boka batırmak isteyenlere söyleyeceklerini önceden hazırlamıştır.
sözlük'teki entrylerim benim için torunlarıma bırakacağım bir hatıra, hikayedir. bu yönden sözlük benim için çok önemlidir. diğer yandan hayatımı buna adamayacak, buradaki olaylara canımı sıkmayacak kadar da önemsizdir. zaten bu önemsizlik nedeniyle şuana kadarki eleştirilere bir yanıt vermek istememişimdir. hatta nick altıma "pis moderatör, kaka moderatör" deyip eğlenceye katılmışımdır. aslına bakarsanız sözlüğü ciddiye alıp silindiği için mahkemeye başvuracağını bize söyleyen yazarlar gibi bir çok örneği de gördüğümden bana çemkirenlere bıyık altından güldüm çünkü "hakkettim ben bu çaylaklığı" diyen yazar yoktur, hapisanedekilerin hepsi "kader" mahkumudur.
bıyık altından gülerken bazı yazarlar "canını sıkmaması gereken moderatör" temalı entryler girdiler nick altıma. birden sırıtışım bozuldu, sinirlendim. kendimi savunamadığımı düşünmeleri beni sinirlendirdi. çünkü savunacak bir taraf bulmadığım için savunmadım.
moderasyon dışarıdan görüldüğü gibi değil. çok zor ve çok eğlenceli. içeride (moderasyon arasında) çok güleriz, eğleniriz, tartışırız. derdim var'a "nasıl konu açarım" diye gelen bir yazara uzun uzadıya açıklama da yaparız. anne gibiyiz. üzerimizde baskı hiç ama hiç hissetmedik. yalandan çelme takılmış gibi yapıp çimlere kendini atan futbolcuyu savunan tribünlere de yalancı futbolcuya da sarı kartımızı çıkartmışızdır.
kimseye "beğenmiyorsan git!" demedik, kimseye burayı beğendirmeye çalışmadık.
Moderasyon duyurusunda "ne mutlu türküm diyene" yazdığım için pişmanlık duymayacak kadar da kişiliğim oturmuş durumdadır.
bu entry'nin konusu kendimi savunma değildir sadece aynı kısır döngü içinde dönen yazarlara biraz yardımcı olmaktır. bundan sonra da eski suskun rs ne la moduna tekrar geçeceğim. bu entry moderatör sıfatıyla yazdığım son entry'dir.
edit: "abi bıraktın mı modluğu?" gibi sorular geldi. "bu entry moderatör sıfatıyla yazdığım son entry'dir." dediğim şey artık moderatör sıfatına bürünüp girdiğim son entry'dir demek istedim. yazmaya devam edeceğim elbet.
şimdi, sözlük linci diyemeyiz rs ne la'nın aldığı tepkilere, en azından arada yaşanan gelişmeleri görmemişsek.
herkesin siyasi görüşleri olabilir, bunlar birbirinden farklı da olabilir. bunun nedeni, nasılı, psikolojik tahlil, dia'dan etkilenip etkilenilmediği filan ayrı bir tartışma konusu olduğundan geçiyorum. ancak önemli bir mesele var, işle aşkın birbirine karışıp karışmadığı meselesi. yani bir insanın siyasi görüşü olmasıyla, moderatörlüğünde buna göre davranması çok farklı.
bu kanıya nerden mi vardım? izah edeyim. kaç kişi farketti o ayrı bir mevzu da, 3 ay önce kafam kızdı, dürüst olayım, hesabı sildirmek de yemediğinden üç aylık kafa izni alıp gittim. şimdi de öyle yazıyorum işte, uçurulursam da ekime, maksat muhalefet olsun. peki neye mi kızdım? başta dediğim gibi, bir moderatörün siyasi görüşü olabilir, ancak bir moderatör, kendisine verilmiş ve sözlük yazarlarını bilgilendirmek amacıyla kullanılan bir yetki aracını kendi siyasi görüşünün propagandası için kullanabilecek kadar alçalıyorsa, o moderatörün yönetiminden de şüphe edilir, doğrusu edilmesi gerekir de zaten. öyle aman aman klon maceram olmadı, lakin ne ekşi'de, ne de başka bir sözlükte ben bir moderatörün çıkıp da olan biten'den cumhuriyet bayramı kutlaması mesajı girip sonunda da ''ne mutlu türküm diyene'' diye bitirdiğine şahit olmadım. turan sözlüğü ayrı tutuyorum, gördüm diyen varsa da beri gelsin lütfen. olan biten dediğimiz aparat yazarları bilgilendirmek için ordadır, cumhuriyet bayramı, ekim devrimi, işçi bayramı, hanuka, ramazan (dini bayram kutlamaları kuvvetle muhtemel ki rs ne la'nın yaptığının üstü örtülmek içindi zaten) kutlamaları yapmak, yola çıkış amacı bu olmadığı sürece faşist veya sosyalist propagandada bulunmak amacıyla değil.
bir insan bunu yapıyorsa, onun yönetimine şüpheyle de yaklaşılır, bu yönetim, hele başka şüpheler de varsa, yerin dibine sokulur, sokulur sokulur çıkartılır. kimse sokmazsa, ben sadettin teksoy, sokarım.
yıllarca altıncı filo, lenin, anti amerikancılık gibi absürd şeyler çemberinde gezenlerin, ülkeye demokrasi, barış getirecez deyip sonra da kendilerini hapishane damlarında, dar ağaçlarında ziyan edenlerin sanki daha önceki megalo idealarını gerçekleştirip, ülkeyi tarafsız yapmışlar gibi, bu ülke kendilerinin sayesinde çok tarafsısız, demokratikmiş gibi, bir sözlüğün bir moderatöründen yani rs ne la'dan tarafsız olmasını bekliyorlarmış şimdi bi de.
yazma kardeşim. git. ayşe arman mısın sen, yoksa ayşe özyılmazel misin, git sevgili bul bir tane, bi işe gir, bi baltaya sap ol, tek derdin hiç görmediğin bir moderatör yahut yazar olmasın...
tamamen hissi bir şekilde, yönetimde en az sözü geçen adam olarak tanımlamak istiyorum kendisini. evet kabul ediyorum bunu söylemek için elimde herhangi bir kanıt yok. sadece öyle hissediyorum.
belki de bunun sebebi çabuk sinirlenip, ani kararlar verme özelliğinden dolayıdır.
herkes kendi gibi elemanları sever. ben de seviyorum bu adamı. pire için yorgan yaktığı için, çabuk öfkelendiği için, ani ve gereksiz boyutta radikal kararlar verdiği için.
ancak bu özelliklerdeki birinin yönetici kadrosunda olması biraz tuhaf.
mesela benim bir sözlüğüm olsa böyle birini kesinlikle yönetime katardım ve hatta özellikle böyle birisi olsun isterdim. çünkü zaman zaman fevri tavırlara ihtiyaç vardır.
ancak benim böyle davranma sebebim ''öyle kaseye böyle kepçe'' mantığı olurdu. yani belki biraz yazarların şiddeti hakettiklerini düşündüğüm için olurdu. bu noktada şöyle bir soru beliriyor kafam da. zall da mı böyle düşünüyor?
sözlüklerde yazmaya başladığım ilk günlerden beri hiçbir sözlüğün, buna uludağ sözlükte dahildir, yönetimin tarafsız kararlar verdiğine inanmamaktayım. ancak artık tarafsız olmaları gerektiğini düşünmüyorum.
konu dağılmasın. rs ne la yazarı için söylenebilir ki içinde barındırdığı bana göre sevimli olan öfke entrylerine nasıl yansıyorsa sözlük yönetimine de yansıyordur. dizginlemeye gerek yok o ayrı.
sustum sustum ama konuşmam gerek. birileri keyfi olarak birilerini çaylak edip, keyfine göre entry silecek, yazar uçuracaksa bir şey söylenmeli. yalakaları dışında uslübünü beğenenler olabilir, entrylerine baktım da düzadam işte, sıradan bir yazar. moderatör olmak için ne gerekli diye düşündüm kafamdaki kriterleri geçtim, sadece adalet ve format bilgisi dedim ama bu adam kesinlikle o yolda değil. bunu bilir bunu söylerim.
cebren ve hile ile bu sözlükte iki buçuk yıldır varım, moderasyonun bu kadar berbat olduğu bir dönem görmedim *... tez zamanda bırakmasını isteyen bir sürü yazar olduğuna eminim. hatta onlarla yaptığım sözlük muhabbetine bu kanıya vardım. sanırım bu geceki msn zirvesi amacına ulaştı...
zoraki tanım: malesef ki uludağ sözlüğün moderatörüdür.