fazla uzatmadan konuya girsem ikimiz içinde iyi olacak gibi gibi. Ne dersin? cevabın evet ise zaten olacakları biliyorsun. ama hayır ise ne olacağını sen bile tahmin edemezsin.
dışarıdan gelen yorgun,solgun sonbahar güneşi o meşe kapının üstüne hafifçe vurmuştu,ağlayan kadın portresinin gözyaşlarını biraz da olsa kurutmuştu.içeriden gelen bir ses içime bir ürpertti.
uydurdum ama genelde böyle başlar romanlar.
aracın freniyle birlikte duyduğum sesi önce tekerlerin asfaltı tutmak için çıkarttığı acı bir feryat sanmıştım, çok geçmeden önümdeki kadından geldiğini anladım onu fordladığımı sandığı için bağırıyormuş kefaşe.
bütün bir romanın nasıl olacağının habercisidir ilk cümle. bunun için yıllarca düşünen yazarlar vardır. benim favorim ise peyami safa'nın ''dokuzuncu hariciye koğuşu'' adlı romanıdır. ''beklemesini onlar kadar bilen yoktur.''.
naber lan ya*rraaammm.....olsa okur için son derece enteresan bir başlangıç olurdu, şahsen ben; ne diyo lan bu gevşek diye romanın hepsini bir çırpıda okurdum.
benden size uç hikayeler
içeri girdğinde kocasını erkek kardeşiyle sevişirken bulmuştu, ilk önce yatar odalarından sesler geliyordu,yavaş yavaş yukarıya çıkıyordu merdivenlerden beyninden aşağı akan suları görmeden önce,yavaş yavaş açtı kapının odasının ve kocası erkek kardeşiyle yatakta birbirinin dudaklarının öpüyordu, birinin adeta emiyordu ve kadın çığlıkları bastı, gördüğü bu utanç verici sahne karşısında,dünya'nın ne kadar çivisi çıkmış olduğunu anlıyordu hep....
ağlıyordu ağlıyordu adeta,
en sonunda düştü bayıldı
kocası ve erkek kardeşinin söyleyebileceği hiçbir şey yoktu!
kapıyı araladığımda memelerini sıvazlıyordu. narin yüzünü süsleyen, ince ve sarıya çalan kaşlarının altından bana bakarak, ''gelsene çok güzeller'' dedi.
vücudumun alt tarafını hissetmiyordum ne karıncalanma ne uyuşma, sanki yok oldu saniyeler içinde. son hatırladığım bardaki masamda otururken birden kulaklarımda çınlayan yoğun ve mide bulandırıcı bir sesti.
herkesin sağanak yağmurla birlikte tecavüz edildiğini görüyordum,yağmurun altında kıza tecavüz ediyorlardı,biri bacağından tutuyor diğeri,ellerinden en baştaki üstüdeydi, kızı dövüyordı, adeta zevk alıyordu kızın hem dövüp hem tecavüz etmek, kız bağırıyor çığrıyordu ama, sesini duyan yoktu,saçları dağılmış, alnın sağ tarafı çapraz biçimde kesilmişti, gözlerinde yaşlar akıyordu ancak, sesini duyan yoktu hemde yolun tam otasındaydı bu tecavüz, hiç kimse bakmıyordu bile onun göz yaşlarına yolun ortasında sağanak yağmurlar tarafında tecavüz edilişine
....
ağlıyordu,ağlıyordu hani kimse bakmıyor diyordum ya evet bakmıyordu
çünkü,herkes kendi önünü bile görmekten acizdi, benim başım yanacağına, bu kızın başı yansın diyordu, yağmur yağıyor yağıyordu
...kız en sonunda o kadar tecavüzden sonra son nefesini veriyordu ölüyordu,derin yaralar içinde.
içeri girdiğimde arkasını kapıya dönmüş sabit ve alımlı bir duruşla ayakta dikiliyordu. konuşmuyordu. sessizdi ve vakurdu. beni farkettiğinde yavaşça bana baktı ve gözlerini ağır ağır kırpıştırdı. yanına gittim. onu okşadım. ellerim bütün vücudunda gezindi ve en son iri memelerine yapıştım. memeleri şişkindi ve yumuşacıktı. hiç sesini çıkarmıyordu. olanları kabullenmiş bir edayla, derin derin nefes alıyordu. memelerini sıktım ve yeni aldığım kovaya taptaze sütünü sağdım. mutluydum. hep olduğum gibi, hep olacağım gibi mutluydum.