insanın denk gelince zap yapamadığı program. hatta bir gün üç kişi yazlıkta televizyon izliyoruz baktık yeni başlıyor. hepimiz aaa bu şöle bu böyle diye vay be adam napıyor falan derken başladık izlemeye. arkadaşlarımdan biri yaa bu titanium white da acayip adam ama haa dedi. şöyle bi baktık ona. kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir andı. yazık titanyum beyazını adamın ismi sanarmış bu, 40 yıllık bob ross oldu mu sana titanyum vayt.
babamla birlikte izlediğimiz ender, çocukluğuma ait, gayet resmi bir ortamda çekilmesine rağmen sımsıcak hatırlanan programdır. bob ross'un her şuraya da bir ağaç çizelim dediğinde, hah bu defa sıçtı resmin içine endişesiyle izlenen ama bob amcanın her zaman beni şaşırtıp mucizeler oluşturduğu, resim yeteneksiziğim yüzünden daha bir sevdiğim müthiş program.
trt2 de gösterilen **, bob ross' un şahane resimlerini anlatarak sergilediği o güzel programın ismi. bob ross' un en sevilen tarafı herhalde ağaçları arkadaşsız bırakmamasıdır. *
ross diye imza attığı halde isminin bob smith olduğu iddiasının da mevcut olduğu ressamın programı. tek başına bir milletin modern resim sanatına açılımı olmayı başarmıştır.
trt'nin ve türk televizyon tarihinin az para-çok seyirci yaklaşımı açısından zirve programlarındandır. trt'den başka bir kanalda yayınlanırsa yakışık almaz.
trt2 de gösterilen, bonus saçlı bir ressamın her bölümde birbirinden muhteşem tabloları sanki çöp adam çiziyormuş gibi bir basitlikle yapıp, aynı zamanda siz de yapabilirsiniz çok kolay gibi bir tarzla anlattığı, yapamayanların da kendini beceriksiz, yeteneksiz, siyah ördek hissetmesini sağladığı, tablo bittiği zaman yapılan zoom (bkz: yakınlaştırma) (bkz: kelimelerin turkcesi varken ingilizcesini kullanan zihniyet) ile tüm ekranı kapladığı zaman gerçek bir görüntüye bakıyormuş hissi verecek kadar başarılı eserlerin programı.