Film. Yunan sinemacı Costas Ferris'in bu ilginç filmi ilk önce festivallerde ardından da sinemalarımızda gösterime girmişti. Bilinmeyenlerin büyük bir keyifle keşfedileceği, bize yakın duyarlılıkların işlendiği hoş ve değişik bir filmdir.
Konusu; yunanlıların Anadolu bozgunu sonrasında izmir'den Yunanistan'a geri dönen Maria, yıllar sonra Atina meyhanelerinde adına rembetiko (veya rebetiko) denen Anadolu kökenli Türk - Yunan karışımı müziği icra etmektedir. Kendine özgü bir müzik olan küçük Asya'nın rumlarına özgü rembetiko müziğinin ve yakın zamana dek onu icra eden insanların öyküsü... Görmemiş olanların kaçırmaması gereken bir yapım.
mubadele`den sonra atinanin en ucra kosesine yerlestirilen turk(!) rumlarin ortaya cikardigi bir muzik turudur,genel olarak ikiye ayrilir:smyrenika ve pire
smyrenika neseli olan turudur,buzukinin o guzel sesine dayanamaz oynayasiniz gelir ama bilmezsiniz ki ne anlatalir o sarkilarda..
pire ise daha agir bir turdur,sozleri kotudur,20`lerin mubadele ruhunu tamamiyle yansitir eserlerine..
Öncelikle izmir ve istanbul rumları arasında ilk kez rastlanan bir muziktir. daha sonra nufus mubadelesiyle atina nin pire yarimadasi na yerlesen anadolu rumları, orada yasadiklari yoksullukları , acilari, kültür catismasini, polisle yasadiklari sorunlari, asklari, esrar cekmenin faziletlerini, adam bicaklama olaylarını , kabadayı kültürünü hep bu sarkilara yansıtmıslardir.
Göçle, pire yarımadasina cikinca, ana kara yunanlılar, bu anadolu rumlarını iclerine sindirememis ve onları turkosporos yani turk tohumu olarak adlandırmıstır. savas yüzünden herseylerini anadoluda birakip hic bilmedikleri bir yere gelen anadolu rumları da yoksulluk ve dışlanmışlıkla, gettolarda kotu sartlarda yasamislardir uzun sure.
Burada tekke denilen , esra ve icki ictikleri yerlerde bulusup, muzik yaparlardi. Aralarında mangas dedikleri kabadayilar vardi. Bunlar rembetlerdi. Sevdi mi tam seven, acisini sonuna dek yasayan, adam vuran , vurulan, sürekli polisle esrar yüzünden basi dertte olan rembetlerin oykuleri hep rebetiko sarkilarinda yer aldi.
Atina burjuvazisi, gecekondu muzigi diye uzun sure asagiladi bu türü. Sonra vasilis tsitsanis adli bir rebetiko buzukicisinin sayesinde bu sarki, burjuvaların gittiği muzikhollerde calinmaya baslandi. Burjuva sınıfı bu muzigi dinledikce sevdi ve boylece rebetiko salonlara ve daha sonra muzik studyolarına ve plaklara girmeyi basardi.
büyük rebetiko ustalarının cok az kaydi kalmistir geriye. Günümüzdeki kayıtların cogu daha profosyenel muzikcilerin kayıtlarıdır. Roza Eskenazigibi sesler amerikaya kadar bu tarzı taşımıstır.
VAsilis tsitsanis ve markos vamvakaris gibi ustalardan sonra 60 li yıllarda bu müzik türü bir süre ortadan kaybolmustur. Daha sonra 80 li yıllarda george dalaras , alexiou , gylikeria gibi modern sanatcilar sayesinde tekrar yunanistanda ve dunyada dinlenen bir tur olmustur.
ülkemizde muammer ketencoglu nun , kumpania ketencoglu grubu canli olarak cesitli yerlerde rebetiko soylemektedir. Ayrica yine muammer'in hazırladığı 4 cd lik rebetiko arsivleri kalan muzik tarafindan piyasaya sunulmustur.
1923 mübadelesinde türkiye'ye getirilmiş,zorunlu göçün,bi nevi sürgünün kurbanlarının,yine 1920 lerden kalma taş plak kayıtlarının toplandığı iki albümün adıdır!her nevi hasretin en güzel özetidir bu şarkılar!türkiye'de rum tohumu,yunanistan da her daim yabancı olmuş kendini esrara vurmuş bir dolu insanın acı dolu yaşam öyküsüdür! arabas perna,ise pondos,ime prazakias,ithela nartho,eleni zontohira albümlerdeki şarkılardan bazılarıdır!
ankara meşrutiyet caddesinde müzik enstrümanları satılan sokağın* sonundaki köşede bulunan, alternatif müzik çalınan mekan. birası fena değildir, yazın bahçesi oldukça kalabalık olur.