mükemmel kişiliği ve güleryüzüyle hatırladığım güzel insandır. nihal atsız'ı bazı konularda sert bulur ve onunla tartışır. onun yerinde olsam herhalde atsız beğ'le aynı nedenden ötürü tartışırdım.
Bunlar unvanlarindan “bazılarıdır”. Bir eli s*knde saplamak icin yer arayan ergen beyinli (hakaret amaci gutmez) kisilerce anlasilmamasi son derece normaldir.
Amerika'dan Türkiye'ye döndükten sonra 1983'te hamle dergisinde bir röportajı yayımlanmıştı.
1990 ocak ayında istanbul Şişli abide-i hürriyet meydanında ki mçp'nin düzenlediği Azerbaycan işgalini protesto eden mitinge gök bayrak altında torunları ile birlikte katıldı.
Azerbaycan, Ermenistan, rus ve dünya kamuoyunda önemli etkisi olduğu değerlendirilen mitingi Alparslan Türkeş düzenlemişti.
Uğur mumcu'nun büyüklerimiz isimli kitabında kendisinden alay ve aşağılamalarla bahsedilir. Özellikle büyük adada yetişmesi, ailesinin harita kadastrocu olması ile ilgili.
Atatürk'le büyük ada'da karşılaşmasının anlamı, güzelliği Atatürkçü uğur mumcu ile dostluk yaratmalıydı oysaki.
bir zengin evladıdır, şımarıktır. Babası sayesinde farklı ortamlara girerek kendi adını duyurmuştur. Önderimiz Atsız’a yakın olması bir şeyi değiştirmez, zira Önderimiz, Reha'yı hiç sevmezdi. Reha tam bir baş belasıdır. Tarihi bilgisizlikleri yüzünden bütün dünyayı Türk yaptığı için 3. Sınıf melez Türkçülerin çok sevdiği bir kişilik olabilir, ama bizim için öyle birisi değildir.
Ordinaryüs ünvanını taşıyan son Türk'tü, rahmetli olmadan önce. Nihal Atsız'la arası pek iyi değildir. Hatta Nihal Atsız'ın kendisine hitaben söylediği şeyler oldukça ağırdır. (bkz: Çanakkale'ye yürüyüş ve Türkçülüğe karşı haçlı seferleri) Fatih Altaylı'nın Programında ilginç olarak Einstein'a Türk demiştir ve Einstein'in Kitabı'ndan Alıntı yaparak bunu söylemiştir. Aöf sistemini de Türkiye'ye getiren kişidir.
Kapıda atlı faytonda Atatürk varmış. Yanında da iran Şahı Rıza Pehlevi. Atatürk onu gezdiriyormuş. Babamın evi olduğunu duyunca arabayı durdurmuş, tanığı Ziya Bey'e bir merhaba deyip kahvesini içecekmiş.
Aksi gibi babam işi icabı istanbul'daydı. Sokağa çıkan 40 küsur basamak merdiveni nasıl çıktığımı bilemiyorum. Nefes nefese oraya vardım.
Atatürk'ü hemen tanıdım. Resimlerinde de daha yakışıklı, daha heybetli bir insan. Çocuk hayalimle başının çevresinde sanki nurdan bir ışık görmüş gibi bakakaldım. Hayır sarışın başı değil, gözleriydi beni çeken. Sonraları heykellerde, resimlerde görüp tanıyacağım o delici, insanın içini okuyan bozkurt gözler!
Yanındaki "izbandut" gibi oturan iriyarı çok esmer tenli ak palabıyıklı iran Şahı Pehlevi'nin bıraktığı intibayla taban tabana zıttı Atatürk'ün karizması. içimden, "önder böyle olur işte!" dediğimi çok iyi hatırlıyorum.
Cumhurbaşkanımızın ve Şah'ın ellerini öptüm, babam için özür diledim ve eve davet ettim.
"Alacağımız olsun, bir dahaki sefere" diyen Atatürk beni arabasına aldı, karşısına oturttu. Başımı okşadı, hangi okula gittiğimi sordu.
"Kabataş Ortaokuluna" dedim.
Hemen ilgilendi.
"Sınıfta Gagağuz Türkü üç öğrenci var mı?" diye sordu.
"Evet var... Komik soy isimli: gagalı, oğuzlu. Birinin adı Mikail, ötekininki Jorj. iyi kaynaştık ama... Hem de üçü de Hıristiyan olduğu halde..."
Gazi sözümü kesti:
"Olsun soyları Türk. Senin gibi, benim gibi. Romanya elçimiz Hamdullah Suphi'ye ben talimat verdim, anlaşma yaptı himayeme aldım, başka Türk öğrencilerde yollayacak. Onlarla iyi anlaşın. Türkiye'nin dışında daha birçok Türk var. Türklüğü iyi öğrenin" dedi. Şahın sıkılmasına aldırmadan bana adeta ders verdi.
"Adlarında komik bir şey yok, onlar 'Gagağuz' yani 'Gökoğuz' Türkü. Hıristiyan olmuşlar yüzlerce yıl önce, Hazar Türkleriyken... Musevi dininden olanlar da var. Ama hâlâ Türkçe konuşuyorlar... Bize akraba olan halklar da var. Macarlar gibi. Kızılderililer gibi. Gitmişiz Amerikalara bile. Bunları öğreneceksin. Gagağuz arkadaşlarına çabuk kaynaştığına sevindim. Başka okullarda da benim himayemle gelen Türkiyeli olmayıp Türk olan öğrencilere de rastlayacaksın. Özbek, Kırgız. Onlar üstelik Müslümanlar. Yurtları işgalde. Bu sözlerimi unutma, belki bir gün gene görüşürüz bunları baban da varken" dedi. Tekrar elini öptüm, o da saçlarımı okşadı ve arabacıya "sür atları" dedi.
Bu konuşmanın üzerimde etkisi büyük oldu. Hele daha da küçükken Kızılderilileri kurtmaya sevdasına kapılan benim gibi bir çocuğa.
Daha önceki tesirlerle de bağdaşınca, daha o yaşta Türkçü görüşlerim belirmeye başladı. Daha sonra Ankara'ya taşındığımızda, Atatürk'ün Meksika elçimiz, Tahsin Bey'e "Mayatepek" soyadını verdiğini Aztek ve Maya Kızılderililerin uygarlıklarını araştırmasını istediğini öğrendim. Sadık elçimizin yazdığı rapor yayınlandı, ben de 1940'larda ele geçirdim. Ne yazık ki Adapazarı depreminde oradaki kitap depomun harap olmasıyla birlikte onları tekrar bulamadım.
Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan, Türkler ve Kızılderililer, s.13-16, Pegasus Yayınları - Baskı: I
vefat ettiğini nedense şimdi öğrendiğim, büyük bir türkçü.
samimi ve dürüst bir kişilikti.
ismet inönü''den çok çekmiş, atsız ile çok tartışmış ve 4-5 farklı disiplin ile ilgilenmiş bir kişilikti.
endin bir derya idi kendisi, makale ve kitapları geniş bir yelpazeye sahipti.
1.5 yıldır okuyorum hala bitmedi.
kendisine en büyük acıları yaşatan kişi ismet inönüydü. nitekim hayat onları inönünün amerika ziyareti esnasında karşılaştırır.
inönü gelecekti. Ermenilerle Rumlar birleşmiş nümayiş yapacak, belki tartaklayacaklar onu. Konsolos rica etti, Buradaki Türkleri toplayıp Ermeni ve Rumlardan daha kalabalık bir organizasyon yapsanız... Peki dedim. Sonra inönüye dedim Sizi karşılamaya gelmedim, sadece Türkiyenin başbakanı olduğunuz için karşılıyorum dedim. Uh dedi, geçti, gitti.
nazi almanyasına da, sovyetler rusyasına da, kaba tabir ile 'gider' yapmış ve bu sebepten tabutluklara bağlanmış, tabutlukta bile asla türkçülüğünden ve mertliğinden ödün vermemiş büyük türkçü aydın. onurlu ve milli bir yaşam ve nihayetinde türk uçmağı.
soyu "bedirhan yahudilerine" dayanan bir "türk" ırkçısıydı... ya işte o derece!
ömrünün son yıllarında gençliğindeki söylemlerine nazaran daha ılımlı kelamlar etmeye başlamıştı.
bir kez canlı dinleme ve sohbet etme fırsatım olmuştu kendisiyle bu da böyle bir anımdır. allah taksiratını affetsin.
ölümünden kısa süre önce "artık turan a inanmıyorum. çünkü bugüne kadar kurulan 16 türk devletinin 15 ini gene başka bir türk devleti yıkmıştır" diyecek kadar geniş bir görüşe sahip ve gerçekleri gizlemeyen asil türkçü.
ord. prof. türkkan türkçü düşünce dünyasının önemli kalemlerindendi...düşüncelerinin bedelini ödeyen pek çok insandan biriydi...yüce allahtan rahmet dileriz.