Öldükten sonra ruhun başka bir bedenle geri gelme inancı. Hinduizmin kutsal kitabı vedaları okurken mi duymuştum bunu orada mı yazıyordu tam hatırlamıyorum ama duyduktan sonra ulan bu nasıl iştir diye konu hakkında bir araştırma yapıyorsunuz.
Ayrıca kendisine hiçbir hakarette bulunmamama rağmen özelden yamyamca küfürler eden kim inanır v4 ultimate package adlı mağaradan henüz çıkmış bir hanzo yazarı tanımış olduğum başlık.
Tamam kardeşim emek vermiş uzunca yazmış olabilirsin. Fakat ben beğenmeme hakkına sahibim ve küfür de neyin nesi.
Şu ülkede reenkarnasyondan tut astral seyahatine, yogasına, iskambil falından tut bi ritüel yapıp ardından dilek dilemeye kadar her türlü şeye cidden inananlar var ve kimsenin buna bir itirazı yok. ama biri namaz, oruç, hac falan dediğinde onu gerici olmakla falan itham edenlerden geçilmiyor. Ne acaip bir ülkeyiz biz yaa.
kısmen inandığım mevzu bahis. cennet cehennem saçmalıklarına inanmaktan çok daha realist ve mantıklı geliyor. ben öldükten sonra bambaşka bir ülkede bambaşka insanlar arasında yeniden dünyaya gelebilirim, sonuçta geçmişimi hatırlamıyorum sıfırdan yeniden var oluyorum ve bundan binlerce yıl önce belki yine hayattaydım ve bir adım ötesi, belki şu anki düşüncelerim o zaman da aklıma gelmiştir. bunların olma ihtimali; hayali varlıkların, zebanilerin, şeytanların, meleklerin var olduğunu düşündüğümüz bambaşka bi evreni kafada kurup ölünce oraya gideceğimizi varsayma ihtimalinden çok daha yüksektir. ciddiyim ha, öbür dünya, araf maraf saçmalıklarına gram inanmazken reenkarnasyona bi nebze inanırım çok da mantıklı gelir yani. sonsuz bir insan döngüsü mevcut nerdeyse, her gün her saniye binlerce yeni beden can buluyor. tüm bu bedenlerin eskiden de beden bulup ölmüş insanların yeni hayatları olduğunu düşünmek hiç saçma gelmiyor. burda öldüğüm saniye bir başka rahime düşme ihtimalim, başka bir hayata ve bedene sahip olma ihtimalim vardır. belki de eşcinsellerin içlerinde yaşadıkları o kimlik karmaşıklığı sürekli reenkarne olmamız sonuc gelişen " bug " lardan ötürüdür. bug derken kastettiğim şey ise şu;
evet. simülasyon teorisi dahi cennet cehennem palavralarından daha gerçekçi geliyor. özellikle geçtiğimiz binlerce seneyle son 150 sene içerisinde dünyadaki gelişmeleri kıyaslarsak; neden olmasın? 150 yıl önce buharlı makineler üretildiğinde millet çılgın atıyorken şimdi binlerce kilometre ötedeki biriyle gerçek zamanlı olarak görüntülü konuşabiliyoruz. biz insanoğulları kısıtlı beyin kullanım oranımızla dahi böyle bi teknolojiye eriştiysek, bizi tasarlayanlar nasıl bir boyutta ve nasıl bir teknoloji içerisindedir kim bilir. mmorpg oynayanlar bilir, bir karakteri 0 dan başlatır, yaratık keserek item kasarak yükseltirsin. şu an yaşadığımız hayatlara dönüp bakınca ne kadar farkımız var ki o oyun karakterlerinden? belki emotional intelligence dediğimiz duygusal zeka kavramları eksik. belki yaptıkları her şey bizim irademiz ve kontrolümüz dahilinde gerçekleşiyor ama ona o hayatı sunan aslında biziz. biz hareket ettiriyor, biz koşturuyor, biz besliyoruz o karakteri. kopyamız gibi. teknoloji geliştikçe deep mind, deep learning, neural network, artificial intelligence dediğimiz kavramlar da gelişiyor. bu kavramlar sayesinde oluşan nesne kendi ekosistemini geliştirebiliyor. öğrenme yetisi var, öğrendiklerini hayata geçirebiliyor, daha fazla öğreniyor daha fazla uyguluyor, tepkiler verebiliyor, kendi amaçlarını oluşturabiliyor. elon musk bu yüzden zuckerberg'in yapay zekayı bu kadar desteklemesine karşı çıkıyor. robotlar sonumuzu getirebilir diyor. yani biz insanoğulları bir makineye kendi ekosistemini oluşturma gücünü kazandırabiliyorsak -ki yapay organlar da oluşturabiliyoruz- ; çok daha gelişmiş bir varlık, farklı bir boyutta bizleri oluşturup, gözlemliyor olabilir. bizim algı kapasitemizin ötesinde, hayallerimizin dahi ulaşamayacağı noktalarda yer alan varlıklar olabilir. ben basit bir " allah var ulaaaa yoharda ulaaa izliyo bizi ulaa cennete alcak bizi cehennemde yakcak bizi ulaaa " kafasında olamam, istesem de olamam yani. buna biat etmek yerine, çok daha bizden olan şeyleri düşünmek daha anlamlı kılıyor şu aciz hayatımı. o yüzden reenkarnasyon da daha mantıklı, simülasyon teorisi de. kokuşmuş araplardan fışkırtılan leş öğretilerin çok daha ötesinde bir mantık kurgusu en azından.
bu başlığa gelme sebebim de o dinin beşiği olan leş ülkedeki hayatın ruhi çenet tarafından hazırlanmış videosunu görmem oldu. bir kez daha yolumun ne kadar doğru olduğunu anladım. ,
kadınlara bir böcek gözüyle bakıp kendi ırklarına dahil olmayanları dahi insan görmeyenlerin ülkesi, dinin beşiği suudi arabistan'a hoşgeldiniz.
reenkarnasyonu çoğu kişi bir bardaktaki suyun başka bir bardağa boşaltılması gibi vücut değiştirilerek yapıldığını düşünüyor. bu doğru değildir. deneyim kazanmak ve tekamül etmek için yeni bir bedene yerleşmeyi bir eldiveni giymeye benzetebiliriz. hep var olan sonsuz varlığımız ile irtibatımız hiç bir zaman kaybolmaz. asıl alemimizden bu dünyadaki bedene uzanırız sadece. bedenlenirken var olan enerjimizin %30-40 lık kadar bir parçasıyla uzanırız yaşayacağımız bedene.
şurada (bkz: #69320420) bahsettiğim michael newton uzun ve binlerce hipno-trans terapilerinde reenkarnasyon ile ilgili bilgileri toplamıştır. bazı konuları kısa kısa özetlrsek:
1- yeni bir bedene yerleşme genelde bebeğin anne karnındaki 4-5 ayında iken oluyor. ruhun yeni bedenle anlaşması, uyum sağlaması için beyin dokularının belli bir gelişime ulaşması gerekiyor bu entegrasyonun sağlanması için.
2- hayvandan insana geçiş yok. yani önce böcek olarak başlayıp sonra kedi, köpek, at maymun olarak yaşayıp en sonunda insan olamaya terfi etmek diye bir şey yok. hayvanların ruhları ayrı ve farklıdır. basittir ama hiç bir zaman hayvan ruhu insan ruhunun kapasitesine ve gelişmişliğine ulaşmaz. michael newton, hiç bir terapisinde önceki hayatlarında hayvan olduğuna dair bilgi veren birine rastlamamıştır. bunun tersi de yoktur. yani insanken ölüp hayvan olarak doğmuş biri.
3- terapilerde karşılaşılan en genç ruh 3-4 bin yıllık olmuş. yani içimizdeki en genç, en deneyimsiz olan bile çok sayıda defa yeniden doğmuş. onbinlerce, yüzbinlerce yıldır bedenlenen insan sayısı çok fazla.
4- ruhlar yaratıldığında gruplar olarak yaratılıyor. ama ruhları yaratan tanrı değil! terapilerde tanrı ile ilgili olarak insanlar onun varlığını onaylarken kimse onunla ilgili net bir bilgi veremiyor. ruhlar gruplar halinde yaratılıyor dedik: bu gruplar en az 3-4 kişiden oluşurken 20-25 kişilik büyüklüğe kadar gruplar olabiliyor. dünyada bedenlenirken genelde grup olarak katılınılıyor. grup içinde herkesin bir ruh eşi bulunuyor. bu ruh eşleri her defasında farklı bir rolü yükleniyor. bir yaşamda karı-koca olurken, sonraki yaşamda rolleri (cinsiyetleri) değişebiliyorlar. bazen iki kızkardeş, bazen iki erkek kardeş, bazen anne-oğul, amca-yeğen vs gibi her türlü cinsiyet ve akrabalık bağlarıyla rol dağılımı yapılabiliyor.
5- bazen sürekli belli bir cinsiyet üzerinden yeniden bedenlenme seçimi yapılsada uzun vadede cinsiyet seçimleri arasında fazla bir uçurum yok. yani arka arkaya 5-6 defa kadın olarak yaşamayı seçerken sonra bir kaç erkek yaşamı, sonra tekrar kadın yaşamı gibi devam edilebiliyor.
6- homoseksüelliğin seçilen bedenle ilgisi yok!!! yani önceki yaşamlarında kadın olan bir kişi dünyaya erkek rolünde gelmeyi seçip geldiği zaman, önceki yaşamındaki kadınsı duyguları nedeniyle şimdiki erkek bedeninde kadın hissetmiyor kendini. homoseksüellik tamemen hormonlarla ilgili bir durum, ruhun ve önceki yaşamlarının deneyimleriyle ilgili değil
7- bedenler ve yaşmalar seçilmeden önce ruh arkadaşı ve kendi grubumuzla uzun uzun hazırlık yapılıyor. gerekirse başka gruplarla da işbirliği ve yardımlaşma sağlanıyor. bu dünyadaki bedeni özelliklerimiz de yaşamlarımız da kendi seçimimiz. yani çok söylenen bir şey vardır "dinimi de ırkımı da, vatanımı da ben seçmedim" gibi. bu yanlış! herşeyi kendimiz seçiyoruz. amacımız bir şeyleri deneyimlemek ve öğrenmek, gelişmek. her ruh bireyi kendine bir hedef seçer yaşamı boyunca. kimisi amacına uygun yaşayarak deneyim kazanır kimisi yeterince başarılı olamaz, hedeflediği denyimleri ve öğrenmeyi yeterince sağlayamaz ve aynı deneyimi tekrar yaşamak için benzer bir bdenelenme seçimi dener. taa ki hedeflediği gelişimi sağlamak için.
8- intihar bir ruh için yapılacak en kötü şeydir!!!! çünkü o üstesinden gelemediğiniz sorunlara katlanamadığınız sürece ilerleymezsiniz. taa ilerleyene kadar da sürekli aynı deneyimlere ve yaşamlara katlanmak zorundasınız. bunu şunun gibi düşünün: üniversite diplomasını almanız için 20-25 dersin sınavını başarıyla geçmeniz gerekiyor. sınav sırasında cevap veremeyince kağıdı yırtıp sınıftan çıkmanızın size hiç bir faydası yok! aynı derse yeniden çalışmanız ve aynı zorluklarıa yeniden katlanmanız gerekecek. taa geçene kadar o sınava tekrar tekrar gireceksiniz. yaşamında intihar eden benzer koşullarda tekrar bedenlencektir ve aynı zorlukları tekrar yaşayacaktır, hem de kendi isteyerek ve planlayarak!
9- yeniden bedenlenmede doğuma yakın bir dönemde "hafıza bloklaması" başlar. yani önceki yaşamlarınıza ve yaşamlarınız arasındaki bölümde ruhlar aleminde ruh eşiniz ve grubunuza ait bütün hatıralar bloklanır, hiç birini hatırlamazsınız. bilincinizle bu bilgilere ulaşamazsınız. siz buradaki varlığa bir eldiveni giyer gibi uzandığınız ve asıl varlığınızla (ki bütün bilgilerinizı, hatıralarınızı muhafaza eden varlığınızdır bu) irtibatınız hep varolduğundan bu bilgiler aslında ulaşılabilir durumdadır, ama bilincinizle değil, bilinçaltınızla ulaşabilirsiniz. ya da bir hipno-terapist sizi trans haline geçirdiğinde ulaşabilirsiniz ancak . kaza geçirdikten sonra birdenbire başka dil konuşmaya başlayanlarda durum budur aslında. beyinde gerçekleşen anormal durum (darbe/hasar sebebiyle) normalde bilinçle erişemeyeceğiniz önceki yaşamınızdaki dilleri, kültürleri bir anda bilincinize taşıyıp sizi bunları kullanabilir duruma getirebilir. ayrıca uyku durumunda, yani bilinciniz kapalıyken bilinçaltınız bu anıları rüyanızda objeler olarak kullanabilir. rüyanızda hiç bilmediğiniz, göremediğiniz yerleri görmenin nedeni budur.
10- michael newton hipnoterapi ile toparladığı bilgilerden ruhların gelişme ve öğrenme süreci olarak 6 aşamadan oluştuğuna ulaşmış. bir nevi 6 sınıflı bir okul gibi. birinci sınıfı başarıyla bitirince ikinci ve sonraki sınıflara geçmek gibi. bu sınıflardan sadece ilk dört aşamadakiler ve nadiren de olsa (belki özel amaçlarla) 5. aşamadakiler insan bedenine enkarne oluyor. yaptığı terapilerde 6. aşamda olup da insan bedenine enkarne olanla hiç karşılaşılmamış. 5. aşamda olanlardan sadece bir kaç tane ile karşılşılmış. gelişimini (tekamülünü) bitirip 6 sınıfa terfi edildiğinde ve daha sonrasında ne olduğuna dair bir bilgiye sahip değiliz.
11- ölünce bizi ruh eşimiz veya rehberimiz veya ve grubumuzdaki insanlar karşılıyor ki genelde zaten bunlar dünyadaki yaşamımızda yakın insan rolünü üstlenmiş olduğundan , anne, baba, eş, kardeş, dede, nine veya çok yakın dost gibi biri oluyor. eğer ruh eşinizle torun ve dede rolüyle enkarne olmuşsanız öldüğünüzde ruh eşinizi dedeniz görüntüsünde sizi karşılarken görüyorsunuz. çok zor bir görevden dönen askere yapılan parti havasında karşılandığınızda geçmiş olsun deniyor ve bir sınavı daha bitirdiğiniz için tebrik ediliyorsunuz. bu yakın kişiler hala dünyada yaşıyor olsalar da varlıklarının asıl kısmı hala ruh dünyasında bulunduğundan sizi karşılayabiliyor.
12- öldükten sonra cennet-cehennem, yargılama-sorgulama-kınama-ödüllendirme-hesap verme falan yok. hipno-terapideki tek bir kişi bile kötü ruh, şeytan, cin vs bir varlıktan bahsetmemiştir ve karşılaşmamıştır. herşeyin yargıcı sizsiniz. siz kendi kendinizi değerlendiriyorsunuz. bedenlenmeden önce neyi planlamıştınız, neyi hedeflemiştiniz, buna mukabil nasıl yaşadınız, neleri başarabildiniz, ne eksik kaldı vs herşeyin muhasebesini önce kendi kendinize sonrasında da rehberinizle birlikte yapıyorsunuz. eksik kalan veya tatmin olmadığınız şeyler için yeniden bedenleneme için tekrar grubunuzla birlikte planlamaya başlıyorsunuz. her yeni deneyim ve başarıdan sonra bir sonraki aşamaya geçiyorsunuz. bazen bir aşamayı geçmek için onlarca defa bedenlenmeniz gerekebilir. 5. aşamaya geldikten sonra gelişme düzeyiniz bir daha dünyada bedenlenmeye gerek bırakmıyor. dünyada yaşadığınız ve yaşattığınız şeylerin hiç biri için kimse sizi ne yargılıyor ne kınıyor. dünya bir yaşayarak öğrenme yeri.
13- deneyim yaşamak için bedenlenilen tek yer dünya değil! fakat dünya en zor yerlerden biri. bu yüzden dünyada kazanılan deneyimler ve tekamül çok değerli.
14- hekesin yaratıldığı andan itibaren sahip olduğu bir ruh ismi var. dünyada hangi yaşamınızda hangi isminiz olursa olsun asıl ruh isminiz hiç değişmiyor. bir nevi hard-coded gibi.
15- ruhların cinsiyeti yok
16- yaratılan her ruhun bir rehberi oluyor ve genelde tüm gelişiminiz boyunca bu rehber size eşlik ediyor. rehberler genelde enkarne olmuyorlar.
17- karma işliyor! yani bir yaşamınızda kötülük yaptıysanız bir şekilde aynı şeylere siz de maruz kalıyorsunuz. bu sizin kendi seçiminizle oluyor, yaptığınıza maruz kalmayı siz seçiyorsunuz. öğrenmeyi her iki rolü de yaşayarak sağlıyorsunuz.
edit: aklıma geldikçe eklemeye devam ediyorum
18- insan bedenindeki zeka seviyesiyle (iq) ruhun gelişmişlik seviyesi arasında doğrudan bir ilişki yok. iq, insan beyninin fizksel yapısı ile ilgilidir. nöronlar arasındaki bağlantı sayısı, çeşitliliği ve diğer gelişmiş beyin özelliklerine bağlıdır iq seviyesi. yüksek iq'lu beyne sahip bir bedeni, gelişmiş bir ruh da işgal edebilir görece gelişiminin başındaki bir ruh da. yani "ben çok zekiyim, 2 üniversite bitiridim, mba yaptım falanca büyük şirketinde departman direktörüyüm, yönetici pozisyondayım, kültürlüyüm, eğitimliyim, çok akıllıyım, elit yaşıyorum vs o halde çok gelişmiş olgun bir ruhum" şeklinde olmuyor. tam aksine masanıza çay getiren abla, kapıda bekleyen güvenlik görevlisi, ilerideki kavşakta seyyar arabada nohut-pilav satan genç, ruhsal tekamül ve bulunduğu aşama olarak sizden çok çok daha ileri bir eviyede olabilir. o, belki bir kaç bedenlenmeden sonra reenkarnasyona artık ihtiyaç duymayaca iken sizin daha onlarca, hatta yüzlerce kez daha dünyaya gelmeniz gerekebilir aynı tecrübeye ve gelişmişlik düzeyine erişmeniz için.
19- ırkı, yaşadığı, içinde büyüdüğü coğrafya, kültür ve şartlar ne olursa olsun; ister yahudi, hristiyan, müslüman veya diğer dinlerden biri olsun, ister ateist olsun, ister son derece fanatik bir din inanca sahip biri olsun, ister eğitimli ister eğitimsiz olsun; önceki yaşam ve dünyadaki yaşamlar arasındaki dönemdeki yaşam hakkında, tüm bu kesimlerden insanlar, hipno-terapi altında istisnasız hep aynı şeyleri anlatmaktadırlar. en fanatik inanışa sahip bir din mensubu, yani cennet-cehennem, öldükten sonra sorguya çekilceğine, cezlandırılacağına ve ödüllendirileneceğine dair çok kuvvetli inançları olanlar, hiç bir şekilde metafizik düşünceyi kabul etmeyen en katı ateist veya gevşek din inancına sahip olanlar, herşeye şüpheyle yaklaşanlar, tüm önyargılalar dahil, hepsi ama hepsi terapi altında aşağı yukarı aynı şeyleri anlatmaktadırlar. siz de, eğer şüpheyle yaklaşıyorsanız bu anlatılanlara, bizzat kendiniz önceki yaşam anılarına döndüren bir hipnoterapiste, ruhsal regresyon yapan birine yani (sahtekarlara değil, regresyon konusunda bilinen enstitülerle çalışan terapistler) gittiğinde kendinizin de hipnoz transı altında bu anlatılanları söylediğinizi göreceksiniz. sadece sbir önceki yaşamınızı değil, ondan önceki yaşamlarınızı da öğrenebilirsiniz.
20- peki, inançlı olsun olmasın, hipnoz transı altında önceki yaşam anılarına döndürülen kişilerin hepsinin anlattığı bu ortak şeyler nelerdir? başlayalım: öldükten sonra kısa bir şaşkınlık hissediliyor. tüm fiziksel acılar bir anda kesiliyor.
21- eğer ruh yeterince tecrübeliyse kimsenin karşılamasına gerek kalmıyor, kendisi sonraki süreçleri bildiği ve hemen hatırladığı için ne yapacağını biliyor. diğerlerini ise (düşüğk seviyedki gelişimde olanları) genelde ya ruh-eşi ya rehberi veya grubu karşılıyor. bunar tek tek olabileceği gibi kalabalık bir grup da olabilir. çok zahmetli, yorucu, her türlü duygunun ve tecrübenin yaşandığı bir dünya hayatı deneyimi daha bitmiştir. bu zor süreçten sonra bu karşılam herkese iyi gelir, mutlu hissedersiniz kendinizi.
22- bu aşamada kendi varlığını, görünüşünü tarif edilmesi istendiğinde herkes kendi varlığını ışıktan (enerjiden) bir yapıda olduğunu söylüyor. en tecrübesizler (1.aşama) bembeyaz bir ışık, 2. aşama sarı, 3.aşama turuncu, 4. aşama yeşil, 5. aşama mavi olarak tanımlıyor kendini. ayrıca bu kişiler hiç bir zaman bedenlenmeyen (reenkarnasyon yapmaya ihtiyaç duymayacak şekilde gelişmiş olanları) mor ışık olarak gördüklerini söylüyorlar. ruh geliştikçe varlığın rengi beyazda mora doğru renk değiştirmeye başlıyor. beyaz ışık tecrübelendikçe önce içinde sarı demetler, çicigiler görülmeye başlanıyor, tecrübelendikçe sarıya dönüyor.. her tecrübede renk biraz daha koyulaşıyor.. mavi, koyu mavi, mor .. böyle devam edip gidiyor
23- karşılanma faslından sonra hemen bir arınma ve onarma sürecine giriliyor. fiziksel bedenin ve diğer yaşanılanların etkisiyle ruh bedeninde oluşan yıpranma ve tahribatların temzilenmesi ve onarımı süreci bu. bu tahribatlar "ışık beden içinde karanlık, ışıksız parçalar, sönük ve bulanık renk kısımları gibi tanımlanıyor terapi altındakiler tarafından. onarım ve toparlanma bitince ışık eksiksiz ve orijinal renk ve parklaklığına dönüyor
24- bu süreçten sonra kişi rehberiyle berber yaşlılar grubu önüne çıkıyor (bu grubu çok değişik şekilde adlandırıyor insanlar: yaşlılar, olgunlar, ustalar gibi). rehberi kişinin yanında ama arka planda kalıyor. yaşlılar grubu 3 kişiden 14-15 kişiye kadar değişik sayıda olabiliyor. bunların renkleri her zaman çok koyu renkler olarak bildiriliyor, lacivert, çok koyu mor gibi. bu görüşme hiç bir şekilde sorguya çekme, eleştirme, savunma veya suçlama yapılan bir yer değil. mahkeme salonu gibi değil yani. hiç kimse bir şeye zorlanmıyor. zaten herkes herşeyi biliyor, kimsenin kimseyi kandırması sözkonusu değil. bir nevi kısa bir değerlendirme. hoşgörü, sevgi ve destek içeren ortak bir değerlendirme. daha yeni dönülen dünya yaşamında yapılan hatalardan veya eksik kalan şeylerin kısa bir değerlendirmesi.
25- yaşlılar diye adlandırılan bu grup (konsey) ile görüşmeden sonra ait olduğumuz ruh grubuna dönülüyor. kendi grubumuz olsun başka gruplarla olsun hiç bir şekilde kötü ilişkiden, kavga, sürtüşmeden bahsedilmiyor. herkes herkesi biliyor, anlıyor. herkes birbirine yardımcı oluyor. gelişmişlik süreçlerinde, dünya yaşam tecrübelerinde yarışma duygusu veya hırs yok. yavaş gelişen, geri kalan için suçlama yok, tam tersine destek var. yarışma ve rekabet yok.
26- bu noktadan sonra yeni bir bedenlenme için hazırlıklar başlanıyor. bu önceki hayatlardan kazanılan tecrübelerin değerlendirilmesi, nelerin eksik kaldığı ve yapılamadığı, bunları başarmak için nasıl yeni bir beden ve hayata ihtiyaç duyulduğu, nasıl yeni bir senaryoya ihtiyaç duyulduğu üzerinde çalışılıyor. bazen ihtiyaç varsa başka grup veya gruplardan yardım istenilebiliyor veya istenirse başka gruplara yardıma gidilebiliyor. örneğin başka bir grup "evlat acısı" ve bu kayıptan sonraki yaşama ait duyguları tecrübe etmek istiyorsa onların bebeleri veya çocukarının kısa hayatını, bu erkenden ölen bebek-çocuk rolünü üstlenebiliyorsunuz.
27- öldükten sonra gidilen alemde zaman kavramı yok. zaman sadece dünyada geçerli. sizin iki reenkarnasyonunuz arasında 500 yıl geçmiş olabilir. sizin 2 reenkarnasyonunuz arasında geçilen süreçle dünyada geçen zaman arasında doğrudan bir orantı-ilişki yok
28. tekrar bedenlenme hazırlıkları bittikten sonra tekrar yaşlılar grubunun önüne çıkıyorsunuz. burada yeni hayatınızda hangi coğrafyayı, nasıl bir bedeni, yaşamı seçtiğinizi ve bu yaşamda hedeflediğiniz, öğrenmek istediğiniz deneyimleri görüşüyorsunuz. bu yine bir sorgulama veya hesap verme değil. onay süreci de yok burada. yani kimse size "ya aslında bunu değil de aslında şöyle bir cinsiyet ve hayatı seçsen senin gelişimin için daha iyi olacak" demiyor. her şey sizin iradenizle ve kararınızla. bunu sorgulayan kınayan, onaylayan yok. öbür tarafta hiç bir şekilde sorgulama, bir şeyleri yapmaya zorlanma, hesap verme-sorma, azarlanma, baskı, yönlendirme, telkin vs yok. ne doğrudan söyleyerek ne de telepatik olarak hiç bir şey dikte edilmiyor.
29- hipno-terapi altın söylenen, toparlanan bu bilgiler ışığında dünyadaki inançlar açısından , gerçeği en doğru anlayabilen inanç biçiminin deizm olduğu görülüyor.
30- seçilen yaşamlar kolay veya zor olabilir. zor bir hayata sahip olmanızdan dolayı, bazı şeylerden mahrum ve adaletsiz bir yaşama sahip olduğunuz duygusuna kapılabilirsiniz. herşeye hür irademizle kendimiz karar veriyoruz. tüm yaşadıklarımızın tek sorumlusu seçimlerimiz, dolaysıyla kendimiziz. hepimizin bir amacı var ve bu onlarca, yüzelerce kez tekrarlanan yeniden doğma ve gelişim sürecinde herkes her şeyi deneyimleyecek. kolay veya zor olsun, her yaşam sizin kendi seçimizidir ve amacınız doğrultusundadır. kimse size bir kader tayin etmedi, herhangi bir yaşama mahkum etmedi veya bir sınava tabi tutulmuyorsunuz. şikayet ettiğiniz yaşamı kendi hür iradenize siz seçtiniz zaten. bunu yaparken bir amacınız vardı. şikayet etmek yerine sizi geliştirecek şeylere, olgunlığa odaklanın.
Reenkarnasyonun türkçesi "dönence"dir. tanrı isterse eğer kulunu tekrardan dünyaya gönderir. tüm insanlar dönence yaşayacak diye bir şey de yoktur. benim inancım bu.
kimilerine göre insan, 5 defa dünyaya gönderilir; kimi kul ilkte bitirir sınavını, kimisi 5 defa da gelse başarısızdır. Sonuçta bu gönderilişlerde adam gibi insan olamayan başarısızların yeri cehennemdir.
Aslında dönencenin(reenkarne) varlığı ruhun varlığına, dolayısıyla bir tanrının varlığına işaret eder. Yani reenkarnasyon inancı tanrısızlıkla bağdaştığını hiç sanmıyorum.
hint dinlerinde yaygındır. ayrıca reenkarnasyon mantığına göre kişi sonsuz bir döngüdedir. dünya acı ve çile doludur ve insan gelip giderek bu acıları çeker. önemli olan bu döngüden çıkmaktır. budistlerin nirvana dedikleri işte bu döngüden çıkıp hiç olmaktır. yoksa hint dinlerinde ahiret hayatı kısmı vardır.
mesela dünyaya gelip gidişte budistlerde yanılmıyorsam 7 gün vardır, karmasına göre orada azap çeker veya cennete gider oradan sonra dünyaya artık karması neyse ona göre gelir.
ancak esas mükafat asla cennete gitmek değildir, yok olmak, bu döngüden çıkmak esas mükafattır.
ayrıca budistlerin reenkarnasyon inancı hinduizmden farklıdır. çünkü onlar ruh ve tanrıya inanmaz.
onlar ölünce enerjinin başka bir şekilde geldiğine inanır. ancak bu enerjinin nasıl yok olacağını açıklamamıştır.
batıl hurafelerden yalnız biri. giden geri gelmiyor bu dünyaya arkadaşım. ruh diye yanına gelenler cinin ta kendisi. ölümden sonra ruhun bedenin ile yeniden buluşturuluyor mahşerde, topraktan hasrolunuyorsun. ölümsüz hayat, bitmeyen gün o zaman başlıyor.
Hatay ve Antakya yöresinde, olduğu sıkça vurgulanan kavramdır.
Yıllar evvel, izlediğim bir belgeselde, hatay' da, dört beş yaşlarında, gariban bir ailenin çocuğunun, evde ve çevresinde türkçe konuşulmasına rağmen, abuk sabuk kelimelerle konuştuğu gözlemlenmiş. Ve endişe duyan ebeveynlerinin araştırması üzerine, çocuğun fransızca konuştuğu belirlenmiş.
Sahiden de çocuk çatır çatır fransızca konuşuyordu.
Garip ve ürpertici bir durum!
Vardır yoktur bilinmez ama evrende garip şeylerin olduğu su götürmez bir gerçek.
Kesinlikle yoktur ya da vardır diyen eşit düzeyde maldır. Bilinemezdir zaten ama tahmin edilebilir ya da mantığa uygunluğu söz konusudur. Herkesin aklı bir olmadığına göre neyi nasıl kanıtlamaya çalışır ve hakaretler yağdırırsınız. Bu her konu için geçerli değildir ama özellikle bu konu çok kanıtlanabilir bir konu olmadığı için dandik söylemleriniz dandik kıçınızda patlar.
zamanında hintli fakirleri avutmak için ortaya atılan bir masaldı.
kast sistemiyle toplumda ezilen aileler önceki hayatlarında yaptıklarının bedeli olarak bu duruma düştüklerine inanırdı. erdemli bir hayat sürerlerse de gelecek hayatlarında mutlu olacaklarını düşündüler.
gerçek olup olmadığı bilinmeyen dine göre gerçek değilmiş. Ee napalım? Reenkarnasyon yok diyen kişi belki de bilmem kaçıncı enkarnasyonunda yaşıyor olabilir. O kadar emin konuşmamak lazım. Varoluş gizemlerle dolu.