uzun zaman sonra ilk defa birinden gerçek anlamda hoşlandım. teklif ettim ve reddedildim. üzüldüm tabi kim reddedilmeyi ister ki. ama gerçek şu ki reddedilmek o kadar da kötü bir şey değilmiş lan. eğer ya reddederse korkusuyla hiç teklif etmeseydim sürekli aklımda o kız olacaktı. bağlanıp kalacaktım. şimdi ise önüme bakıyorum.
teşekkür ediyorum beni kibarca reddeden renkli gözlü kıza.
Kızın arkadaşları geldi "y seni istemiyormuş bullet tooth ya" dedi acıyarak.yanımda da yakın arkadaşım oturuyordu döndüm ona baktım baya bir baktık birbirimize,sonra kızlara baktım tamam dedim.kedi gibiydi tabii bunu söylerken sesim.neyse eve gittim banyoya girdim saatlerce ağladım,haftalar geldi geçti unutamadım.Neyse lafı fazla uzatıp sıkmayayım sizi.Bu olayın ustunden tam 1 yıl geçti yeni biriyle tanistim flortlesiyorduk falan her sey guzeldi.Ertesi gun okul cikisinda köhne bir garajda en yakin arkadasimin kucaginda gordum ben bu orospu y'yi.dünyam başıma yıkıldı yine herşey boktan oldu tabii.Girdigi ortama hayat katan,neşe dolu,sürekli espri yapan ben içine kapanık br asosyale dönüştüm o günden sonra hayatımda bir kıza bile açılmadım ve açılmayacağımda anasını sikeyim hepsinin.
ilk kez olmuşsa aman dikkat, fazla heyecanla birlikte oluşan hız maalesef en dayanıklı duvara çarpıp, hayallerinizi tuzla buz edebilir.
Kendinizi suçlu,komik ve aşağılanmış hissedeceksiniz
Ağlayacaksınız, hem de çok ağlayacaksınız. Yemek yemeği bırakıp hatanizi ararken kendinizi kilometrelerce hızlı yürüyüşlerde bulacaksınız. Bi daha asla diyeceksiniz (belki de haklı da çıkacaksınız)
Bir süre acayip üzüleceksiniz, hatta ağır bunalım geçirilecek ama hayat dışarda devam ediyor olacak.
Hastaysanız bu hastalık ilerleyecek hatta bunyenizde kendini yenileyecektır.
Her şeyin hayırlısı ile başlayan cümlelerinizi, kendinizi vardır bir hayır diyerek teselli ederken bulacaksınız.
Zamanla geçecek ilk şok sonrasında hep kendinizi başka konularla ilgilenirken bulacaksınız ve geçecek ilk ağrı.
En kötüsü de birini sevecekseniz bile Cesaret bi daha çok zor toplanacak bu da sizden kaybedilen olacak haliyle.
Bu korku yüzünden hiçbir kıza teklif edemedim. Yaşadığım birkaç ilişkiyide arkadaşlarımı araya sokarak; "kanka şu kızla muhabbetin var bana ayarlasana" gibisinden ricalarla gerçekleştirdim.
Aslında bu reddedilme korkusu bir nevi özgüvensizlik ama bunu kendime asla yediremiyorum. Her seferinde özgüvensiz olmadığımı düşünerek kendimi avutuyorum lakin özgüvensizin tekiyim işte. Bazende; belki imam hatip okudum ondandır bu kızlara karşı özgüven eksikliğim diyorum lakin bu bahaneyi pek geçerli kılamıyorum. Aynı liseden mezun olmuş arkadaşlarımıda görünce hülasa özgüvensiz olduğumu kabullenmekten başka çarem kalmıyor.
10 defa da 8 defa kabul edilmektense, 100 defada 10 90 defa reddediliirim. en azından olaya öyle bakıyorum ben. sonucta artık birine veya bişeylere cok kolay ulasabiliyoruz. o yüzdebn cabuk tüketiyoruz herseyi. sayıların fazlalasmasının en büyük etkeni bu zaten. denemeye devam.
Belki de kararsızlık dan çok daha iyidir . Duygularimi söylersem beni reddeder düşüncesin dense somut bi sonuç olmuş olur . Ama genede insan söyleyemiyor .
Elin ayağın ilk bir kaç dakika uyuşmasına sebep olan durumdur. Sonra baştan aşağıya kaynar sular dökülür. Kalbiniz sanki bir yerlere kaybolmuştur, aldığınız nefes boğazınızda kalır. Sonrasında şok etkisiyle bir şey hissetmezsiniz ama gece sağlam vurur, uyutmaz.
Pistir reddedilmek. Bugün yaşanmıştır. Tipi değilim galiba. Kendi kaybeder.
Başlarda üzer, sonra inat hâline dönüşür. Karşı taraf size yüz vermez, aşağılar, küçümser; siz de salak gibi susarsınız. Sonra küçük bir şeyinde yeniden umutlanırsınız; reddedildiğinizi unutup... Daha sonra kalbinizi kırar, susarsınız. Bir daha kırar, duymazsınız bile. Durduk yere kavgalar çıkarır.
Daha sonra sizi durduk yere sahiplenir. Sizi sevmediğini söyleyen, bir zamanlar sizi umursamayan, sizi artık kıskanır. Ya işte oldu dersiniz... tüm yakınlarınızı bir kenara atar, yeniden ona yönelirsiniz. Bir tekme daha, umut yerlerde...
Susarsınız... sabredersiniz. O her fırsatta sizi aşağılar, her ölçüde sizi küçük görür, siz de izlersiniz.
Size küser, yalnız kalınca geri döner. Yine kabul edersiniz. Ama hâlâ "dost olarak görüyorum" der.
Sonra yeniden başlar küçümsemeler, ezmeler. Bir gün mutlu gözüküp de diğer gün yüz çevirmeler...
Sonra ne olur biliyor musunuz? Bir gün sizinle kavga eder durduk yere, samanlığı yakar bir çöple. Çıkar gider. Bu kaçıncıdır bilinmez de, siz iyice dolarsınız. Onun gelmesi için hazırlarsınız, yeniden mesaj atmasını beklersiniz... biliyorsunuz ki tekrar yazacak. Hayatınızda hiç yapmadığınız bir şeyi yapacaksınız. Onu siz aşağılayacaksınızdır.
Aradan aylar geçer, ilk mesajı sizi küçümsercesine atar... işte bu! Sizin cevabınız aylar öncesinden hazırdır. O da sizi eskisi gibi bulmak ister... Ama siz aynen şöyle diyeceksiniz ona:
"Siktir git seninle mi uğraşıcam."
Daha sonra ise, sizden kötü, sizden alçak, ahlaksız, rezil kimse olmaz. Siz en kötü olursunuz.