ikinci perez dönemiyle beraberinde galacticos ii'yi de getirmeye and içmiş takım. zidane'ın gelişi, kaka'nın transferi, ribery'nin imzası, cr7'nin sir fergusonla kavgası derken şüphesiz ki en heyecanlısı yine barça'dan messi'yi alma hayali/fikridir.
messi'nin "perez beni ararsa görüşürüm ama ben barça'dan ayrılmayı düşünmüyorum" deyişi bir çok kişinin ağzını sulandırmıştır. bugüne kadar perez'in messi'yi aramamış olması da iki ihtimali önümüze çıkarmaktadır.
ya perez zidane ve beckham'da olduğu gibi, sürpriz evlenme teklifi tadında bir oyun arayışında ya da tatlıyı sona saklayıp diğer transferlerin de gündemde bomba etkisi yapması için hazzı erteleme yolunda.
en buyuk sorunu yildiz oyuncu ile unlu oyuncuyu karistirmasi olan takim.van der vaart,beckham,michael owen gibi son yillarda cok unlu oyunculari yildiz niyetine almistir.bu oyuncular mukemmele yakin da oynasalar hicbir zaman yildiz olamayacaklari icin bu takima bir yerlere getiremezler.rakipleri atletico madrid ise aguero,diego forlan gibi iyi oyunculara sahiptir ve harcadigi paraya gore bu takimdan cok daha basarili olmustur.cunku o takimin yildiza ihtiyaci yoktur.yildizlar buyuk takimlara gereklidir.kucuk bir takim kisitli bir kadroyla basarili olursa cok ovulur ama buyuk bir takim yildizsiz bir kadroyla ne kadar iyi oynarsa oynasin beklenen ilgiyi goremez.yildiz oyuncu azligindan dolayi calisanlarinin alt yapiya biraz daha onem vermeleri gereken takimdir.
galatasarayın şampiyonlar ligindeki tek çeyrek final maçında sami yende 2-0 dan 3-2 yaparak gönülleri fethetmesidir.fakat rövanşı hatırlamaya gerek yok.
şampiyonluk yürüyüşüne kaldığı yerden devam eden ispanya'nın en büyük takımı. bugün itibariyle barca ile arasındaki puan farkını 4'e indirmiştir. en dış kulvardan resmen kopup gelen takımdır.
la liga'da son 10 maçını kazanmış takımdır. puan farkını 4'e indirirken, barcelona'yı şampiyon ilan eden bütün dünya medyasına kapak takmış olan takımdır.
Dün gece yıldız futbolcuları biraraya toplayarak takım olunamayacağını bir kez daha kanıtlamıştır. o değilde şu takımda arjen robben'e acırım arkadaş, herif 90 dakika hiç durmadı be, bi sağ kanatta bi sol kanatta heder etti kendini. Bu takıma kesinlikle fazla bence.
kisiliksiz pop rock yapan mtv breakfast gruplarini cagristiran futbol takimi. Ne sound var, ne söz var. Ver nakaratı, ver giydiklerinle imajı... Bir Robben. O da yavaş yavaş karısının grubuna girip heder olan David Vincent kıvamında.
Düştüğü duruma zerre kadar acınmaması gereken takımdır. Zidane'ın transferinden itibaren Real endüstriyel futbolda yeni bir dönemi başlattı, oyuncu bonservis bedellerinde hakedilenin ve piyasanın çok üzerinde bedellerin ödendiği yeni futbol anlayışı. Forma satışı, reklam gelirleri gibi futbol gelir kaleminde aslında temel olması gerekmeyen kalemler önem kazandı. Futbol kulüpleri bugün futbolcular için normalin çok üzerinde bedeller ödemek zorunda kalıyor. ikincisi Real Madrid transfer edemiyorsan da iyi bir teklif sunarak futbolcunun kafasını karıştır taktiğini uyguluyor çok uzun zamandır, Ronaldo'ya aptıkları teklif için Ferguson'un yanıtını bilenler hatırlayacaktır. Son olarak, futbolun reklamlarda değil de sahada ve takım oyunu oynatan futbolcularla oynanacağı gerçeğini hiç kabullenmedi Real Madrid, Hoffhenheim, Az Alkmaar, Zenith gibi takımların başarısının ardındaki sebepleri göremedi. Futbolu çirkinleştiren, sadece marketing olarak gören zihniyetteki takımın düştüğü hallere acımamak gerekir. Kendilerini Lig 2 de görmei arzulayan yazarınız...
25 subat 2009 real madrid liverpool macindaki haline acıdığım takım. doğru dürüst gol pozisyonları bile yoktu.
hem de liverpool real'i pek ciddiye almıyor gibiydi. buna rağmen sabaha kadar maç devam etse golü geçtim, pozisyon bile bulamazdı real.
real'in en büyük hatası, genç yetenek diye aldığı adamların tamamının düz adam olması. işin kötü yanı, real bu adamları kadrosuna katarken dünyanın parasını harcıyor. yani arsenal ya da liverpool gibi ucuza kapatmıyor.
böylesine bi kulüp, nasıl oluyor da diğer külüplerin ve menajerlerin oyuncu şişirme ve kakalama numaralarını yiyor, şaşırıyorum cidden. zamanında robinho'dan kazığı yemişlerdi. sonra gago, marcelo vs.. derken devamı geldi, takım genç ama "düz" adamlarla doldu. eh, sonuç da ortada.
1959/1960 sezonu şampiyon kulüpler kupası* finalinde eintracht frankfurt'u 7-3 yenerek en farklı final galibiyetini yakalayan kulüp. aynı zamanda bu kupayı veya herhangi bir avrupa kupasını 5 kez üst üste kazanan başka bir klüp yok.
daha değil faşizm, komünizm; ofsayt nedir bilmediğim zaman sevdiğim takımım. hugo sanchez, butragueno ikilisi aklımı başımdan almıştı. gecenin köründe ailemden gizli kalkıp maçlarını izlediğim, formasını aldığım tek takım.
sonradan öğrendim ne nedir, siyasi temelleri nelerdir. ama futbol lan bu! insan içindeki sevgiyi atamıyor işte. futbolun siyasetle ilgisi ne? katalan takımında kaç tane katalan oynuyor ki solun kalesi gibi görülüyor? artık ne teknik direktörlerin ne de oyuncuların sağla solla işi kalmamıştır. herkes bakıyor çorbasına, siz de bakın dalganıza...
ha, futbol hakkında bilmediğiniz epey şey daha var evlatlarım. evet, real takımı kralcıydı, faşistti. bu nedenle ispanya solcuları, onunla mücadele edecek olan atletico club de madrid (atletico madrid)'i kurdular.
barcelona takımı, faşist franco yönetiminde katalan bayrağının tüm ülkede yasaklanmasından dolayı, forma renklerine katalan bayrağının renklerini işledi. bu sayede katalan halkı "özgürce" bayraklarını her maçta dalgalandırdılar. bugün hala barcelona takımı, katalan halkının gururudur. atletico bilbao da bask halkının gururudur. bilbao takımı, hala bask bölgesi dışında yabancı bir oyuncu oynatmaz takımında.
eksikliğe ya da karışıklığa rağmen oyun içinde ezeli rakibi karşısında bu kadar ezilmesi şanına yakışmadı. yenilmek önemli değil sonuçta futbol bu ama bu kadar ezik bir futbol kabullenmeyecek bir durumdur. ayrıca,
nistelrooy'un sezonu kapatmasından sonra şimdide Diarra'yı kaybeden takım. o da sezonu kapattı. real madrid ara transfer dönemini hareketlendirecek demektir bu.