dustin hoffman'ın oyunculuğu ile ders verdiği müthiş bir dram filmidir. Özellikle abi ile kardeşin kumarhane sahnesi ve son sahnesi ile akıllarda yer etmiştir. Forrest gump filmininde bu filmden etkilendiği son derece aşikardır.
ayrıca sountracki bir çok türk filminde veya tv programlarımızda kullanılmıştır.
--spoiler--
Aklımı kaçıracağım. Aklımı kaçıracağım. Ne fark eder be? Yani donunu nereden aldığın ne fark eder? Ne fark eder? Don dondur be. Nereden alırsan al don dondur. Cincinnati de don, buradada don. Ne düşünüyorum biliyor musun? Deliriyorum. Ne düşünüyorum biliyor musun Ray? Bence bu otizm resmen palavra. Çünkü bana senin orada bir yerde olmadığını söyleyemezsin.
--spoiler--
- galiba- finalinde çalan şarkı; zamanında haber bültenlerinde çalıyor diye merak eden ablam yüzünden birkaç yıl önce şikayet ede ede izlediğim güzel film.
90larda kanal d ana haber merkezinin jeneriğinde çalan şarkıyı soundtracklerinde duyup çocukluğunuza dönebileceğiniz bir film.
raymond adındaki ağabeyine çocukken rayman(rainman) diyen bir kardeşin yıllar sonra otistik ağabeyini bulması ve ona 6 gün içinde kanının kaynamasını konu alan filmde tom cruise'un 80lerdeki toy hallerini seveceksiniz.
ayrıca türkiye de bir yağmur adama sahiptir ki bilgi için: (bkz: mustafa erdem)
harika oyunculuklar ile bezenmiş muhteşem film. kaç kere izlenilirse izlenilsin aynı keyfi veren başyapıtlardan. dustin hoffman'ın oyunculuğuna ise şapka çıkartmak şart. hayran kalmamak elde değil doğrusu.
milan baros'un lakabıdır.bu lakabı geçen seneki 4-2'lik bol yağmurlu bir beşiktaş maçında hat-trick yaparak almıştır.yine yağmurlu bir hava,yine beşiktaş maçı,yine bir hat-trick neden olmasın?
mükemmel bir filmdir. bütün ödüllere layıktır. bir insan otistik bir adamı bu kadar iyi canlandırılabilir.ayrıca müziğini dinlediğinizde bir anda 90lara götürüyor sizi.
dustin hoffman'ın otistik rolünü oynamak için 6 ayını otistiklerin yanında geçirmesine sebebiyet veren filmdir. sırf bu yüzden **izleye değerdir.
(bkz: helal olsun)
yüksek işlevli otizme getirdiği bakış açısıyla olayla az buçuk ilgisi olan/bilen insanlara anüsleriyle gülmeyi öğreten "bir sevgi filmi" triplerinde bir holivud dramatizasyonu.
filmden anladığımız nokta ronald bass'ın herhangi bir ayırd yapmayla (muhtemelen fazla detaya girmek durumunda kalıp zekaen bunda başarılı olamadığından) uğraşamadığı ve yüksek işlevli otizmden anladığının "bağıran çağıran bebe gibi zıplayan, spastik-savant"lık olduğudur.
bass'a şunu belirtmek isterim ki*, yüksek işlevli otizm sahibi bir insan bağırıp çağırıp bilmemne tarihlerini ezberleyip, bilmemkaça kadar sayıp çocuk/şebek arası hareketler yapmaz.
ha eğer gerçek y.i.o bir insan nasıl olur diye sorarsanız, örneğini bile sunarım, ama bayağı bir afallarsınız.
o yüzden ilk şu ipuçlarını vereyim:
dört yaşına kadar konuşamamış, dört yaşından sonra konuşmaları genellikle "tekrarlardan" oluşan bir insan. belirli bir yaşa kadar paso yalnız takılan, asosyal(e yani), okulda, sokakta, envai ortamda dışlanan. yalnız bu amcamız teorik fizik konularında biraz aşmış, hatta fizik konusunda o zamana kadar kimsenin söyleyemediği bir takım şeyleri söylüyor ve fizikle hiçbir alakası olmayan bir işte çalışırken neredeyse bir anda otorite durumuna yükseliyor.
müziklerini duyunca mide bulandırmaya başlayan film. hans zimmer'ın süper aşmış bir besteci kardeşimiz olduğunu düşünmemle birlikte, bazı kanalların anahaber bültenleri bu filmin müziğini ana tema olarak kullandığı içün nefretimi kazanmıştır soundtrack.
dustin hoffman, Tom Cruise ve Valeria Golino'nun oyunculuk performansları ve filmin hikayesinin etkileyiciliğiyle akıllardan uzun süre çıkmayacak, her daim izlenebilecek sinema filmi.
hollywood'un insana duygulu bir anlatımla yaşam sevinci verirken gülümsetmeyi de ihmal etmediği iki başyapıtından birisidir.
diğeri malumunuz forrest gump'tır ki ikisinde de zihin engelli kişilerin neler yapabilecekleri etkili bir anlatımla gösterilmektedir.
buradan hareketle zaman zaman ısıtılan "sıra dışı" karakterleri canlandıran oyuncuların uzun gözlemler yapması yahut gözleme ne gerek var demesi şeklinde iki kutba ayrılarak aktarılan anlamsız tartışmaları anımsayabiliriz.
her oyuncunun farklı yaklaşabileceği bu mevzunun hiçbir sonuca varamayacağı aşikar olmasına rağmen neden ısıtılır durur anlamam.
"method acting"' gözlemsiz olamayacağı gibi bir bilim-kurgu karakterinde gözlemin tarih ilmindeki deney kadar anlamlı olacağı bellidir.
oyunculuğu dustin hoffman'ın gölgesinde kalan tom cruise'un zilyon kere take it easy dediği filmdir. hoffman'ın oyunculuğu, vegas'ın büyüsü ve hans zimmer'in müzikleri için izlenilmesi gereken bir klasik olan film le huitieme jour izlemeden önce aperitif niyetine alınmalıdır.
bu filmde bir kürdan sahnesi vardır akıllara zarardır! bi kova dolusu kürdan yere düşer. otistik arkadaşımız düşme esnasında kürdanların kaç adet olduğunu sayar. sonuç doğrudur!