ilk puzzle 2000 likti.* ancak 500 parçayı tamamlamıştık.ev arkadaşımın annesi şehir dışından gelmişti, akşam malum sahne:
anne- ne dağınıksınız siz öyle, o ne o masanın üstündekiler, yemek yenmiyo, topladım koydum kutuya.
ben- ne yaptın teyze ? *
şimdi evim puzzle dolu, bittikçe bir yenisi, bende yineleniyorum. şiddetle tavsiye edilir, farklı renkler alın ilk başta, aksi halde sıyırırsınız.
çocukken çok daha basitlerini yapmaktan zevk alırken unutulan, sonra sonra çok daha güzellerinin ortaya çıkmasıyla yeniden keşfettiğim şey. buraya kadar herkesin başına gelen mevzudur. geçenlerde aldım bir tane. ''öyle alengirli bir şey olmasın 500 parça kafidir'' dedim. sen misin diyen? şu aşağıda görmüş olduğunuz puzzle:
iki üç gecedir minicik parçaları birbirine tutturup ortaya resmi çıkarıcam diye gözlerim ağaç budağına döndü. o değil bırakamıyorum da. ne belaymış arkadaş.
sevgili hediyesidir, sevinir uğraşır gözünüz çıkana kadar o küçük küçük parçaları birleştirmeye uğraşırsınız sonra da ayrılır tüm emeklerinizi çöpe atarsınız.
Hayat bir puzzle misali olandı
Tek tek parçaları birleştirip bir bütün oluşturmak
insanın hayli zamanını alıyordu.
insan kimi zaman yanlış parçaları yan yana koyma girişiminde bulunsa bile
Gün gelince elbet doğru yeri buluyordu.
Gerekli olan biraz sabır,biraz çaba,biraz zamandı sadece...
Sonunda oluşacak tablonun görüntüsü her zaman merak konusuydu.
Parçaları birbirine kavuşturacak olan yolda düşünürek ilerlemek en doğrusuydu.
Gerekli olan biraz merak,biraz düşünce,biraz doğruydu sadece...
benim gibi aniden deliren, sabırsız ve maymun iştahlı birine göre asla değil. 1500 parçalık olanlarından çok değer verdiğim bir arkadaşım hediye etmişti, "yaa ben deliririm ne ki bu" da diyemedim, sırf ona verdiğim değer yüzünden hediyesini de değerlendirmeye kalktım, olmadı. cinnet geçirip bir poşete koyup gözümün görmeyeceği bir yere kaldırdım. allah rahmet eylesin.
Haftasonu küçük kuzenimin sabahıh 7sinde uyandırıp gözümü açar açmaz hadi puzzle yapalım demesiyle ağlasam mı gülsem mi durumunu yaşatan bir oyundur. Benim gibi sabırsız biriyseniz öyle hiç 3000liklere falan bulaşmayın derim.
önümüzdeki hafta eve kapanmam gerektiği için sıkıldıkça yapacağım şey. gittim aldım bir tane resmi bir piramit deve falan hoş yani. bitirince asarız eve hem bir işe yarar.
matematik çalışırken çok işe yaradığını gördüğüm tutkum. matematiği iyi olmayanlara özellikle tavsiye ediyorum. matematik çalışırken anlamadığınız bir yerine geldiğinizde ara verip 15 dakika puzzle yapın sonra anlamadığınız konuya tekrar bakın. anlayabildiğinizi göreceksiniz. bilimsel olarak ispatlanmış birşey değil. tamamen ders çalışırken sıkılıp, puzzle yaptığımda daha iyi anlayabildiğimi keşfettim. zihin mi açıyor napıyor bilemiyorum. herkeste aynı etkiyi yaratır mı onu da bilmiyorum. denemeye değer.
küçük parçaları birleştirmek suretiyle büyük resme ulaşmaya çalışmak, bu uğurda ömürden ömür tüketmektir.
bana kalsa çok gereksiz bir eylemdir. ne gerek vardır.
illaki illaki puzzle dense, 10 parçalı olanları candır, neymiş o 1000'lik 10000'lik falan.
başlamak için bin bahane uydururken başladıktan sonra da müptelası olunan en bi güzel uğraştır. bir süre sonra evinizin duvarlarını süsleyen çeşit çeşit, rengarenk, birbirinden güzel tablolara dönüşür. baktıkça emeğinizi görürsünüz, sevindirik olursunuz.
çok sabırsız birisi olduğum için bu yaşıma kadar bulaşmadığım ama oğlumun tam bir puzzle canavarı olması ile kendimi bir anda puzzle dünyasında bulduğum beni acayip geren uğraş. öncelikle oğlana küçük puzzle'ları almıştık, 50-100'lükler. onları zaten uzun zamandır yapıyordu. geçen 260'lık aldık bir tane, uzun uzun uğraşsın da biz de rahat edelim dedik, sıpa 2-3 saatte bitirdi. dedik bu basitti, biraz daha zor bir 260'lık aldık, onu da iki günde bitirdi. moto gp'li bir puzzle'dı, anatolian'ın. ne olduysa bende ondan sonra oldu, o puzzle kutusunda öyle durmuyordu ama bitince mükemmel bir renk ve görüntüsü olduğunu fark ettim ve hemen çerçeveletip astık. harika oldu. sonra dedik işi büyütelim, gittik bir tane 500'lük bir tane de 1000'lik puzzle aldık. bir de puzzle halısı tabiki. yalnız 2 günde yaparız dediğimiz puzzle'In ancak 4'te 1'i bitti bir haftada. ben bilmezdim hiç 500'lük puzzle'ın bu kadar zor olacağını. e oğlana da çok zor geldi tabi. bir sürü küçücük parça, bir sürü renk. fırsat buldukça yapmaya çalışıyorum ama çok kazık be sözlük. gittim bi de sandallı, denizli, zor bir tablo aldım, asınca güzel dursun diye evde. bakalım bitirebilecek miyiz? gözümde büyüyor valla, parçaları görünce bile içime afakanlar basıyor.
yemek yemek su içmek gibi bir şey olmayınca olmuyor uyumaya gidiyorsun aklına bir parça takılıyor uyuyamıyor ah ne lanet şeysin dedikten sonra sıcak yatağından kalkıyorsun parçayı takıp uykuya dalıyorsun.
yapması çok keyiflidir ama alışana kadar adamı delirtebilir de. en güzeli de o küçük parçalara ayrılan vakitten sonra ortaya çıkan bütünü duvara asıp karşısına oturup kahvenizi yudumlamaktır.